sektör sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
sektör sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

28 Şubat 2018 Çarşamba

Reklamcılık Bölümünden Mezun Olduk, Ne Yapacağız?

Dünya döndüğü ve modern teknolojilerin gelişimi devam ettiği sürece belirli mal veya hizmetin insanlara en doğru ve en yaratıcı şekilde yansıtılması gerekecektir. Bu süreçte kaptan kamarasında oturanlar daima reklamcılık bölümü mezunları olacak. Günümüzde üretim çıktılarının reklama olan ihtiyacı olmazsa olmazların arasında yer alıyor, bu ihtiyaçlara çözüm üreterek en iyi şekilde bu ürün yada hizmetleri piyasada sunmak reklamcılık bölümü mezunlarının temel işleri arasında.
Reklamcılık bölümünün temel amacı nedir?
Reklamcılık bölümünün temel amacı satılması istenen mal veya hizmet niteliğindeki bir ürünün belirlenmesi, detaylarının ortaya çıkartılması, kimlerin bu ürüne ihtiyacı olabileceği planlandıktan sonra en iyi reklam yöntemlerini kullanarak bu ögeyi insanlara sunmaktır. Reklamcılık oldukça geniş bir sektör olması nedeniyle, afiş, billboard, yol panoları, TV ve daha aklınıza gelebilecek birçok alan için ayrıca çalışma yapabilmektedirler.
Bu bölümden mezun olan her bir öğrenci reklamcılık sektörüne giriş yapma aşamasına gelmiş demektir, fakat genel olarak yorumlardan da yola çıkacak olursanız bu konuda ülkemizde verilen eğitimlerin çok fazla yerinde ve başarılı olmadığının altını çizmek gerekiyor. Yine de reklamcılık mezunu okuyup, çok iyi maaş ile çok iyi konumlarda görev alan sayısız Reklamcılık bölümü mezunu olduğunu unutmayın.
Reklamcılık bölümünde hangi dersler gösterilir?
Reklamcılık bölümü içerisinde iletişim ve medya ağırlıklı derslere program içerisinde yer verilmektedir. Reklamcılık lisans programı içerisinde görülen başlıca dersleri şu şekilde sıralayabiliriz; Reklam yönetimi ve stratejisi dersi, Tüketici Davranışı dersi, Reklam Yapımı dersi, Yaratıcı iletişim dersi, Sanat, Kültür ve Toplum dersi, Psikolojinin temel dersleri, Reklamcılığa giriş dersi, Akademik raporlama dersleri ve Pazarlamaya giriş dersleri. Bölüm içerisinde verilen bu derslere ek olarak seçmeli olarak alınması gereken zorunlu derslerin de olması gerektiğini unutmayalım.
Ülkemiz içerisinde eğitim veren üniversitelerin genel bir çoğunluğu Reklamcılık lisans eğitimi süresi boyunca yabancı dil eğitimini programlarına yerleştirmeyebiliyor. Fakat özellikle ileri zamanlarda ve iş hayatına atıldığında ekstradan yabancı dil bilmek kolay iş imkanı ve kalifiye eleman olma gibi özellikleri de yanında getirebiliyor. Reklamcılık bölümü içerisinde yer alan dersleri başarıyla tamamlayan öğrenciler üzerinde bölüm adı yazan diplomayı alır ve “Reklamcı” unvanının sahibi olur.
Reklamcılık bölümü için uygun muyum?

Reklamcılık bölümünden mezun olduktan sonra başarıyla iş hayatına da atılabilmeniz için en temel esas reklamcılığa karşı bir ilginizin olması ve bunun yanı sıra reklamcılığı kariyeriniz olarak görebilme isteğinizdir. Reklamcı olmak isteyen kişilerin hem normalin üzerinde bir genel yeteneğe sahip olması hem de genel kültür seviyesinin yüksek olması gerekir. Reklamcılık bir nevi pazarlamacılık olduğu için kişinin sosyoloji, psikoloji ve sanata karşı ilgisi olması gerekir.
Başarılı reklamlar meydana getirebilmek için ise gerçekten yaratıcı bir hayal gücü ve hayal gücü ile mizah anlayışını yaklaştırabileceği bir hayal dünyası sahibi olunmalıdır. Yeniliklere açık, girişimci, düşünceleri ile başkalarını etkileyebilme gibi özellikler de temel olarak bu alanda eğitim almak ve reklamcılığı icra etmek isteyenlerin sahip olması gereken özelliklerin arasında yer alır. Eğer bu özellikleri eksiksiz olarak sahip olduğunuzu ve sahip olduklarınızı da bu alan üzerinde geliştirebileceğinizi düşünüyorsanız reklamcılık sizin alanınız olabilir demektir.
Reklamcılık mezunu özel sektörde ne yapar?
Reklamcılık bölümü lisans mezunlarının ön lisans mezunlarına oranla özel sektör içerisinde herhangi bir alanda çalışması çok daha kolay ve iş olanakları bu bölümün mezunları için daha fazladır. Dünya döndüğü sürece mutlaka yeni bir ürün veya hizmetin insanlara reklamlar ile sunulması gerekecektir. Bu da özel sektör içerisinde veya kamu sektörü içerisinde reklamcılık mezunlarına düşen payın her daim olacağı anlamına gelir.
Reklamcılık firmaları ve ajansları: Yerli veya yabancı ülkemiz içerisinde yer alan veya ülkemiz dışında yer alan birçok ünlü reklam firması bulunmaktadır. Bu reklam firmaları içerisinde reklamcılık mezunları kendilerine iş bulabilmektedir.
Halkla ilişkiler: Gerekli temel eğitimi almış oldukları için Reklamcılık mezunları Halkla ilişkiler alanında da çalışma yapabilirler. Fakat, halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümü ile reklamcılık lisans eğitiminin aynı şeyler olmadığını ve sıklıkla karıştırılabildiğini de belirtmekte fayda var.
Matbaalar: Matbaalar özellikle broşür ve reklam kampanyası için başvurulan ilk adımlardan birisidir. Birçok büyük matbaa içerisinde ayrıca reklamcılık mezununa yer vererek müşterilerine daha uygun ürünler sunmayı hedeflemektedir.
Herhangi bir ürün veya hizmet firması: Ülkemiz içerisinde yer alan büyük veya küçük birçok işletmenin reklama ihtiyacı olduğu bir gerçek. Fakat reklamcılık ajanslarına sürekli çıkartılan maliyetler yerine kendi içlerinde ayrıca reklamcılık birimi oluşturmak maliyeti düşürmek açısından çok daha uygun olabiliyor. Reklamcılık mezunları özellikle bu alanlar içerisinde kendilerine iş bulabilirler. Günümüzde en çok iş olanağının da bu alanda olduğunu belirtmek gerekiyor.
Medya kuruluşları: Yazılı veya sesli fark etmeksizin günümüzün devlerinden en küçüklerine kadar her türlü medya kuruluşunun içerisinde reklamcılık mezunlarına ayrılan daima bir yer mevcut. Medya kuruluşlarının özellikle tanıtım, planlama, reklam veya halkla ilişkiler gibi departmanlarında reklamcılık mezunlarının görev alabilmesi mümkündür.
Özel Kampanyacılık: Reklamcılık mezunları genellikle bir reklam kampanyasını oluşturabilecek kadar donanıma eğitim safhasında ulaşırlar. Dolayısıyla daha sonraki aşamalarda dilerlerse proje bazlı olarak özel veya kamu da çalışabilirler.
Özel Danışmanlık: Reklamcılık mezunları, reklamcılık ajansları ve özel firmaların reklamlarına özel danışmanlık servisi sağlayabilir.
Reklamcılık bölümü mezunu kamu sektöründe ne iş yapar?
Reklamcılık bölümü mezunlarını özel sektör içerisinde olduğu kadar aynı şekilde kamu sektörü içerisinde de bekleyen bazı karlı fırsatlar bulunmaktadır. Fakat alanının geniş olması ve daha yüksek maaş beklentisinin karşılanması nedeniyle reklamcılık bölümü mezunlarının büyük bir bölümü özel sektör içerisinde çalışmayı hedefler. Nitekim özel sektör içerisinde reklamcılık pozisyonunda bir işte çalışarak meslekte yükselebilmek hem çok daha kolay hem de çok daha karlı olabilmektedir.
Kamuya ait kurum ve kuruluşlar: Kamuya ait olan kurum ve kuruluşların büyük bir bölümü içerisinde reklamcılar; Halkla ilişkiler, reklam ve tanıtım gibi farklı alanlarda kendilerine uygun pozisyonda çalışabilme imkanına sahiptir.
Devlet basın organları: TRT gibi devlete ait olan yayın kuruluşları içerisinde reklamcılığı sağlamaktan sorumlu kişiler olarak görev alabilmeleri mümkündür.
Devlet radyoları: Devlete ait olan radyolar içerisinde en kaliteli reklamları dinleyicilere sunmak için reklam birimleri içerisinde görev alabilirler.

