Ekonomi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Ekonomi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

8 Temmuz 2018 Pazar

İHRACAT SEFERBERLİĞİ 2023

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Türkiye’nin 2023’te 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması için ‘E-ihracat seferberliği’ başlatıldı. Ekonomi Bakanlığı’nın desteği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Alibaba.com, Halkbank ve Vakıfbank işbirliğiyle KOBİ’ler Alibaba.com’da herhangi bir bedel ödemeden, küresel pazar yerlerine üye olabilecek.

EKONOMİ Bakanlığı destekleriyle, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Alibaba.com, Halkbank ve Vakıfbank tarafından geliştirilen yeni e-ticaret projesi ile TOBB’a bağlı oda ve borsalara üye olan şirketlerin e-ihracat fırsatına erişimlerinin sağlanması amaçlanıyor. Yeni projeyle birlikte, Alibaba.com’a Global Gold Supplier üyesi olmak isteyen oda ve borsa üyesi şirketler için üyelik bedelinin yüzde 80’i Ekonomi Bakanlığı, yüzde 20’si ise Halkbank ve Vakıfbank tarafından karşılanacak.

ÖN FİNANSMAN TOBB’DAN

Projenin önemine dikkat çeken TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “TOBB tarafından başlatılan ‘E-ihracat Seferberliği’ ile oda ve borsalara üye olan, ihracata konu olabilecek alanlarda faaliyet gösteren Türk şirketleri e-ihracat platformlarına ücretsiz üye yapılacak. Üyelik bedelinin ön finansmanını TOBB gerçekleştirecek, söz konusu bedelin yüzde 80’ini Ekonomi Bakanlığı, yüzde 20’sini ise Vakıfbank ve Halkbank karşılayacak. Şirketlerin üye oldukları platformda kendilerini doğru konumlandırmalarını sağlamak için Türkiye’nin dört bir yanında kitlesel bir eğitim programı da düzenlenecek. Ayrıca projenin etkisi de düzenli aralıklarla ölçülecek. Ekonomi Bakanlığımızın destekleriyle başlattığımız bu projenin Türkiye’nin ihracat tarihinde bir kırılma noktası olacağına inanıyorum.”
Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “İhracatı ülkeler değil, firmalar gerçekleştirir. Türkiye 2023 ihracat hedefine ulaşmak için ihracatçı sayısını artırmak zorunda. Bugün Türkiye’de faaliyet gösteren 1.5 milyon girişimcinin, sadece 72 bini, yani yüzde 5’i ihracatçı. 2007’de ihracatçı sayısı 48 bin iken, son 10 yılda hızlı bir artışla, mevcut ihracatçıların yarısı kadar yeni ihracatçı, ekonomiye dahil oldu. Bugün gelinen nokta itibarıyla 72 bin ihracatçı bize yetmiyor. Örneğin, bize en yakın ekonomi olan İtalya’ya bakalım. Türkiye’nin ulaşmak istediği 500 milyar dolar ihracat hacmini, İtalya 195 bin ihracatçıyla yakaladı. Demek ki, Türkiye’nin 2023 ihracat hedefine ulaşabilmesi için ihracatçı sayısını da üç kat artırmak gerekiyor. Geliştirmemiz gereken ikinci alan, ihraç pazarlarımız. İhracatta ekseni büyütmek, ufkumuzu genişletmek zorundayız. Şu an Türkiye’nin ihracat menzili yaklaşık 2 bin 900 kilometre. Ama mesela Kore’ninki bunun iki katı kadar, tam 5 bin 700 kilometre. Hindistan içinse bu menzil 6 bin 200 kilometre civarında.”

TİM VE HALKBANK "KOBİ İHRACAT SEFERBERLİĞİ"Nİ BAŞLATTI


Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Halkbank bugün imzaladıkları "2023 hedef 500 milyar dolar KOBİ İhracat Seferberliği” protokolüyle ihracatçılara büyük finansal kolaylıklar sağlayacak uygulamaları hayata geçirdi.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, "2023 hedefimiz kapsamında, finansal enstrümanların ve ticaret destek araçlarının artırılması ve verimli kullanılmasının sağlanması adına Halkbank ile finansta kullanılan tüm ürünleri çok uygun koşullarda ihracatçılara sunuyoruz”
Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, "Türkiye ihracatındaki olumlu gelişme ve beklentiler, Halkbank olarak bizleri de heyecanlandırmakta, bu bağlamda, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmadaki önemli rolü nedeniyle, ihracatın çok yönlü teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan, "2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı”nın devlet politikası haline gelmesinden sonra hedefe ulaşmak için yapılan çalışmalar hızla devam ediyor. Bu bağlamda, önümüzdeki dönemi Atılım-Yatırım-Liderlik olarak üçe ayıran TİM, Halkbank ile imzaladığı protokolle ihracatçılara her türlü finansal enstrümanı büyük kolaylıklarla sunacak.
Protokolün imza töreninde konuşan TİM başkanı Mehmet Büyükekşi, Halkbank'ın KOBİ ve ihracatçı dostu tavrı için teşekkür ettiklerini söyledi. "2023 hedefimiz kapsamında, finansal enstrümanların ve ticaret destek araçlarının artırılması ve verimli kullanılmasının sağlanması adına Halkbank ile finansta kullanılan tüm ürünleri çok uygun koşullarda ihracatçılara sunuyoruz” diye konuşan Büyükekşi, yatırımların finansmanı adına, yapılan işbirliğinin büyük önemi olduğunu vurguladı. Büyükekşi, hazırlanan eylem planında 19 stratejik hedef olduğunu hatırlatarak, finansman olanaklarının artırılması ve uygun koşullarda kullandırılmasının bu 19 madde içinde önde gelenlerden biri olduğunu ifade etti.
Forward protokolü olumlu sonuçlandı
Mehmet Büyükekşi, Halkbank ile daha önce yapılan forward protokolünün gayet olumlu sonuçlar doğurduğunu da belirtti. "Halkbank ile geçen yıl imzalanan protokol kapsamında 2011 yılında 1,6 milyar dolarlık; 2012 yılının ilk 5 ayında ise 250 milyon dolarlık işlem yapıldı” diye konuşan Büyükekşi, TİM olarak KOBİ'leri her platformda desteklemeye devam edeceklerini belirtti.


Halkbank 27 bin KOBİ'yi tek tek ziyaret edecek
Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ise konuşmasında, banka olarak toplam kredilerinin yüzde 37'sini KOBİ kredilerinin oluşturduğunu söyledi. "Türkiye ihracatındaki olumlu gelişme ve beklentiler, Halkbank olarak bizleri de heyecanlandırmakta, bu gerçekten hareketle, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmadaki önemli rolü nedeniyle, ihracatın çok yönlü teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleştirilmesi demek, dünya ihracatından payımızı 13 yılda 2'ye katlamak demek” diye konuşan Aslan, Türkiye ihracatının yüzde 60'ını gerçekleştiren KOBİ'lerin, dünya ortalamasının altında kredi kullandığını söyledi.
Aslan, "Halkbank olarak biz hem eğitimler vererek hem de uygun finansman imkanları sağlayarak KOBİ'lere destek vermek istiyoruz.TİM ile yapacağımız protokol sonrası 27.000 adet ihracatçı firma Bankamız pazarlama ekipleri tarafından ziyaret edilecek, avantajlı uygulamalar hakkında bilgi verilecek” diye konuştu. Faizlerdeki düşüş beklentilerinin kendilerinin önemli derecede indirim yapmasını beraberinde getirdiğini ifade eden Aslan, Halkbank olarak başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerini önemsediklerini, Dubai ve Katar'da temsilcilikler düşünebileceklerini sözlerine ekledi.
Protokolde neler var?
1) İhracatçı firmaları döviz kurundaki dalgalanmalara karşı koruyan forward enstrümanı özel ayrıcalıklarla kullandırılmaya devam edilecek.
2) TİM üyesi ihracatçılara uygun maliyetli TL/YP işletme kredisi sunulacak. USD/EUR döviz kredisi, % 4,5 faiz oranından başlayan oranlar ile kullandırılacak.
3) "500 milyar Dolar” ihracat hedefi, rakamsal bir hedefine paralel olarak, firmalar rekabet güçlerini arttıracak her türlü verimlilik, inovasyon yatırımlarını yapacaklardır. Bu amaçla, enerji verimliliği kredisi ürünü TİM üyesi KOBİ ihracatçıları için 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadede ve esnek geri ödeme planı ile EURIBOR+3,5 faiz oranı ile kullandırılacak.
4) Bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi için yatırım desteklerinin arttırılması ayrıca OSB'lerde yapılacak her yatırımın bir alt grup teşvikten yararlanmasını dikkate alarak, OSB'lerde yapılacak yatırımlara, taşınmalara ilişkin 7 yıl vadeye kadar finansman imkanı sunan Sanayi Bölgeleri Destek Kredisi ürünü KOBİ ihracatçılara uygun maliyetle kullandırılacak. Ayrıca bu kredi, İhracat Strateji Belgesinde yer alan KÜMELENME projeleri içinde geçerli olacak.
5) Makine sektörü İhracat Strateji Eylem Planında da çok önem verilen konuların başında geliyor. Bu sektöre yönelik hazırlanan Makine İmalat Sanayi Destek Paketi ile Makine imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren makine üreticileri ve üreticilerin satış yaptığı firmaların, yurt içinden yerli ve yeni makine alımları TİM üyelerine özel faiz oranları ile finanse edilerek yerli makine sanayisini desteklemek, ithal ikamesi fonksiyonunu yerine getirmek sağlanacak.
6) Eximbank'ın ihracatçılara verdiği Merkez Bankası kaynaklı reeskont kredi limitinin arttırılması ihracatçılariçin çok önemli bir gelişmedir. Bu desteğe ilave olarak Halkbank aracılığı ile kullandırılan, Eximbank İhracat Reeskont Kredilerine verilen avaller, kredi teminine yönelik teminat mektupları, Eximbank Performans Mektupları ve Niyet mektuplarında, Halkbank limitlerini yıllık %1 komisyonla TİM üyelerine kullandıracak.
7) TİM üyelerinin, ihracata yönelik ithalat işlemlerinin finansmanı amacı ile akreditif ve kabul/aval işlemlerinin komisyon oranlarında %50 indirim yapılacak.
8) Protokolün en can alıcı konularından biri de ihracatçıların güvenli ihracat, ticaret yapmalarına destek olunması, ayrıca ihracat yaptıkları ülkelerdeki ticari ve politik risklere karşı korunma amacıyla, TİM üyesi firmaların AB ülkelerine yapılan azami 100.000 USD'lik azami 180 gün vadeli ihracat alacakları için Eximbank'a yaptırılacak sevk sonrası kısa vadeli ihracat kredi sigortası priminin %50'lik kısmı, Halkbank tarafından karşılanacak. Söz konusu sigorta ettirilmiş ihracat alacakları Halkbank nezdinde kullanacakları kredilerin teminatında da kullanılacak.
9) Halkbank iştiraki Halk Emeklilik'in yeni ürünü olan BES, ihracatçı KOBİ firma sahiplerine ve çalışanlarına yönetim gider kesintisi ve giriş aidatı alınmadan yapılacak.
10) TİM üyesinin ihracat bedelinin Halkbank'da 2 işgünü tutulması kaydıyla; EFT / Havale Masraf muafiyeti; takas çeklerinde, vesaik gönderim ücretleri %50 masraf indirimi; sigorta işlemlerinde indirimler yapılacak.