26 Şubat 2018 Pazartesi

LOJİSTİK 7 / Geleceğin lojistikçileri için öğütler

Tamer Ashraf
Okulların kapanma zamanı geliyor. Öğrenci kardeşlerim çok çalıştıklarına ve çok yorulduklarına emin olduğum bir dönemi geride bırakıyorlar. Güzel bahar günlerini ders çalışarak, ödev veya proje yaparak, kalabalık sınıflarda ders dinleyerek, imtihanlarda soruları cevaplayarak geçirdiler. Bu işkencenin güzel yaz günlerinde de sürmemesi için yaz tatili uygulaması yapıyoruz. Bu günlerde üniversitelerden veya yüksek okullardan bir çok öğrenci kardeşimle maillerle, konferanslarım sırasında veya iş yerime yaptıkları ziyaretlerde yüz yüze görüşme şansı buldum. Onlara yaptığım öğütleri sektörümüzle paylaşmak istiyorum. Sizlerden destek bekliyorum.

Üniversite veya yüksek okullarını bitiren öğrenciler, kariyerlerine öncelikle büyük şirketlerde işe başlayarak adım atmak istiyorlar. 


Günümüzde lojistik konusunda çağdaş anlamda çalışan kuruluş sayısının iki elin parmaklarından az olması, bu kuruluşlarda çalışanların görevlerini en üst seviyede yapabilecek kapasitede kişilerden seçilmiş olması nedenleriyle, kolayca iş bulma şansları olamamaktadır. Erkek mezunlar için askerlik önlerinde aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır. 

Erkek olsun, bayan olsun tüm mezunlar için ortak bir önerim olacak. Okulu bitirdikleri an kendilerini iş üretecek, bir grup içine girdikleri an verimli çalışacak bir durumda görmesinler. Bazı mezunların okulu bitirir bitirmez kendilerini aranan elemanlar listesinde en başta hissettiklerini görüyorum. Beklentilerimiz elbet yüksek olmalı ancak ulaşılabilir olması da gerekmektedir.

Okudukları dersler genel amaçlı dersler olup, üniversiteler bizlere sadece nasıl öğrenebileceğimizi öğreten kurumlardır. İş hayatı, okulunu yeni bitiren kişiler için ilk yıllarda okul olmaya devam edecektir. 


Bu nedenle bayan mezunların en az 5 yıl, erkek mezunların da askerlik hariç 5 yıl eğitimlerine iş yaşamlarında devam etmekte olduklarını bilmeleri gerekmektedir. İş yaşamının ilk 5 yılı üniversiteler gibi paralı olmasa da yüksek getirinin beklendiği bir süre olmamalıdır. Bu süre üniversitelerde öğrendiklerimizi kullanabileceğimiz bir dönemdir. Bu dönem içinde ileride yapmayı istediğimiz iş kolunda olabildiği kadar çok şey öğrenmek durumundayız. 

Önerim yeni mezun kardeşlerimin ücreti ne olursa olsun iş hayatlarına küçük organizasyonlarda başlamalarıdır. Bu sayede işleri ile ilgili geniş bir çerçevede çalışmak ve işlerinin tüm detayları ile birlikte yatay ilişkilerini de öğrenme fırsatı bulacaklardır. Küçük ölçekli iş yerlerinde çok şey, az sayıda yapılmaktadır. Bu da öğrenmenin en kolay ve zevkli yanıdır. Bunu iş öğrenme dönemi olarak nitelendiriyorum.

İlk 5 yıllarını tamamladıklarında çalıştıkları iş yerinin onlar için ileride neler hazırladığını araştırma zamanı gelmiştir. Yeni bir işe başlayıp başlamama kararını verecekleri zamandır bu. Yeni bir iş onlar için daha büyük kapasitede bir iş potansiyeli olan iş yerleri olacaktır. 


Büyük kapasite, yapılan işte ihtisaslaşmayı ve kendini kurumsal bir ortamda belli bir konuda geliştirmeyi ifade etmektedir. Bu iş yerinde yapacakları çalışma sırasında eski iş yerlerinde öğrendikleri diğer disiplinlerle ilgili bilgiler onlara büyük fırsat sağlayacaktır. 

Departmanlar arası ilişkinin rahat kurulması, birbirlerinin işlerini bilmeleri, ekip çalışmasını kolaylaştıracak ve iş verimlerini arttıracaktır. Bu da işlerinde hızlı yükselmelerini sağlayacak bir avantajdır.


Bu sayede küçük iş yerlerinin ucuz maliyetli eleman ihtiyacı giderilecek, büyük iş yerlerinin de pazarı ve iş yapma şekillerini geniş çerçevede gören eleman ihtiyacı için ön çalışmalar yapılabilecektir.

Bu konuyu sektörümüzde bir kural olarak uygulamayı öneriyor ve sektör dergileri ile sektör derneklerini çalışmaya davet ediyorum. 


Yeni mezun kardeşlerimizin iş yerlerinde görev alabilmesi için kuruluşlarımız eleman ihtiyaçlarını UTİKAD, UND, LODER, KARİD gibi derneklere bildirebilirler. 

Sektör dergileri de sayfalarında eleman arayan kuruluşların adreslerini verebilirler.

Bir diğer konu ise yaz stajları ile ilgilidir. Ara sınıfları bitiren kardeşlerimiz 2-3 aylık yaz tatillerinde sektörü tanımak amacıyla staj yapmak istemektedirler. Tek tek sektördeki kuruluşları dolaşmaları zor olmaktadır. Bu kardeşlerimiz için de derneklerimizin ve sektör dergilerimizin bir çalışma yapmasında yarar görüyorum. 


Derneklerin üyelerine yapacakları basit bir duyuru, kaç tane stajyer alabilecekleri konusunda bir potansiyel tespitini sağlayacaktır. Bu kuruluşların isim ve adreslerinin de dergilerde basılması ile öğrenciler hangi kuruluşlarla temasa geçeceklerini bileceklerdir. 

Stajların dağıtımının sektör dernekleri tarafından da yapılması mümkündür. Stajlarda ileride bizlerle beraber çalışabilecek kardeşlerimizi tanıma şansı bulacak, onlara sektörümüzün zorluklarını ve fırsatlarını ileteceğiz. 

Geleceklerini şekillendirmeleri açısından stajlar son derece önemlidir. İleride iş ve meslek seçiminde düzgün değerlendirme şansları olacaktır.

Gençlerle ilgilenmenin sadece bir yurttaşlık görevi olmadığına inanıyorum. Onlarla çeşitli konferans, panel, tartışma ve görüşmelerde beraber oluyorum. Zor şartlar altında yaşayan, eğitimlerini tamamlamaya çalışanları görüyorum. 


Yarınlarına umutla bakmaya gayret eden, öğrendiklerini uygulama fırsatını arayan, pırıl pırıl zekaları ve çalışma azimleri ile bizlerin yarını gençler. Bir gün taşıdığımız bayrağı bırakma zamanı gelince teslim edeceğimiz eller onların ki olacaktır. 

Sağlam ellere işlerimizi devredebilmek için o elleri, kolları ve beyinleri güçlendirmemiz gereklidir. Bunu da onlarla okul sıralarında tanışmakla, derslerine yardım etmekle, kaynak yaratmakla, tezleri ile ilgilenmekle, okul zamanları dışında ellerimizde mevcut kaynakları paylaşmakla, stajlarını sağlamakla ve mezun olduklarında yanımızda yer göstermekle sağlayabiliriz.

Lojistik sektörünün üst yöneticilerinin, ara yöneticilerinin, çalışanlarının, derneklerinin ve basınının bu desteğin parçası olmaları için bir araya geleceklerine inanıyorum. Birlikte çalışmak için uzatılacak ellerin boş kaldığı görülmemiştir. Yeter ki siz elini ilk uzatan olunuz.

Tüm kardeşlerime sınavlarında başarılar ve dinlendirici bir yaz tatili diliyorum.

18 Temmuz 2019 Perşembe

Yeni mezunları iş hayatına hazırlayan program: İlk Fırsat

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




İş hayatına geçiş yaparken eğitim ve yetkinlikler oldukça ön plana çıkabiliyor. Özellikle devlet üniversitelerinden yeni mezun olan gençleri iş hayatına hazırlamayı amaçlayan “İlk Fırsat” programı, gençler arasında fırsat eşitliği yaratmayı hedefliyor. Programın çıkış noktasını ve merak edilen diğer detayları, Esas Sosyal Kurucu Direktörü Filiz Bikmen’den dinledik…

İlk Fırsat Programı nedir? Biraz anlatabilir misiniz?

İlk Fırsat Programı, Şevket Sabancı ve ailesinin sosyal yatırımlarının kapsamını, hayırseverlik geleneğinin üzerine inşa ederek genişletmek amacıyla kurdukları Esas Sosyal’in ilk sosyal yatırımı. 
2016’da başlayan program, devlet üniversitelerinden yeni mezun olan gençlerin, ilk iş deneyimlerini Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarında 12 ay tam zamanlı ve maaşlı yaşamalarını sağlıyor. 
Katılımcıların maaşları Esas Sosyal ve kurumsal destekçiler tarafından karşılanıyor. Gençlere faydasının yanı sıra iş gücü maliyetinin olmaması ve STK bilinci gelişen bir neslin iş dünyasına kazandırılması, STK’lar için de önemli bir fayda…

Programın hedef kitlesi tam olarak kimler?