PROTOLOLÜN TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ


EKONOMİ BAKANLIĞI İHRACAT DESDEKLERİ

Bakanlığımız tarafından yürütülmekte olan ihracata yönelik devlet yardımları, yurtdışına açılma sürecinde firmalarımıza her safhada destek sağlanmasını amaçlayan bütünsel bir bakış açısıyla sürdürülmektedir. Desteklerde ihracata hazırlık, pazarlama ve markalaşma olmak üzere üç olgunluk seviyesi bulunmaktadır. Desteklere ilişkin sorularınız için : 0850-808-0404 veya https://kolaydestek.gov.tr
(1) KEP ADRESLERİMİZ: T.C. Ekonomi Bakanlığı (ekonomi@hs01.kep.tr), Marmara Bölge Müdürlüğü (marmarabolgemud@hs01.kep.tr), İç Anadolu Bölge Müdürlüğü (eb.ankarabolgemud@hs01.kep.tr), Batı Anadolu Bölge Müdürlüğü (eb.batianadolu@hs01.kep.tr)
(2) İhracatçı Birliklerine ait KEP adreslerine, birliklerin internet sayfalarından erişim sağlayabilirsiniz.
(3) İşlemlerin düzgün ve hızlı yapılabilmesi için, başvurularda konu ve ilgili birimin belirtildiği üst yazının (dilekçe) yer alması gerekmektedir.
(4) Belgeler sadece mevzuatta belirtilen başvuru mercii kuruluşun KEP adresine iletilmelidir. İhracatçı Birliği veya Bölge Müdürlüklerine iletilmesi gereken belgeler Bakanlık KEP adresine gönderilmemelidir!
red10.jpg YARDIMCI KILAVUZLAR:
(1) KEP ve E-imza ile başvuruların iletilmesi hakkında ÖZET SUNUM (Mayıs, 2018)
(2) Bakanlığımıza sunulacak belgelerin elektronik olarak (İmzager-CAdES BES) imzalanmasına ilişkin KILAVUZ
red10.jpg ELEKTRONİK İMZA HAKKINDA:
(1) Elektronik olarak imzalanan belgelerden uzantısı ".pdf.p7s" olarak oluşanların dosya uzantısı ".pdf.imz" şeklinde değiştirilerek KEP'ten iletilmelidir (Dosya uzantılarını görebilmek için, Denetim Masası > Görünüm Ayarları > Klasör/Dosya seçenekleri menüsünden "dosya uzantılarını gizle" seçeneğindeki işaret kaldırılmalıdır).
(2) Belgelerin imzalanmasında kullanılacak özet algoritmaların SHA-256 veya üzeri olması gerekir (PADES için SHA-512 olmalıdır). SHA-1 veya benzeri eski tipte olanlar için doğrulama yapılamamaktadır.
(3) Adobe Acrobat ve benzeri PDF görüntüleme programları üzerine atılan imzalarda doğrulama yapılamamaktadır.
(4) Zaman damgası imzaların kabul edilmesi noktasında bir gereklillik olmayıp, Anlık İmza kullanılabilir. Ancak, doğrulamanın daha üzün süre yapılabilmesi için zaman damgası kullanılması önerilmektedir.
(5) KEP ve elektronik imza ile ilgili sorunlarınızı bu hizmetleri aldığınız kuruluşlara iletmelisiniz.
red10.jpg Tebliğ Bazında Destek Mevzuatı (Tüm Mevzuat için Tıklayınız)


Pazar Araştırması ve Pazara Giriş (Yurtdışı Pazar Araştırması, Rapor/Danışmanlık/Şirket-Marka Satın Alma, Sektörel Ticaret ve Alım Heyetleri, E-Ticaret Sitelerine Üyelik)
Pazara Giriş Belgeleri (Küresel Tedarik Zinciri, Belge-Sertifika, Test Analiz-Tarım Analiz Raporları)
Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE)
İhracatçıya Alıcı Kredisi ve Sigorta Tazmin Desteği
Fuar Katılım Desteği
Tasarım Desteği
Yurtdışı Birim, Marka ve Tanıtım Desteği
Markalaşma ve Turquality Desteği
Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımları
Özel Statülü Şirketler (SDŞ, DTSŞ)     

Hizmetler Sektörü Destekleri

1 Nisan 2018 tarihinden itibaren hizmet ihracatına yönelik devlet destekleri kapsamında uygulamaya geçecek olan yeni başvuru usulleri (KEP & E-imza) hakkında bilgi almak için aşağıdaki sunumu inceleyebilirsiniz:
Bakanlığımıza KEP aracılığıyla gönderilen evrakın "5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu" çerçevesinde Bakanlığımızca belirlenen teknik gerekliliklere uygun olarak imzalanmadığının tespitinde ortaya çıkan hatanın çözümü için başvuru sahibinin kendi kaynaklarıyla sorunu çözememesi durumunda dışarından profesyonel teknik destek alarak, "5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu"na uygun e-imza atma yazılımı temin etmeleri gerekmektedir.
Genel Destek Mevzuatı
Markalaşmaya ilişkin Destek Mevzuatı

30 Haziran 2018 Cumartesi

Ekonomide mucizeler yoktur, gerçekler vardır

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, kalıcı başarıya ulaşmak için ekonominin akılcı politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Kalıcı başarıya ulaşmak için ekonominin akılcı politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyleyen TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, "Ekonomide mucizeler yoktur, gerçekler vardır, hakikati istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz" dedi. TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ise Merkez Bankası'nın faiz artışının herkesi rahatlattığını söyledi.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi toplantısının ilki bugün Sabancı Center'da düzenlendi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Dolar/TL kurunun dün 4.92'yi görmesinin ardından Merkez Bankası'nın yaptığı müdahalenin 'herkesi bir nebze rahatlattığını' söyledi.
Özilhan, "Yüksek enflasyon uzun vadeli düşünmeyi ortadan kaldırdı. TL'de son dönemde baş aşağı gidiş karşısında MB tarafından dün yapılan müdahale herkesi biraz rahatlatmıştır. Merkez Bankası müdahalesinin ardından Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açıklamalarını memnuniyetle karşıladık. Ekonomide birikmiş sorunlara karşı güçlü adımlar atılmalı. Dış politikada dengeli bir duruşa ihtiyaç var" diye konuştu.

'EKONOMİ YÖNETİMİ BIÇAK KEMİĞE DAYANMADAN ÖNLEM ALMALI'

Özilhan'ın ardından söz alan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, kalıcı başarıya ulaşmak için ekonominin akılcı politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Bilecik, "Ekonomi yönetiminin bıçak kemiğe dayanmadan önlem alması gerekir. Büyüme modelimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Güven veren yeni bir ekonomi anlayışına ihtiyacımız var" dedi.
Dünya'nın aktardığına göre, TÜSİAD Başkanı Bilecik'in açıklamalarından satır başları şöyle:

'UCUZ PARA DÖNEMİ SONA ERDİ, UCUZ VE BOL PARAYLA BÜYÜME SAĞLAMA SEÇENEĞİMİZ YOK'

Zeybekci, ekonomi yönetiminin Erdoğan'dan hareket beklemesini doğru bulmuyor: Yetkini kullanacaksın
Sorunları zora girdikten sonra çözmeye çalışırsanız çok daha büyük sonuçlara katlanmak zorunda kalırsanız. Çatınızı güneşli havada tamir etmelisiniz. Dün MB tarafından atılan adım son iki haftadır yaşanan süreçte bir miktar rahatlık sağladı.
Bundan sonraki süreçte ekonomi yönetiminin ahenk içinde politika yapmasını bekliyoruz.
Ucuz para dönemi sona erdi. Ucuz ve bol para ile büyüme sağlama gibi bir seçeneğimiz artık yok.

'KUVVETLER AYRILIĞI ENTELEKTÜEL BİR TARTIŞMA KONUSU DEĞİL, DEVLETİN OLMAZSA OLMAZI'

Yüksek büyüme ile ekonominin tekerleri hızlı dönüyor ama yüksek cari açık ve enflasyon ile patinaj yapıyoruz. Şu anda yaşadığımız durum budur.
Hukuk devleti her şeyin üzerinde olmalıdır. Kuvvetler ayrılığı bir entellektüel tartışma konusu değil, çağdaş bir devletin olmazsa olmazıdır.

'EKONOMİDE MUCİZELER YOKTUR, GERÇEKLER VARDIR'

Ekonomide mucizeler yoktur, gerçekler vardır, hakikati istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz. Ekonominin temelinde bir süredir bozulma görülüyor. Bir an önce ekonomimize duyulan güveni yeniden tesis etmemiz gerekiyor, aksi halde ekonomimiz sert bir düzeltmeyle karşı karşıya kalacaktır.
MB'nin dün attığı adım bir nebze rahatlık sağlamıştır, önemli olan bundan sonraki süreçtir. Reformlara hız vermeliyiz ve zaman kaybetmemeliyiz. Kalıcı başarıya ulaşmak için beklentimiz, önümüzdeki hassas dönemde de ekonominin kararlılıkla ve akılcı politikalarla yönetilmesidir.

'GÜNÜBİRLİK PAKETLER, ÜLKE EKONOMİSİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ SORGULATIR'

Kural temelli, öngörülebilir politikalara dayanmadan günübirlik tedbir ve paketler, bir ülkenin ekonomisinin sürdürülebilirliğini sorgulanır hale getirir. Kurda gördüğümüz hızlı yükseliş, Türkiye ekonomisi için bu sorgulamanın başladığını gösteriyor.
Bir an önce ekonomimize duyulan güveni yeniden tesis etmemiz gerekiyor.