Hedef kitlemiz, herhangi bir devlet üniversitesinden yeni mezun olan ve daha önce tam zamanlı iş deneyimi olmayan gençler. Bu gençleri zorlu kariyer yolunda desteklemeyi ve onları iş hayatına hazırlamayı amaçlıyoruz.

Programı oluşturma süreci nasıl gelişti? Nasıl bir düşünceyle yola çıktınız?

Gençlik ve istihdam programının stratejisini oluşturmak için yapılan Gençlik ve İstihdam Odak Grup Araştırması’nın sonuçlarını incelediğimizde, üniversiteden yeni mezun olan kişiler arasında işsizliğinin daha yüksek olduğunu gördük. Araştırmaya göre genç işsizliğinin en önemli nedenleri; fırsat eşitsizliği, mezun olunan üniversite, deneyimsizlik ve referans eksikliği. 

Gençler mezun olduktan sonra ortalama 13 ay işsiz kalıyor ve maalesef bu süreçte özgüvenlerini de kaybediyor. 
Anadolu’daki üniversitelerden yeni mezun olan gençleri ise fırsat eşitliği açısından kariyerlerine başlama noktasında biraz daha fazla desteklemek gerekebiliyor. 
Bu nedenle biz de Esas Sosyal olarak bu sorunun çözümüne katkı sağlamak adına bir program stratejisi geliştirdik. Yeni mezunlar için kapsamlı bir üniversiteden işe geçiş programı sunmayı hedefledik.

Sistem nasıl işliyor?

Yeni mezun kişilerin okudukları okul yerine, gelecek potansiyellerinin değerlendirildiği bir sistem temelinde çalışıyoruz. 

Sürece katılacak kişileri, Esas Sosyal ve STK yöneticilerinin de yer aldığı bir görüşmeyle seçiyoruz. 
Online ve yüz yüze mülakatlara ek olarak, adayları işe uyum ve kişilik envanteriyle değerlendiriyoruz.
Programa seçilen katılımcılar, ilk işlerini deneyimlerken, aynı zamanda 21. yüzyıl becerileri alanında eğitimler alıyorlar, mülakat etkinlikleriyle iş arama süreçlerine hazırlanıyorlar ve mentorlardan (%75 özel sektör) destek alıyorlar.


Mülakatlar nasıl geçiyor, nelere dikkat ediyorsunuz?

Ben örgütsel psikoloğum. Ayrıca yaklaşık 20 yıldır STK’lar ve vakıflarla çalışıyorum. 

Bu nedenle İlk Fırsat’ın tasarım aşamasından beri içinde olmaktan çok mutluyum. 
Programın gençlere ve STK’lara ne kadar faydalı olduğunu görüyoruz. Gençlerin birçoğunun ilk mülakatı oluyor, doğal olarak heyecanlılar. 
Bunu gidermek için “Sizi elemek için değil, kazanmak için buradayız” diyorum. Bu onları rahatlatıyor, rahat olunca da kendilerini daha iyi ifade edebiliyorlar. 

Bu süreçte adayları tanıyıp, başvurduğu kurum ve işe uyumluluğunu değerlendiriyoruz. Detaycı mı? Yaratıcı mı? Takipçi mi? Aynı anda birçok şeyi yapabiliyor mu? 
Kriz durumlarında ilişkileri nasıl yönetiyor? Bunlara dikkat ediyoruz. 
İş hayatındaki potansiyel başarısı hangi okulda okuduğundan daha önemli bir faktör. Bu nedenle çok kapsamlı ve gençlerin dostu olan bir mülakat süreci tasarladık.

Peki sonuçlar nasıl? Bugüne kadar neleri değiştirdiniz?

Kısa sürede büyük başarı yakalayan programımızı yaygınlaştırmak, özel sektör kurumlarıyla görüşme yaparak işe alım süreçlerinde yeni mezunlara eşit fırsat sunma konusunda farkındalık yaratmak ve ekosistemi genişletmek üzere çalışmalarımız olumlu sonuçlar verdi. 

İlk Fırsat Programı’ndan mezun olan gençler, bugün itibarıyla 47 kurum tarafından istihdam ediliyor. (%40’ı özel sektör) Bugüne kadar yapılan 13 bin başvuru arasından 95 genç 22 STK’da tam zamanlı çalıştı. 250 saat eğitim ve mentorluk desteği aldı. 
Katılımcıların program bitmeden iş teklifi alma oranı %80 iken, programı tamamlayanların %94’ü yeni işine hızla geçiş yaptı. 

İş dünyasında “gençlik istihdamı” alanında düşünce lideri olmak yönünde adımlar atmaya devam ediyoruz.

İş arayan gençlere neler tavsiye edersiniz?

Kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri çok önemli. Konferans, seminer gibi etkinliklere katılarak mümkün olduğunca çok kişiyle tanışıp iletişim içinde olsunlar. 

Okul sonrası part-time iş, staj, okulda gönüllü çalışmalarda yer alsınlar, hayat ve iş deneyimlerini arttırsınlar, aynı anda birden fazla işi yönetme gibi beceriler kazansınlar.

İnsan kaynakları profesyonellerinin işe alım sürecinde çok önemli bir rolü var. Son olarak İK’cılara neler söylemek istersiniz?

İK profesyonellerinin işe alım süreçlerinde gençlerin potansiyelini değerlendirerek fırsatlar yaratması çok değerli. 
Bu nedenle, hangi üniversiteden mezun olduğunu ön planda tutmadan gençleri “yetenekleri ve yetkinlikleri” ile değerlendirmelerini öneriyoruz. Bu değerlendirme gençler arasında fırsat eşitliğini sağlamak açısından oldukça önemli.


Yeni mezunlara özel mülakat tavsiyeleri




İş hayatındaki hemen herkes için mülakat süreci biraz heyecan verici biraz da streslidir. Üniversiteden yeni mezun olan kişiler içinse bu süreç biraz daha bilinmeyenlerle dolu. 

İnsan kaynakları danışmanı Ümmühan Ballı, yeni mezunlara özel mülakat tavsiyeleriyle Kariyer Rehberin’de!

Mezun oldun ve elinde diplomanla kafanda müthiş bir soru var: “Ben şimdi ne yapacağım?” İş hayatına atılacağın bu dönemde önünde uzun bir kariyer yolu olduğunu söylemeliyim. 
Bu kariyer yolunda yürüyebilmen için de mülakatlar olmazsa olmaz! Senin için oldukça yeni bir deneyim olan mülakat süreçlerini en iyi şekilde atlatabilmen için yapman ve yapmaman gerekenler hakkında işte sana küçük birkaç not:

Seçici olmakla zor beğenen olma ayrımını yap

İş seçimi ya da kurum seçimi yaparken ince eleyip sık dokuman önemli bir beceri, ama lütfen bunu tecrübenin olmadığı ve iş hayatına sıfırdan başladığın bu dönemde yapma. 

Elbette ki ilk bulduğun işte çalış demek istemiyorum; ama hiç tecrüben yoksa çok fazla seçici olman da sana sadece zaman kaybettirecektir.

Kişisel portfolyonu oluştur

Diploman, sahip olduğun sertifikalar, katıldığın eğitimler ve varsa referans yazılarını içeren güzel bir dosya hazırlaman, mülakat sürecine ne kadar önem verdiğini gösterir. 
Hatta bu dosyaya üniversite sürecinde yaptığın ve başvurduğun pozisyona da uygun olan bir çalışmanı eklemen, seni daha da öne çıkaracaktır.

Kurum ve sektör hakkında bilgi edin

Görüşmeye gittiğin pozisyonun, ilgili sektörde hangi görev ve sorumlulukları aldığını ve o sektörün o pozisyondan beklentilerinin neler olduğunu mülakat öncesinde bilmen iyi olacaktır. 

Örneğin; iplik üretimi yapan bir işletmede kalite mühendisliği pozisyonuna başvuruyorsan, iplik sektöründe kalite yönetiminde nelere dikkat edildiğini bilmen, iş için ne kadar istekli olduğun konusunda görüşmecinin fikir edinmesini sağlayacaktır.

Dış görünüşüne özen göster

Giyim tarzına ve kişisel bakımına dikkat ederek mülakata gitmen oldukça önemlidir. 
Biz İK’cılar bunu bir ilk izlenim olarak yorumlarız. Bu nedenle temiz, düzgün ve sade bir şıklıkta mülakata gitmelisin.

Zamanlamaya dikkat et

Mülakata vaktinde gitmek, her zaman artı puan kazandıran bir davranıştır. 
Hatta zamanında gitmek yerine 15 dk daha erken mülakat yerinde olmanda fayda var; çünkü bazı kurumlar manuel iş başvuru formu doldurmanı isteyebilir. 
Böyle bir durumla karşılaştığında form doldururken harcayacağın zaman, mülakat sürecinden çalacağından kalan zamanda kendini yeterince ifade edemeyebilirsin.