7 Mart 2018 Çarşamba

Ülkenize güvenin yatırım yapın

Kalkınma Bakanı Elvan: Ülkenize güvenin yatırım yapın

İstanbul’da ekonomi yazarlarıyla bir araya gelen Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, hükümetin 2018 yılı ekonomi programına ışık tutan açıklamalarda bulundu. İlk tanıtımı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan himayesinde Beştepe’de yapılan 11. Kalkınma Planı çalışmalarına, kapsayıcılık dozu artırılarak devam ediliyor.
Haziran ayında TBMM’ye sunulacak 2019-2023 dönemini kapsayan planla ilgili, 81 ilin her birinde kadınlar, gençler ve STK’larla yapılan toplam 250 toplantıya katılan yaklaşık 13 bin kişinin görüşleri alınmış. Elvan, bakanlığın web sitesindeki ankete yanıt veren 75 bin kişi içinde eğitim konusunun öne çıktığına işaret ediyor. Bakan Elvan teknoloji alanı başta olmak üzere, ekonomi ve akademi çevrelerinden uzman heyetlerle de bir araya gelecek.
Kalkınma Bakanlığı’nın desteğiyle 7-8 Mart 2018 tarihlerinde Mersin’de düzenlenecek “Akdeniz Ekonomi Forumu” öncesinde, Mersin Büyüşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ın da katıldığı toplantıda bir araya geldiğimiz Elvan, iş dünyasına “Yatırımları artırın, Türkiye’ye güvenin” diye sesleniyor.
Dünya ekonomisinde 2018 yılında yüzde 3.9’luk büyüme ve ticaret hacminde de bunun üzerinde artış beklentisine işaret eden Elvan, “Özellikle imalat sanayiinde kapasite kullanım oranları çok yüksek, yeni yatırımlar gerekli” diyor.
Elvan, Başbakan Binali Yıldırım’ın önümüzdeki günlerde, yapısal reformları açıklayacağını belirtiyor.

PLANI, YANLIŞ KUR TAHMİNİ BOZDU

Kendisine yöneltilen bir soru üzerine, 2014-2018 dönemini kapsayan 10. Kalkınma Planı ile gerçekleşmeleri karşılaştıran Elvan, sapmanın en önemli nedeni olarak kur sapmasını gösteriyor. 2018 yılına girerken 4 bin seviyesini test eden dolar kuru 10. Kalkınma Planı’nda 1.97 olarak öngörülmüştü.
2014-2018 hedefleri ile 2017 yılı itibarıyla gerçekleşmelerine bakarsak; milli gelir hedefi 1 trilyon 300 milyar dolardı, 850 milyar dolara ulaşılabildi; kişi başına gelir hedefi 16 bin dolardı, 10 bin dolarda kaldı; ihracat 277 milyar dolar hedeflenmişti, geçen yılı 157 milyar dolar ile kapandı, bu yıl da 170 milyar dolar bekleniyor.
“İlk kez açıklıyorum dediği” plan ve gerçekleşme tablosunu ortaya koyarken, “Bu üç verinin dışında, planın tutmadığı bir veri gösteremezsiniz” diyen Elvan’ın açıklamaları şöyle:
- ENFLASYON VE İŞSİZLİK: 2014-2018 döneminde ortalama büyüme hedefi yüzde 5.5’ti, 2017 yılı itibarıyla yüzde 5.3 gerçekleşti (yüzde 94); kişi başına milli gelir 13 bin 800 dolardı, 11 bin 100 dolar oldu (yüzde 83); sabit sermaye oranının GSYH’ye oranı yüzde 22.3’tü, gerçekleşmesi 29.4 (yüzde 134); tasarrufların GSYH’ye oranı yüzde 16.8’di, yüzde 24.6 oldu. TÜFE artışı yüzde 4.8’di, yüzde 8.7 olmuş. Sermaye stoku 5.7’ydi, yüzde 7.3 olmuş, istihdam artışı yüzde 2.9’du, yüzde 3.4 gerçekleşmiş. İşgücüne katılımda artış yüzde 50.1’di, 51.6 oldu; işsizlik oranı yüzde 7.5’ti, 10.5 olmuş.
2018 YATIRIM ZAMANI: Kapasite kullanım oranları yüzde 80’lere vardı. 2018 yatırım zamanı. Her türlü imkânı sağladık. KDV düzenlemesinin yanı sıra imalat ve istihdama yönelik destekler veriyoruz. İş dünyamızın Türkiye ekonomisine, hükümetin ekonomi politikasına güvenmesi lazım. Kredi Garanti Fonu (KGF) uygulaması başladığında endişelerin aksine kamu maliyesinde sıkıntı olmadı. Öyle ki, OVP’de bütçe açığı yüzde 2.5’ti, yılı yüzde 1.5 ile kapattık. Bu yıl da yatırımı ve ihracatı destelemek üzere KGF’ye devam edeceğiz; ihracata verdiğimiz desteği yüzde 25’ten, yüzde 30’a çıkaracağız. Süper teşviklerle ilgili de 90 milyar liralık talep oluştu.
BEKLE-GÖR POLİTİKASINDAN VAZGEÇİN: Son 5-6 yıldır özel sektör yatırımlarında durgunluk söz konusu. Finansal kesimde kârlılık, reel sektöre göre yüksek. KDV düzenlemesi finansman ihtiyacı olan firmaları bir ölçüde rahatlatacak. Yatırımcılarımızın kendi ülkesine güvenmesi lazım. Bekle-gör politikası içinde olanlar var. 2018 yılında istihdam, yatırım destekleri ve süper teşvikler veriyoruz. 2018, geçen yıla göre daha iyi olacak. İhracat yüzde 5.5’lik büyüme hedefimize, pozitif katkı verecek.
RAYLI SİSTEMLERE ALIM GARANTİSİ: Son 3-5 aydır ithalata bağımlılık sorununa yoğunlaştık. Rekabet iklimini bozmadan, sağlıklı büyümeyi gözeterek ilaç, savunma, raylı sistemler, enerji ekipmanları gibi 8-10 alanda yerli üretimi destekleyeceğiz. 2023 yılına kadar raylı sistemlere 17 milyar Euro’luk yatırım yapılacak. Demiryolu setleri ile toplam 35 milyar Euro ediyor. Raylı sistemlerde binin üzerinde firma var ama şunu göremiyorlar: Kamunun ne kadar ihtiyacı var? Kamuya satabilecekler mi? Kamu alım garantisi veren alt yapı oluşturuyoruz. Her bir belediye farklı bir ulaşım aracı alıyor. Bakım onarım ve tedarik giderlerini aşağı çekici yerli üretime dayalı mekanizmalar oluşacak. Enflasyona baskı yapan tarımsal ürünlerde fiyat artışını dizginlemek için de soğuk zincir kuranlara teşvik vereceğiz.

14 Şubat 2020 Cuma

İş dünyası ve ekonomistler sanayi üretimi verisini değerlendirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


İş dünyası ve ekonomistler, geçen yılın aralık ayına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını değerlendirdi.


Arındırılmamış sanayi üretim endeksinin, Aralık 2019'da yıllık yüzde 9,5 ile 23 ayın en yüksek artışını sergilemesi, geçen yılın dördüncü çeyreğinde yüzde 4,5-5 büyümeye işaret etti.
  • Sanayi üretimi arttı
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, arındırılmamış sanayi üretim endeksi geçen yılın aralık ayında yıllık bazda yüzde 9,5 ile Ocak 2018'den bu yana en yüksek artışını gösterdi. Aynı dönemde takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksindeki artış da yüzde 8,6 ile 22 ayın en yükseği oldu.

Ekonomistler, milli gelir artışının 2019'un son çeyreğinde yüzde 4,5-5 bandında gerçekleşebileceğini tahmin ediyor.


"2020'de ekonomi yüzde 4-5 büyüyebilir"

AA Finans Analisti ve Ekonomist Haluk Bürümcekçi, arındırılmamış sanayi üretiminin aralıkta yıllık bazda yüzde 9,5 artışla piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

Ekim-Aralık 2019 gerçekleşmesinin 2018'in aynı dönemine göre yıllık yüzde 5,5 artışla yılın son çeyreğinde üretim artışının hızlandığına işaret ettiğini söyleyen Bürümcekçi, ocak için öncü göstergelerin yıllık bazda artış eğiliminin devam ettiğini yansıttığı ifade etti.

Bürümcekçi, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Büyüme eğiliminin mevcut gücünü ne süre koruyabileceğini, finansal koşullardaki gevşemenin ve bankacılık kredi hacmindeki yükselişin kalıcılığı ve dış talep koşulları belirleyecektir. 

Geçen yıl, ilk iki çeyrekte yıllık bazda milli gelir düşüşünün devam ettiği görülmüştü. Buna karşılık, baz etkisinin üçüncü çeyrekten itibaren devreye girmesi ile büyümedeki toparlanmanın güçlendiği de izlenmekteydi. 

Son çeyrekte de yakalanan bu ivme ve baz etkisinin katkısı ile yüzde 4,5-5 aralığında bir büyümenin yakalanması olası görünmektedir.

Sonrasındaki görünüm ise, finansal koşullarda gözlenen belirgin gevşemenin ve kamu bankaları öncülüğünde yükselmeye başlayan ve trend büyümesi yüzde 25'e yaklaşan bankacılık kredi hacminin bu görünümü ne süre koruyabileceğine bağlı olacaktır. 

Ayrıca, Euro Bölgesi başta olmak üzere küresel çapta gözlenen yavaşlamanın dış talebi olumsuz etkilemeye başlaması bir aşağı yönlü risk olarak izlenmektedir. 

Bu doğrultuda, 2019 yılı büyümesinin yüzde 0,5 olarak gerçekleşmesini beklerken, 2020 yılında ise bugünkü bilgiler ışığında büyümenin yüzde 4-5 aralığında gerçekleşmesini olası görmekteyiz."

"Son çeyrekte sanayi üretimi yüzde 5,8 büyüdü"

TSKB Ekonomisti Şakir Turan da aralık verilerinin imalat sanayi PMI gibi öncü verilerin işaret ettiğinden güçlü geldiğini, 2019'un son çeyreğinde sanayi üretimi takvim etkisinden arındırılmış verilere göre yıllık bazda yüzde 5,8 büyüdüğünü söyledi.

Yıl genelinde ise sanayi üretiminin yüzde 0,6 küçüldüğünü ifade eden Turan, "Diğer öncü verilerle birlikte, aralık sanayi üretimi verileri 2019 son çeyrekte GSYH'nin iç talep destekli olarak güçlü bir büyüme kaydetmiş olabileceğine işaret ediyor. 

Dördüncü çeyrekteki yüzde 5 civarında yıllık büyüme ile 2019 genelinde GSYH büyümesinin yüzde 0,5 civarında oluştuğunu hesaplıyoruz." dedi.