Doğru kariyeri seçmene yardımcı olacak 5 soru




Kariyer seçimi söz konusu olduğunda önümüzde bir sürü seçenek varmış gibi görünür, ancak seçeneklerin çokluğu işimizi kolaylaştırmaktan çok zorlaştıran bir faktör. Hangi yolun doğru olduğuna, hangi mesleğin daha çok verimli olmamızı sağlayacağına karar vermek oldukça güç. Bu noktada şu soruları sormak işine yarayabilir…
Hangi kariyer planının peşinden koşacağına karar vermeden önce düşünmen gereken pek çok faktör var. Bu faktörleri detaylıca düşünmek, yolunun aydınlanmasını sağlayacaktır. İşte bu amaçla senin için kariyer seçimine yardımcı olacak bazı önemli soruları derledik.

Ne yapmaktan zevk alıyorsun ya da hangi işlerde iyisin?

Doğduğun günden beri “tutkunu takip et” lafını birçok kez duymuşsundur. Birçok insanın kafasında net tutkuları varken, birçoğu kendini tutkulardan ve ilgi alanlarından oluşmuş bir labirentte kaybolmuş halde bulabilir.
Asıl konu sevdiğin ya da yapmakta iyi olduğun işin peşinden koşmakta değil. Asıl problem onlar üzerinde harekete geçebilmek ve arzunu ateşleyebilmek. Tutkulu ya da ilgili olduğun şeyleri birer başlangıç noktası olarak gör. Eğer bir sonraki Stephen King olmayı istiyorsan kendini yazmaya ver. Diğerlerine tavsiye vermede ya da koçluk yapmakta mı iyisin? O zaman eğitmenlik ya da özel öğretmenlik senin için doğru seçenek olabilir.

Terfi odaklı mısın?

Motive olmak iş memnuniyeti açısından önemli bir etken. Motivasyonun sebepleri insandan insana değişebilir ama genel olarak iki ana motivasyon türü vardır: Terfi odaklı ve çalışmayı koruma odaklı motivasyon.
Terfi odaklı profesyoneller, her zaman yaratıcı ve girişimcilerdir. Onlar hızlı çalışır, yeni fırsatları kaçırmaz ve soyut düşünürler. Bunun negatif yönü ise aşırı iyimser olmaları ve büyük hatalar yapmaya açık olmalarıdır.
Çalışmayı koruma odaklı profesyoneller ise duruma tam ters yönden bakar. Elde ettikleri pozisyonu korumak ve bütün çalışmalarını ve kazanımlarını muhafaza etmeye odaklanırlar. Bu profesyoneller planlamayı, güvenilirliği, titizliliği ve analitik düşünmeyi tercih ederler. Öte yandan bunların ikisinden birini seçmek zorunda değilsin. İkisinin de iyi yönlerini alıp bir sentez yapabilirsin.

Kişiliğin için en iyi ortam hangisi?

Önemli olan içe dönük veya dışa dönük olup olmadığını belirlemek, çünkü bu iki kişilik türü ihtiyaçları bakımından çok farklıdır. İçe dönük bir insan, belki de sessiz bir araştırmacı rolünde olmak isterken, dışa dönük insan meşgul, sesli bir satış ofisini tercih eder.

Nasıl bir yaşam tarzı istiyorsun?

Kariyer hayatında önemli olan şey seçtiğin kariyerin sunduğu hayat tarzının sana uygun olup olmadığı. Bu konuda düşünmen gereken pek çok faktör var. 9-5 çalışmak mı istiyorsun, yoksa 7-24 seyahat edebileceğin aktif bir pozisyon mu? Elbette maaş beklentin de çok önemli. Her sektör ve her pozisyon çalışanlara istediği oranda ücret ödemeyebiliyor. Kimi sektörde manevi tatmin daha yüksekken kimi sektörde maddi kazanım manevi tatminin önüne geçebiliyor.
“Yılda 150 bin dolar kazanmak ya da istifa etmek” gibi iki net ayrımdan söz edemeyiz. Senin için kabul edilebilir olanın son derece bireysel olduğunu ve seni en rahat ettirecek şeyi yapmanın önemini belirtmekte fayda var.

Nerede yaşamayı istiyorsun?

Her kariyer için bu gerekli değil, fakat nerede yaşayacağına karar vermek kariyer arayışında önemli bir nokta olabilir. Gideceğin yerlerde sunulan yaşam tarzı hakkında tekrar düşün. Her köşesinde restoranlar ve kültürel cazibe merkezleri olan metropol yaşam tarzını mı arıyorsun yoksa kırsal ortamın güzelliğine ve sessizliğine mi ihtiyacın var?
Hangi kariyerin senin için doğru olduğuna karar vermek zor bir süreç olabilir. Doğrudan bir yol bulmaya odaklanmak yerine, önce kendi ihtiyaçlarını ve hedeflerini belirle ve ardından bunları elindeki seçeneklerle sentezlemeyi unutma.

23 Ekim 2024 Çarşamba

Temiz enerjide yeni yol haritası sektör yatırımlarına ivme kazandıracak

Rüzgar, Güneş ve enerji verimliliği sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, temiz enerjide yeni yol haritasının sektörde yatırımlara hız kazandıracağı görüşünü paylaştı.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın "Enerji Dönüşümü - Yenilenebilir Enerji 2035" tanıtım toplantısında açıkladığı yeni yol haritası sektörde olumlu yankı buldu.

Şu an yaklaşık 30 bin megavat olan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün, 2035 yılına kadar 4 kat artırılarak 120 bin megavata ulaştırılması hedefleniyor.

Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı, AA muhabirine, güneş enerjisinde 800 megavat ve karasal rüzgar enerjisinde 1200 megavat olmak üzere toplam 2 gigavatlık yeni Yenilenebilir Kaynak Alanı (YEKA) yarışmalarının duyurulmasının enerji sektörü açısından sevindirici olduğunu söyledi.

Sıradaki YEKA projelerinin duyurulmasının sektör oyuncularının önlerini görmeleri açısından çok değerli olduğunu dile getiren Kalaycı, "Belirtilen takvime uygun gidilmesi, dönem içinde ertelemelerin olmaması gerekiyor. Zaman kaybetmeden bu projeleri devreye almamız, 2035 ve 2053 hedeflerimizin gerçekleşmesine önemli katkı sağlayacak." diye konuştu.

"YEKA'da düzenleme yetkisi artık Bakanlıkta"

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Genel Sekreteri Hakan Erkan da YEKA'da düzenleme yetkisinin artık Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında olacağını ve geçmişte yaşanan tecrübeler dikkate alınarak yeni bir model ortaya koymaya çalışıldığını aktardı.

Yatırımların hızla devreye girmesinin sağlanacağını belirten Erkan, "İlk 60 ay süresince üretilen elektriğin serbest piyasa fiyatlarından sisteme satılması imkanı tanınacak ve bu dönemde serbest fiyat için kilovatsaat başına 4,95 dolar/sent taban fiyat uygulanacak. Sonraki 20 yıl için ihale fiyatından alım garantisi olacak ve ihalede şartnamede belirtilen taban fiyat altına inilmesine izin verilmeyecek. Yarışmada taban fiyata gelen yatırımcılar varsa, kapasite bedeli üzerinden ayrı bir yarışma yapılacak. Taban fiyat uygulaması sayesinde finansman bulunması kolaylaşacak." ifadelerini kullandı.

Erkan, kalan lisans süresince serbest piyasa fiyatından sisteme satış yapılabileceğini, YEKA'larda asgari yerlilik şartı ve iletim bedeli muafiyeti bulunacağını bildirdi.

Uluslararası yatırımcıları da çekebilmek için uluslararası tahkim ile birlikte döviz bazlı fiyat alım fiyatı uygulanacağını vurgulayan Erkan, "Yeni bağlantı şekli önerileri sektör açısından önemli bir gelişme. Böylelikle, mevcut kapasite kısıtlarına takılmadan aynı bağlantı noktasında ve şebekeye enerji vermeden kurulacak öz tüketim amaçlı çatı GES'lere kapasite tahsis edilmesi sektöre YEKA'lardan sonra ikinci can suyu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Sanayide yüzde 30 enerji tasarrufu sağlamak mümkün"

Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Ahmet Erdem de enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve iklim hedeflerine ulaşmak için enerji verimliliği uygulamalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilk eylem planının uygulanması ile 2017-2023 döneminde Türkiye'de 8,5 milyar dolar yatırım yapıldığını, ikinci eylem planında yatırım hedefinin yaklaşık 2,5 kat arttığına işaret eden Erdem, şöyle konuştu:

"İlk küresel durum değerlendirmesine göre, iklim hedeflerine ulaşılması için enerji verimliliğinin iki katına yükseltilmesi gerekiyor. COP28 zirvesinden önce iddialı enerji verimliliği hedeflerinin ortaya konulmasını çok olumlu karşılıyoruz. Enerji verimliliği çalışmaları ile sanayi sektöründe yüzde 30 enerji tasarrufu sağlamak mümkün. Diğer taraftan bina sektöründe ısı kaçaklarının giderilmesi, iklimlendirme sistemini iyileştirilmesi ve elektriği verimli kullanan cihazlar ile bina sektöründe de yüzde 50'ye yakın tasarruf potansiyeli bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamu binalarına getirilen 2030 yılına kadar yüzde 30 enerji tasarrufu sağlama hedefi kamunun bu alanda bize öncü rol üstlendiğini gösteriyor."

"Deniz üstü rüzgar hedefimiz aynı"

Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Derneği Başkanı Murat Durak, yeni hedefler yanında elektrik altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmaların da memnuniyet verici olduğunu ifade etti.

Elektrik şebekelerinde alternatif ve doğru akım konularında çalışmaların önemine işaret eden Durak, "Türkiye'nin RES ve GES kapasitesini kullanması açısından hedefleri oldukça olumlu karşılıyoruz. Bunun yanında, deniz üstü rüzgar enerjisinde hedefimiz aynen devam ediyor. Bununla ilgili ihale detaylarının açıklanmasını da isterdik." değerlendirmesinde bulundu.




30 Eylül 2024 Pazartesi

Yatırımlar Mısır'a kayıyor



SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Türkiye’de artan maliyetlerin yanı sıra baskılanan kur nedeni ile yurtdışında fiyat tutturmakta zorlanan hazır giyim üreticileri, yönünü Mısır’a çevirdi.


Realkom ve FG Group gibi birçok şirket ise sıfırdan yatırım için ülkede incelemelerde bulunuyor.

Türkiye’de artan maliyetlerin yanı sıra baskılanan kur nedeni ile yurtdışında fiyat tutturmakta zorlanan hazır giyim üreticileri, yönünü yurtdışına çevirdi. Hedef pazarlar arasında yer alan ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) avantajının da etkisiyle Mısır bu alanda öne çıkan ülkeler arasında başı çekti.

Ülkenin en büyük yatırımcıları arasında yer alan Yeşim Tekstil ve Taypa, Mısır’daki yatırımlarını büyütme kararı alırken Realkom ve FG Group gibi birçok şirket ise sıfırdan yatırım için ülkede incelemelerde bulunuyor. Birçok şirket ise bölgede yerel ortak ile fason üretim seçeneklerini araştırıyor.

Mısır Lirası’nın yılbaşından bu yana yüzde 25’e yakın devalüe olmasının da etkisi ile son 4-5 haftada ülkede yatırım ve işbirliği trafiğinin hızlandığını dile getiren sektör temsilcileri, somut adımlar için seçim sonrasını işaret ederken Türkiye’nin yüzde 60’ı seviyesinde kalan çalışan verimliliğinin kafalarda soru işaretlerine yol açtığını dile getirdi.

Önümüzdeki yıllarda 500 milyon dolarlık yeni yatırım 

Hali hazırda Mısır’da 35 Türk şirketi faaliyet gösteriyor ve bu şirketler Mısır’ın tekstil ve konfeksiyon pazarının üçte birini yönetiyor. Bu da yaklaşık olarak 1,5 milyar dolarlık yatırım anlamına geliyor. 2023 ve 2024 yıllarında ise artan ilginin de bir sonucu olarak ülkede 500 milyon dolarlık yeni yatırım öngörülüyor.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Mustafa Denizer, Türk şirketlerinin Mısır’da tekstil ve konfeksiyon yatırımlarının 2007 senesinde başladığını hatırlattı. Bu noktada ülkede bulunan nitelikli sanayi bölgelerinin (QIZ) önemine dikkat çeken Denizer, “Bu bölgeleri kapsayan anlaşmaya göre bir girdi İsrail’den sağlanır ise, ABD’ye yapılan ihracatta gümrük vergisi ödenmiyor” dedi.

Türkiye, yıllık 120 milyar doları bulan ABD hazır giyim ithalatından yüzde 1’in altında pay alıyor. Bu rakamın düşük olmasının bir nedeni ise ABD’nin Türkiye’den yapılan giyim ithalatında ürüne göre değişmekle birlikte yüzde 30’u aşan oranlarda gümrük vergisi uygulaması. Mustafa Denizer, “Mısır’ın ABD, Afrika, Kuzey Afrika ve Güney Amerika ülkeleriyle STA’sı ve gümrüksüz ticaret anlaşmaları mevcut. Bu avantajın etkisiyle Mısır son dönemde ilgi çekiyor. Ancak 2007’de Mısır’a yapılan Türk yatırımları geride kalan dönemde 3-4-5 kat büyürken çok fazla yeni yatırım gelmedi.

Hali hazırda üretime devam eden 35 civarında Türk şirketi şu an itibarıyla Mısır’da tekstil ve konfeksiyon pazarının üçte birini yönetir hale geldi. Bu şirketlerin toplam yatırımı 1,5 milyar dolar civarında. 2023 ve 2024’te 500 milyon dolar yatırım hedefleniyor. Bu şirketler özellikle tekstil alanında iç piyasada da 1 milyar dolar ciroyu aşmış durumda.Mısır’ın tekstil ve konfeksiyon toplam ihracatının da üçte birini Türk şirketleri gerçekleştiriyor” diye konuştu.

ABD'ye 1 milyar, Mısır'a 1.5 milyar dolar ihracat

Mısır’da hali hazırda Yeşim Tekstil’den Tay Group’a, Eroğlu Giyim’den Çalık’a LcWaikiki’den Diktaş’a kadar birçok Türk üretici faaliyet gösteriyor. Türkiye, geçen yılın tamamında ABD’ye 1 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken, bu rakam Mısır’da 1,2 milyar doları buldu.

Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Türkiye’de 600 doları aşan işçilik maliyeti Mısır’da 150-175 dolar civarında seyrediyor. Enerji maliyeti ise yine Türkiye’nin yarısı kadar. Ancak Mısır’da geçen yılın son çeyreğinden başlayan devalüasyon, ülkeyi ihracat için çok daha cazip hale getirdi. 2022 Ekim’de 19 Mısır Lirası seviyesine olan dolar, hali hazırda 30 seviyelerine kadar yükseldi. Bu da Türkiye ile kıyaslandığında hali hazırda fiyatta yüzde 20 avantaj anlamına geliyor. Öte yandan ülkede tekstil ve konfeksiyon özelinde yaklaşık 50 bin çalışan bulunuyor.

Ülkenin en büyük sektör şirketlerinden biri Yeşim Tekstil. Yeşim Grup'a bağlı Jade Tekstil, Mısır’da en büyük hazır giyim ve konfeksiyon ihracatçısı olma başarısı gösterdi. Yeşim Tekstil CEO’su Selim Şenkaya, Mısır’a her dönem ilgi olduğunu ancak son yıllarda bölgede yaşanan siyasi gerilimin de etkisiyle yatırımcıların çekingen davrandıklarını dile getirdi.



14 Şubat 2020 Cuma

İş dünyası ve ekonomistler sanayi üretimi verisini değerlendirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


İş dünyası ve ekonomistler, geçen yılın aralık ayına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını değerlendirdi.


Arındırılmamış sanayi üretim endeksinin, Aralık 2019'da yıllık yüzde 9,5 ile 23 ayın en yüksek artışını sergilemesi, geçen yılın dördüncü çeyreğinde yüzde 4,5-5 büyümeye işaret etti.
  • Sanayi üretimi arttı
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, arındırılmamış sanayi üretim endeksi geçen yılın aralık ayında yıllık bazda yüzde 9,5 ile Ocak 2018'den bu yana en yüksek artışını gösterdi. Aynı dönemde takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksindeki artış da yüzde 8,6 ile 22 ayın en yükseği oldu.

Ekonomistler, milli gelir artışının 2019'un son çeyreğinde yüzde 4,5-5 bandında gerçekleşebileceğini tahmin ediyor.


"2020'de ekonomi yüzde 4-5 büyüyebilir"

AA Finans Analisti ve Ekonomist Haluk Bürümcekçi, arındırılmamış sanayi üretiminin aralıkta yıllık bazda yüzde 9,5 artışla piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

Ekim-Aralık 2019 gerçekleşmesinin 2018'in aynı dönemine göre yıllık yüzde 5,5 artışla yılın son çeyreğinde üretim artışının hızlandığına işaret ettiğini söyleyen Bürümcekçi, ocak için öncü göstergelerin yıllık bazda artış eğiliminin devam ettiğini yansıttığı ifade etti.

Bürümcekçi, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Büyüme eğiliminin mevcut gücünü ne süre koruyabileceğini, finansal koşullardaki gevşemenin ve bankacılık kredi hacmindeki yükselişin kalıcılığı ve dış talep koşulları belirleyecektir. 

Geçen yıl, ilk iki çeyrekte yıllık bazda milli gelir düşüşünün devam ettiği görülmüştü. Buna karşılık, baz etkisinin üçüncü çeyrekten itibaren devreye girmesi ile büyümedeki toparlanmanın güçlendiği de izlenmekteydi. 