İSO Başkanı Bahçıvan: Sanayi sektörümüze verilen destekler, üretim olarak geri dönmektedir

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, öncü göstergelerin, sanayi üretimindeki iyileşmenin ve artış ivmesinin ocak ve devam eden aylarda da süreceğini gösterdiğini belirterek, "Bütün bunlar göstermektedir ki sanayiye verilen destek üretime, istihdama ve ekonomik dengelenmenin kalıcılaşmasına verilen destektir, boşa gitmemektedir." ifadelerini kullandı.

İSO açıklamasında görüşlerine yer verilen İSO Başkanı Bahçıvan, TÜİK'in açıkladığı aralık ayına ait sanayi üretimi verisine dair değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayı sanayi üretimi verilerinin, sanayinin çarklarının zor koşullarda bile döndüğünü göstermesi açısından önemli ve geleceğe dair umutları artıran bir gösterge olduğunu belirten Bahçıvan, "Yıllık bazda yüzde 8.6’lık sanayi üretimi artışı ve aynı şekilde yüzde 9.1'lik imalat sanayi üretim artışında bir baz etkisi olsa da bu veriler sanayi sektörü aktivitesinde genele yayılan bir toparlanma eğiliminin olduğuna işaret etmektedir. 

Bu tabloda özellikle ekonomimizde son bir yıl içindeki genel dengelenmeye paralel olarak enflasyonist baskılardaki geri çekilme, faizlerdeki düşüş ve kredilerdeki ivmelenin yarattığı iç talepteki canlılık da belirleyici olmuştur." ifadelerini kullandı.

MÜSİAD Başkanı Kaan: Reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Aralık 2019 dönemine ilişkin yıllık bazda yüzde 8,6, aylık bazda ise yüzde 1,9'luk sanayi üretimi artışının, iç talepteki canlanmanın genele yayıldığına işaret etmesi bakımından reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti.

Kaan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan sanayi üretim endeksi sonuçlarını değerlendirdi.

Aralık 2019 dönemine ilişkin yıllık bazda yüzde 8,6, aylık bazda ise yüzde 1,9'luk sanayi üretimi artışının, iç talepteki canlanmanın genele yayıldığına işaret etmesi bakımından reel sektör adına oldukça sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Kaan, şunları kaydetti:

"Böylece çeyreklik bazdaki artışın yüzde 5,8 seviyesine yükselmesiyle birlikte yılın son çeyreğine yönelik güçlü büyüme beklentimiz de teyit edilmiş oldu. 

Nitekim MÜSİAD olarak her ayın son iş günü sonuçlarını paylaştığımız SAMEKS'in Sanayi Endeksi de aralıkta önceki aya göre 7,8 puan birden artarak reel sektördeki toparlanmanın hızlandığına ilişkin öncü bir gösterge olmuştu. 

Parasal gevşemenin gecikmeli etkilerinin piyasalarda daha fazla hissedilmeye başlanması ve kredi artışını destekleyen diğer düzenlemelerin de etkisiyle sanayideki toparlanmanın yeni yılın ilk çeyreğinde de sürmesini bekliyoruz. 

SAMEKS Sanayi Endeksi'nin Ocak 2020 döneminde artışını sürdürerek 57,1 seviyesinde gerçekleşmesi de bu beklentimizi desteklemektedir."


İş dünyası 2020 yılından umutlu: Yüzde 5 büyümeyle yatırımlar hızlanacak

İş dünyası temsilcileri Türkiye ekonomisinin ‘en kötü’yü geride bıraktığını vurgulayarak, 2020 yılı için şu mesajı verdi: Yatırım, istihdam, ihracat ve büyümeye yönelik etkili ve pozitif bir sene bizi bekliyor.


Türk ekonomi ve iş dünyasının temsilcileri zorlu geçen 2019 yılının ardından 2020 yılının daha pozitif geçeceğini ve Türkiye’nin yeniden yüzde 5 seviyelerinde bir büyüme performansına ulabileceğini düşünüyor. 

Türkiye, Ağustos 2018’de yaşadığı kur saldırılarının ardından 2019’da dengelenme sürecine girdi. 2019 yılı hem küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi açısından oldukça zor bir dönemeç oldu.

TOPARLANDIK

Bu süreçte ticaret savaşları, korumacı politikalar ve jeopolitik risklerden önemli ölçüde etkilenen küresel ekonomi, gerek büyüme oranları gerekse ticaret beklentilerinin gerisinde kaldı. 

İş dünyası temsilcileri, 2019’daki toparlanmanın 2020’de büyümeye dönüşeceğini belirtiyor. İşte görüşler...

İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: İŞSİZLİK AZALACAK, İSTİHDAM ARTACAK

2020’nin dört çeyreğinde de pozitif büyüme bekliyoruz. Yüzde 5 büyümeye ulaşmak hiç şaşırtıcı olmayacaktır. 2020’de işsizlikte gerileme bekliyoruz. 

İstihdam hedefinde hem 2019, hem de 2020’de OVP hedefleri tutturulacak. 2020’de yüzde 5 büyümeye ulaşmak için itici gücümüz, üretimdir, yatırımdır.

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN: ARTIK FİNANSAL BAHANELER ÜRETİLEMEZ

Bu yıl dengelenme sürecine girildi. 2020’nin yatırımlar için artık finansal sebeplerden veya finansal bahanelerden arınmış bir dönem olduğunu öngörüyoruz. 

Artık kimse finansal istikrarsızlıktan dolayı bu ülkede yatırım yapılamıyor diyemez. 2020’de en önemli konu yatırım sürecinin başlatılması olacak.