Son çeyrekte de yakalanan bu ivme ve baz etkisinin katkısı ile yüzde 4,5-5 aralığında bir büyümenin yakalanması olası görünmektedir.

Sonrasındaki görünüm ise, finansal koşullarda gözlenen belirgin gevşemenin ve kamu bankaları öncülüğünde yükselmeye başlayan ve trend büyümesi yüzde 25'e yaklaşan bankacılık kredi hacminin bu görünümü ne süre koruyabileceğine bağlı olacaktır. 

Ayrıca, Euro Bölgesi başta olmak üzere küresel çapta gözlenen yavaşlamanın dış talebi olumsuz etkilemeye başlaması bir aşağı yönlü risk olarak izlenmektedir. 

Bu doğrultuda, 2019 yılı büyümesinin yüzde 0,5 olarak gerçekleşmesini beklerken, 2020 yılında ise bugünkü bilgiler ışığında büyümenin yüzde 4-5 aralığında gerçekleşmesini olası görmekteyiz."

"Son çeyrekte sanayi üretimi yüzde 5,8 büyüdü"

TSKB Ekonomisti Şakir Turan da aralık verilerinin imalat sanayi PMI gibi öncü verilerin işaret ettiğinden güçlü geldiğini, 2019'un son çeyreğinde sanayi üretimi takvim etkisinden arındırılmış verilere göre yıllık bazda yüzde 5,8 büyüdüğünü söyledi.

Yıl genelinde ise sanayi üretiminin yüzde 0,6 küçüldüğünü ifade eden Turan, "Diğer öncü verilerle birlikte, aralık sanayi üretimi verileri 2019 son çeyrekte GSYH'nin iç talep destekli olarak güçlü bir büyüme kaydetmiş olabileceğine işaret ediyor. 

Dördüncü çeyrekteki yüzde 5 civarında yıllık büyüme ile 2019 genelinde GSYH büyümesinin yüzde 0,5 civarında oluştuğunu hesaplıyoruz." dedi.

İSO Başkanı Bahçıvan: Sanayi sektörümüze verilen destekler, üretim olarak geri dönmektedir

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, öncü göstergelerin, sanayi üretimindeki iyileşmenin ve artış ivmesinin ocak ve devam eden aylarda da süreceğini gösterdiğini belirterek, "Bütün bunlar göstermektedir ki sanayiye verilen destek üretime, istihdama ve ekonomik dengelenmenin kalıcılaşmasına verilen destektir, boşa gitmemektedir." ifadelerini kullandı.

İSO açıklamasında görüşlerine yer verilen İSO Başkanı Bahçıvan, TÜİK'in açıkladığı aralık ayına ait sanayi üretimi verisine dair değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayı sanayi üretimi verilerinin, sanayinin çarklarının zor koşullarda bile döndüğünü göstermesi açısından önemli ve geleceğe dair umutları artıran bir gösterge olduğunu belirten Bahçıvan, "Yıllık bazda yüzde 8.6’lık sanayi üretimi artışı ve aynı şekilde yüzde 9.1'lik imalat sanayi üretim artışında bir baz etkisi olsa da bu veriler sanayi sektörü aktivitesinde genele yayılan bir toparlanma eğiliminin olduğuna işaret etmektedir. 

Bu tabloda özellikle ekonomimizde son bir yıl içindeki genel dengelenmeye paralel olarak enflasyonist baskılardaki geri çekilme, faizlerdeki düşüş ve kredilerdeki ivmelenin yarattığı iç talepteki canlılık da belirleyici olmuştur." ifadelerini kullandı.

MÜSİAD Başkanı Kaan: Reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Aralık 2019 dönemine ilişkin yıllık bazda yüzde 8,6, aylık bazda ise yüzde 1,9'luk sanayi üretimi artışının, iç talepteki canlanmanın genele yayıldığına işaret etmesi bakımından reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti.

Kaan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan sanayi üretim endeksi sonuçlarını değerlendirdi.

Aralık 2019 dönemine ilişkin yıllık bazda yüzde 8,6, aylık bazda ise yüzde 1,9'luk sanayi üretimi artışının, iç talepteki canlanmanın genele yayıldığına işaret etmesi bakımından reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Kaan, şunları kaydetti:

"Böylece çeyreklik bazdaki artışın yüzde 5,8 seviyesine yükselmesiyle birlikte yılın son çeyreğine yönelik güçlü büyüme beklentimiz de teyit edilmiş oldu. 

Nitekim MÜSİAD olarak her ayın son iş günü sonuçlarını paylaştığımız SAMEKS'in Sanayi Endeksi de aralıkta önceki aya göre 7,8 puan birden artarak reel sektördeki toparlanmanın hızlandığına ilişkin öncü bir gösterge olmuştu. 

Parasal gevşemenin gecikmeli etkilerinin piyasalarda daha fazla hissedilmeye başlanması ve kredi artışını destekleyen diğer düzenlemelerin de etkisiyle sanayideki toparlanmanın yeni yılın ilk çeyreğinde de sürmesini bekliyoruz. 

SAMEKS Sanayi Endeksi'nin Ocak 2020 döneminde artışını sürdürerek 57,1 seviyesinde gerçekleşmesi de bu beklentimizi desteklemektedir."


İş dünyası 2020 yılından umutlu: Yüzde 5 büyümeyle yatırımlar hızlanacak

İş dünyası temsilcileri Türkiye ekonomisinin ‘en kötü’yü geride bıraktığını vurgulayarak, 2020 yılı için şu mesajı verdi: Yatırım, istihdam, ihracat ve büyümeye yönelik etkili ve pozitif bir sene bizi bekliyor.


Türk ekonomi ve iş dünyasının temsilcileri zorlu geçen 2019 yılının ardından 2020 yılının daha pozitif geçeceğini ve Türkiye’nin yeniden yüzde 5 seviyelerinde bir büyüme performansına ulabileceğini düşünüyor. 

Türkiye, Ağustos 2018’de yaşadığı kur saldırılarının ardından 2019’da dengelenme sürecine girdi. 2019 yılı hem küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi açısından oldukça zor bir dönemeç oldu.

TOPARLANDIK

Bu süreçte ticaret savaşları, korumacı politikalar ve jeopolitik risklerden önemli ölçüde etkilenen küresel ekonomi, gerek büyüme oranları gerekse ticaret beklentilerinin gerisinde kaldı. 

İş dünyası temsilcileri, 2019’daki toparlanmanın 2020’de büyümeye dönüşeceğini belirtiyor. İşte görüşler...

İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: İŞSİZLİK AZALACAK, İSTİHDAM ARTACAK

2020’nin dört çeyreğinde de pozitif büyüme bekliyoruz. Yüzde 5 büyümeye ulaşmak hiç şaşırtıcı olmayacaktır. 2020’de işsizlikte gerileme bekliyoruz. 

İstihdam hedefinde hem 2019, hem de 2020’de OVP hedefleri tutturulacak. 2020’de yüzde 5 büyümeye ulaşmak için itici gücümüz, üretimdir, yatırımdır.

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN: ARTIK FİNANSAL BAHANELER ÜRETİLEMEZ

Bu yıl dengelenme sürecine girildi. 2020’nin yatırımlar için artık finansal sebeplerden veya finansal bahanelerden arınmış bir dönem olduğunu öngörüyoruz. 

Artık kimse finansal istikrarsızlıktan dolayı bu ülkede yatırım yapılamıyor diyemez. 2020’de en önemli konu yatırım sürecinin başlatılması olacak.

TİM BAŞKANI İSMAİL GÜLLE: 12 AYLIK İHRACAT 180 MİLYAR $’A ÇIKTI

Küresel ticaretteki zorluklara rağmen Türkiye, ihracatta olumlu bir grafiğe imza attı. Son 12 aylık ihracatımız 180 milyar dolar seviyesine ulaştı. 

İhracat yapan firmaların sayısı son 13 yıldır ilk defa ithalat yapanları geride bıraktı. Yatırım, istihdam, ihracat ve büyümeye yönelik etkili, pozitif bir yıl bizi bekliyor.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: UCUZ KREDİYE HIZLI ULAŞMAK ÖNEMLİ

2020’de yatırımların artmasını, istihdamın yükselmesini ve enflasyonda olumlu gelişmelerin yaşanmasını öngörüyoruz.

 Bankacılık sektörünün de en kısa sürede piyasa faizlerini makul seviyelere çekmesini bekliyoruz. Çünkü, iş dünyasının asıl önünü açacak hamle, ucuz krediye hızla ulaşabilmektir.

MÜSİAD GENEL BAŞKANI ABDURRAHMAN KAAN: HEDEFE ZORLANMADAN ULAŞABİLİRİZ

Faiz indirimleriyle birlikte canlanan ekonomik aktivite, yılın üçüncü çeyreği itibarıyla Türkiye ekonomisini pozitif büyüme sürecine geri döndürdü. 

Bu motivasyonla girdiğimiz 2020 yılı ve sonrasında ekonominin, hedeflenen yıllık ortalama yüzde 5’lik büyüme hızını zorlanmadan yakalayacağını tahmin ediyoruz.

ATO BAŞKANI GÜRSEL BARAN: EN KÖTÜ GÜNLERİ ARTIK GERİDE BIRAKTIK

Türkiye ekonomisi durgunluktan çıktı, yüzünü yeniden büyümeye çevirdi. İç talepte canlanmayla büyüme çizgisinde pozitif tarafa geçildi. En kötü günleri geride bıraktık. 

Türkiye’ye saldıranlar savunma sanayiinde olduğu gibi Türkiye’yi üretimin her alanında, yerli üretebilir bir program çalışmasına soktu.

İşsizlik rakamları açıklandı


Türkiye'de işsizlik oranı eylülde geçen yılın aynı ayına göre 2,4 puan artışla yüzde 13,8 oldu. Bu dönemde işsiz sayısı 817 bin kişi artarak 4 milyon 566 bin olarak kayıtlara geçti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2019'a ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, eylülde geçen yılın aynı ayına göre 817 bin kişi artarak 4 milyon 566 bine çıktı. İşsizlik oranı 2,4 puan yükselerek yüzde 13,8 oldu.

İşsizlik oranı, eylülde bir önceki aya göre ise 0,2 puan azaldı.
Tarım dışı işsizlik oranı 2,9 puanlık artışla yüzde 16,4 olarak tahmin edildi.

Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 4,5 puan yükselerek yüzde 26,1 oldu. İşsizlik oranı 15-64 yaş grubunda ise 2,4 puan artışla yüzde 14,1 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısında düşüş


İstihdam edilenlerin sayısı eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 623 bin kişi azalarak 28 milyon 440 bin kişiye gerilerken, istihdam oranı 1,7 puanlık azalışla yüzde 46,1'e indi. 
Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 108 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 516 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 19,3'ü tarım, yüzde 19,5'i sanayi, yüzde 5,5'i inşaat, yüzde 55,7'si ise hizmet sektöründe yer aldı.

Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,1 puan, hizmet sektörünün payı 1,4 puan artarken, sanayi sektörünün payı 0,1, inşaat sektörünün payı 1,4 puan azaldı.

İş gücüne katılım oranı düştü


İş gücü, eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 193 bin kişi artarak 33 milyon 6 bin kişi olurken, iş gücüne katılma oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 53,5'e geriledi. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre, erkeklerde iş gücüne katılma oranı 0,9 puanlık azalışla yüzde 72,6'ya gerilerken, kadınlarda ise değişim göstermeyerek 34,9 oldu.

Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 2,2 puan artarak yüzde 36'ya yükseldi. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise geçen yılın aynı dönemine göre 1,6 puan artarak yüzde 23,6 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam


Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 36 bin kişi artarak 28 milyon 111 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı değişim göstermeyerek yüzde 45,6 oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 73 bin kişi azalarak 4 milyon 553 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,2 puan düşüşle yüzde 13,9'a geriledi.

Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puan azalarak yüzde 53 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 7 bin, inşaat sektöründe 2 bin, hizmet sektöründe 31 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 5 bin kişi azaldı.

26 Şubat 2018 Pazartesi

LOJİSTİK 4 / Kara Nakliyesi Lojistik Hizmetlerin Vazgeçilmez Parçasıdır

Tamer Ashraf
Elinizde tuttuğunuz dergi ilk gördüğümde sektör dergileri olarak basılan, tanımlanmış bir gruba hizmet veren, masamın üzerine gelen onlarca dergi içinde, en renklisi olarak göründü gözüme. 

Daha sonra sayfalarını incelediğim zaman bu renkliliğin sadece görünüşte olmadığını belirtilen konuların çeşitliliği ile, konuların seçimi ile, dergi düzeni ile, sayfa planlaması ile, haber özelliği ve haber içeriği ile sadece boş zamanlarda okunması için değil gerekirse bir referans bir kaynak kitabı olarak da kullanılabileceğini gördüm. 

Derginin bu günkü yapısıyla ürün tanıtımına, teknik bilgi aktarımına, proje bilgilendirmesine, sektör şirketlerinin tanıtımına döndük yapısının devamını diliyorum. 

İleride bu ürünlerin, şirketlerin ve projelerin temel varlığına, neden var olduklarına, yani bu ürünlerle verilen hizmetlere de dönük bir içeriğin da ele alınmasında yarar görüyorum. 

Kara nakil vasıtalarının bir bölümü olan ticari araçların kulanım nedeni bir noktadan başka bir noktaya pürün, eşya veya yolcu taşınmasıdır. Taşıma ise aşağıdaki tanımda belirttiğimiz lojistik hizmetlerin en temel operasyonudur. 

Lojistik geçtiğimiz yüzyılın 2. yarısında ticari anlamda kullanılmaya başlayan askeri bir terimdir. 

Global anlamda CLM “Counsil of Logistics Management” tarafından tanımlanmıştır. CLM 15.000 den fazla üyesi olan Merkezi Chicago’da bulunan bir organizasyondur. Bir çok ülkede lojistik konusunda çalışan ulusal dernekler bu konseyin üyesidir. 

Türkiyede Lojistik adını kullanan ve bu konuda çalışmalar yapan Utikad derneği de bu konseyin üyesi olmuştur. 

CLM in tanımına göre “Lojistik müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürün, servis hizmeti ve bilgi akışının, ham maddesinin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki hareketinin, etkili ve verimli bir şekilde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmetidir . 

Bu tanım ilk defa 2000 yılı başında Sabancı Üniversitesi ile Borusan Lojistik A.Ş. tarafından gerçekleştirilen Lojistik 2000 konferansında kullanılmış ve daha sonra bir çok kuruluş tarafından kullanılarak, üzerinde anlaşılmış bir tanım olarak kullanılmaya başlanmış ve yaygınlaşmıştır. 

Bu nedenle Konvoy dergisinde lojistik ve ticari kara nakliyesi konulu bir sayfaya yazı yazmam konusunda gelen istekle benim bu sektörün önde gelen dergisinde sesimi duyurma isteğim birleşti ve karşınızdayım. 

Bundan böyle her ay gerek uluslararası gerek ulusal kara nakliyesi, ticari araç nakliyesi konusunda bildiklerimi, lojistik hizmetler yönetimi ile ilgili öğrendiklerimi veya öğrenmek istediklerinizi sizlere aktaracağım. İlginiz devam ettikçe, sizlerle haberleştikçe bu köşedeki yazılarıma devam etmeyi arzu ediyorum. 

Sektörde olan gelişmeleri, düzenlenen eğitim toplantılarını, konferansları sizlerle paylaşacağım. 

Lojistik çağımızın en yeni ve en hızlı gelişen sektörlerinden birisidir. 

Ülkemizde de öncelikle yurtiçi ve yurtdışı kara nakliyesi yapan kuruluşların bir kısmının isimlerinin arka kısmına LOGISTICS, LOGISTIK, LOJİSTİK gibi her dilde anlaşılan bir ek koymaları ile başlamıştır. Lojistik kara nakliyesinin bir parçası değildir. 

Kara nakliyesi yapmak lojistik hizmet vermek de değildir. Kara nakliyesi lojistik hizmetlerin en önemli parçasıdır vazgeçilmez kısmıdır ama tek başına bir lojistik hizmet değildir. 

Sadece kara nakliyesidir. Lojistik hizmet yukarıdaki tanımda bahsettiğimiz tedarik zinciri içindeki ürün, hizmet ve bilgi hareketini konu almaktadır ve lojistik sayılması için bu hareketin kesintisiz en az üç tanesinin aynı kuruluş tarafından yapılması veya sorumlusu olarak yönetilmesi gerekmektedir. 

Lojistik hizmetlerin verilmesi için sorumlu şirketin deposunun, uçağının gemisinin hatta kamyon ve kamyonetinin olması gerekmemektedir. 

Tüm bu operasyonları dışarıdan temin ederek lojistik hizmet verilmesi mümkündür. 

Gerekli olan bu operasyonlar için iletişim alt yapısının kurulması, kontrol sistemlerinin çalışması, bilgi toplama ve değerlendirme yapılması, yönlendirilmesi ve planlanmasıdır. 

Tüm bu işlemler de özellikle bu amaçla kurulmuş proje gruplarına, bilgi işlem alt yapısına, özel bilgi işlem programlarına, kaliteli elemana ve günde 24 saat haftada 7 gün çalışan bir ekibe gereksinme göstermektedir. Lojistik ABD de başlayan oradan Avrupa’ya sıçrayan ve şimdi de ülkemizde gelişmeye başlayan global bir sektördür. Hızla gelişmekte, yeni kavramlar eklenmektedir. 

Öğrenilmesi ancak gelişmeleri gün ve gün takip etmekle mümkün olan bu nedenle gerek yurt içi gerek yurt dışı yayınları, konferansları, toplantıları izlemenin zorunlu olduğu bir sektördür. 

Bu nedenle sektörde çalışan tüm arkadaşlarımın, dostlarımın öğrendiklerini bizlerle paylaşmasına, neleri bilip nelerin eksik kaldığını irdelemeye ihtiyacımız vardır. 

Bildiklerimizi paylaşmak yeni öğrenecek konular ortaya çıkartacaktır. Kişisel kariyerimizin, şirketlerimizin, sektörümüzün, ülkemizin ve dünyamızın gelişmesinin temeli bu basit kurala paylaşmaya dayanmaktadır. 

Bilgi paylaştıkça çoğalan ikinci şeydir. Bu bir tanışma yazısıdır. Öğrenmek istediklerinizi lütfen bana yazınız. Günlerinizin aydın, yolunuzun açık, yarınınızın güzel olmasını diliyorum.

29 Mart 2018 Perşembe

Mühendislikte kadınların Lider!

Son 5 yılın verileri, kadınların mühendislik alanlarındaki başvurularının yaklaşık üç katına çıktığını ortaya koyarken, yönetici pozisyonlarına olan başvurularda kadınların oranı ortalamanın altında kalıyor.

Türkiye’nin en büyük online istihdam platformu olan Kariyer.net, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, veri tabanında bulunan 25 milyonu aşkın özgeçmiş arasından kadın istihdamına ilişkin derlediği verileri paylaştı. %51’i 19-30 yaş arasında, %64’ü yükseköğretim mezunu olan kadın adayların verileri, genç ve eğitimli kitlenin tercihlerini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

En çarpıcı sonuç; kadınların mühendislik pozisyonlarına olan ilgisindeki artışta kendini gösterdi. 2013 yılında bu pozisyon için 990 binden fazla kadın iş başvurusunda bulunurken, bu sayı her yıl biraz daha artarak 2017’de 2 milyon 798 bine ulaştı. Şirketlerin Araştırma-Geliştirme (AR-GE) alanında önemli atılımlar yapması nedeniyle bu alanda donanımlı çalışana ihtiyaç hızla artarken, AR-GE Mühendisi olmak isteyen kadınların sayısında da ciddi bir artış yaşandı. 

Bu bölüme kadınlar tarafından 2016’da 20 binden fazla iş başvurusu yapılırken 2017’de başvuru sayısı beş katına çıktı ve 106 bini aşkın başvuru gerçekleşti. 

En yüksek ikinci artış yüzde 97 ile Vardiya Mühendisi pozisyonunda yaşandı; yüzde 57’lik artışla Tasarım Mühendisliği ise kadınların en çok başvurduğu üçüncü mühendislik pozisyonu oldu.


“Kadınların meslek tercihleri değişiyor”

Verileri değerlendiren Kariyer.net Genel Müdürü Fatih Uysal, şu açıklamayı yaptı: “Son 5 yılın rakamlarını incelediğimizde; Kariyer.net’e yeni üye olan adaylarda kadınların %50’nin üzerine çıktığını görüyoruz. 

Yine son yıllarda kadınların meslek tercihlerinin değiştiği göze çarpıyor; kadınların mühendislik pozisyonlarına yaptığı başvuruların son yıllarda üç katına çıkması bu tercih değişikliğinin en büyük göstergelerinden biri olarak nitelendirilebilir. 

Diğer yandan yönetici pozisyonuna yapılan başvuruların sadece üçte birinin kadın adaylardan gelmesi bu alanda halen gidilecek yolumuz olduğunu gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, kadınların istihdam dünyasındaki yerinin gelecek yıllarda değişeceğine işaret ediyor.”

“Sağlık” en gözde sektör

Kariyer.net üyesi üniversite mezunu kadınların en çok okuduğu bölümler İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi, Muhasebe ve Maliye olurken; mezun olunan üniversitelerde ilk 5’i Anadolu, İstanbul, Marmara, Kocaeli ve Uludağ üniversiteleri oluşturuyor. 

Yapılan değerlendirmede, üniversite mezunu kadınların en çok Sağlık, Tekstil, Finans-Ekonomi, Hizmet ve Ticaret sektörlerinde iş başvurusunda bulunduğu görülüyor. 

İlkokul ve lise mezunu kadınların tercihleri incelendiğinde en çok tercih ettiği pozisyonlar ise şöyle sıralanıyor: Satış Danışmanı, Sekreter, Hemşire, Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi ve Yönetici Asistanlığı.

Kadın adayların en az olduğu bölge: Doğu Anadolu

Kariyer.net verilerine göre kadın adayların en çok bulunduğu bölge Marmara Bölgesi, en az olduğu bölge ise Doğu Anadolu Bölgesi.

 Ege, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde kadınların en çok iş başvurusunda bulunduğu sektör “Sağlık” olurken, Akdeniz Bölgesi’ndeki kadınların tercihi “Tekstil”, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki kadınların tercihi ise “Finans Ekonomi” sektörü oldu. Şehir bazında incelendiğinde; Aydın ve Kırklareli’deki kadın adaylardan gelen başvuruların ortalamanın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi.

26 Mart 2018 Pazartesi

Türk Telekom, İŞKUR vasıtasıyla 2 bin 500 personel alacak

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Telekom- İŞKUR İstihdam İş Birliği İmza Töreni'nde yaptığı konuşmada, Türk Telekom'un yaklaşık 35 bin çalışanıyla dünyanın sayılı telekom şirketleri arasında yer aldığını ifade etti.
Türkiye'nin teknolojiyi takip eden ülke konumundan, teknolojinin geliştirilmesine öncülük eden ülke konumuna yükseldiğine işaret eden Arslan, "4,5G’yi çok başarılı uyguluyorsak ve 2020 hedeflerinde 'dünyayla 5G’nin standartlarını oluşturacağız' diyorsak bunda diğer operatörlerimizle birlikte bu sektöre öncülük eden Türk Telekom’un büyük katkısı var." diye konuştu.
Arslan, Türk Telekom'un 81 ilde, 780 bin kilometrekarede hizmet ettiğine ve fiber altyapı uzunluğunu da 324 bin kilometreye çıkararak çok daha kaliteli bir altyapı oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Biz de hükümet olarak boş durmuyoruz. Ar-Ge’nin desteklenmesi için önemli çalışmalar yaptık, yatırımların önünü açtık. Özel sektör yatırımının bu alanda 15 yılda yaklaşık 100 milyar lirayı bulmasını sağladık. Makineler arası iletişimde telsiz ruhsatname ve kullanma ücretlerinden muafiyet getirdik. Burada ücret olunca Türkiye'den sim kartlar kullanılmıyordu. Dışarıdaki hatlar kullanılıyordu. Bu para dışarıya gittiği için sektör gelişmiyordu. Bu muafiyeti getirerek hem paranın dışarı gitmesine engel olduk hem de sektörün büyümesinin önünü açtık."

"e-Devlet Kapısı'nda kullanıcı sayısı 36,8 milyonu aştı"

Arslan, 5G'de milli ve yerli altyapı için çalışmaları başlattıklarına dikkati çekti. 4,5G hizmetlerinin ulaşmadığı bin 472 yerleşim yerinde altyapı çalışmalarının sürdüğünü belirten Arslan, kurulumların gelecek yıl tamamlanacağı müjdesini verdi.
Teknoloji ve insan kaynaklarına yapılan bilinçli yatırımlarla sektörün desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, "e-Devlet Kapısı'nda kullanıcı sayısı 36,8 milyonu aştı. 428 kurumun 3 bin 50 hizmetini e-Devlet Kapısı üzerinden verilebiliyoruz. e-Devlet’ten kaynaklı yıllık tasarrufumuzun miktarı 1,9 milyar dolar." değerlendirmesinde bulundu.
Siber güvenliğin "milli güvenlik" anlamına geldiğini ifade eden Arslan, "Siber Güvenlik Yasa Tasarısı ile ilgili hazırlığımız bitmek üzere. Bakanlar Kurulu'na sunup, sonrasında Meclise sevk edeceğiz." diye konuştu.

"Ülkemizin istihdam politikasını destekliyoruz"

Türk Telekom Üst Yöneticisi (CEO) Paul Doany ise Türk Telekom olarak yaklaşık 42 milyon aboneye hizmet vermenin gurur ve sorumluluğunu taşıdıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Türkiye’nin en büyük şirketlerine hizmet sunuyor, ülkemizin kalkınması için en yenilikçi bilgi ve iletişim teknolojilerini vatandaşlarımızla ve kurumlarla buluşturuyoruz. Bu bilinç ve sorumlulukla, 2017’de müşteri deneyimini mükemmelliğe taşıma yolculuğu olarak tanımladığımız EMPATİ programını başlattık. Amacımız, her bölge, saha ve iş biriminin müşterilerimize çok daha kaliteli hizmet sunabilmesini sağlamak ve Türk Telekom’un ürün ve servislerinden ülkemizde çok daha fazla insanımızın faydalanmasına imkan tanımak. Sahada müşterimizle temas eden teknik personel çok önemli. Bunun için İŞKUR ile imzaladığımız protokolle Türk Telekom bünyesine 2 bin 500 nitelikli tekniker alacağız. Sektörde en büyük istihdamı sağlayan ve sendikalaşmayı benimsemiş tek şirket olan Türk Telekom olarak ülkemizin istihdam politikasını destekliyoruz."