TİM BAŞKANI İSMAİL GÜLLE: 12 AYLIK İHRACAT 180 MİLYAR $’A ÇIKTI

Küresel ticaretteki zorluklara rağmen Türkiye, ihracatta olumlu bir grafiğe imza attı. Son 12 aylık ihracatımız 180 milyar dolar seviyesine ulaştı. 

İhracat yapan firmaların sayısı son 13 yıldır ilk defa ithalat yapanları geride bıraktı. Yatırım, istihdam, ihracat ve büyümeye yönelik etkili, pozitif bir yıl bizi bekliyor.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: UCUZ KREDİYE HIZLI ULAŞMAK ÖNEMLİ

2020’de yatırımların artmasını, istihdamın yükselmesini ve enflasyonda olumlu gelişmelerin yaşanmasını öngörüyoruz.

 Bankacılık sektörünün de en kısa sürede piyasa faizlerini makul seviyelere çekmesini bekliyoruz. Çünkü, iş dünyasının asıl önünü açacak hamle, ucuz krediye hızla ulaşabilmektir.

MÜSİAD GENEL BAŞKANI ABDURRAHMAN KAAN: HEDEFE ZORLANMADAN ULAŞABİLİRİZ

Faiz indirimleriyle birlikte canlanan ekonomik aktivite, yılın üçüncü çeyreği itibarıyla Türkiye ekonomisini pozitif büyüme sürecine geri döndürdü. 

Bu motivasyonla girdiğimiz 2020 yılı ve sonrasında ekonominin, hedeflenen yıllık ortalama yüzde 5’lik büyüme hızını zorlanmadan yakalayacağını tahmin ediyoruz.

ATO BAŞKANI GÜRSEL BARAN: EN KÖTÜ GÜNLERİ ARTIK GERİDE BIRAKTIK

Türkiye ekonomisi durgunluktan çıktı, yüzünü yeniden büyümeye çevirdi. İç talepte canlanmayla büyüme çizgisinde pozitif tarafa geçildi. En kötü günleri geride bıraktık. 

Türkiye’ye saldıranlar savunma sanayiinde olduğu gibi Türkiye’yi üretimin her alanında, yerli üretebilir bir program çalışmasına soktu.

İşsizlik rakamları açıklandı


Türkiye'de işsizlik oranı eylülde geçen yılın aynı ayına göre 2,4 puan artışla yüzde 13,8 oldu. Bu dönemde işsiz sayısı 817 bin kişi artarak 4 milyon 566 bin olarak kayıtlara geçti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2019'a ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, eylülde geçen yılın aynı ayına göre 817 bin kişi artarak 4 milyon 566 bine çıktı. İşsizlik oranı 2,4 puan yükselerek yüzde 13,8 oldu.

İşsizlik oranı, eylülde bir önceki aya göre ise 0,2 puan azaldı.
Tarım dışı işsizlik oranı 2,9 puanlık artışla yüzde 16,4 olarak tahmin edildi.

Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 4,5 puan yükselerek yüzde 26,1 oldu. İşsizlik oranı 15-64 yaş grubunda ise 2,4 puan artışla yüzde 14,1 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısında düşüş


İstihdam edilenlerin sayısı eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 623 bin kişi azalarak 28 milyon 440 bin kişiye gerilerken, istihdam oranı 1,7 puanlık azalışla yüzde 46,1'e indi. 
Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 108 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 516 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 19,3'ü tarım, yüzde 19,5'i sanayi, yüzde 5,5'i inşaat, yüzde 55,7'si ise hizmet sektöründe yer aldı.

Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,1 puan, hizmet sektörünün payı 1,4 puan artarken, sanayi sektörünün payı 0,1, inşaat sektörünün payı 1,4 puan azaldı.

İş gücüne katılım oranı düştü


İş gücü, eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 193 bin kişi artarak 33 milyon 6 bin kişi olurken, iş gücüne katılma oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 53,5'e geriledi. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre, erkeklerde iş gücüne katılma oranı 0,9 puanlık azalışla yüzde 72,6'ya gerilerken, kadınlarda ise değişim göstermeyerek 34,9 oldu.

Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı eylülde geçen yılın aynı dönemine göre 2,2 puan artarak yüzde 36'ya yükseldi. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise geçen yılın aynı dönemine göre 1,6 puan artarak yüzde 23,6 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam


Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 36 bin kişi artarak 28 milyon 111 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı değişim göstermeyerek yüzde 45,6 oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 73 bin kişi azalarak 4 milyon 553 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,2 puan düşüşle yüzde 13,9'a geriledi.

Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puan azalarak yüzde 53 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 7 bin, inşaat sektöründe 2 bin, hizmet sektöründe 31 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 5 bin kişi azaldı.

8 Temmuz 2018 Pazar

Yatırım Teşvik Sistemi Nedir?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

2012 yılı Nisan ayı içinde kamuoyuna tanıtılan Yatırım Teşvik Programı, 15 Haziran 2012 tarih ve 2012/3305 sayılı “ Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” ile yürürlüğe girmiş; Kararın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 2012/1 sayılı Tebliğ ile belirlenmiştir.

Türkiye'nin 2023 vizyonu ile üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisi bakımından büyük önem taşıyan yeni yatırım teşvik programı, kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak;
Tasarrufları katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirmek,
Üretimi ve istihdamı artırmak,
Uluslararası rekabet gücünü artıracak ve araştırma-geliştirme içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımlar ile stratejik yatırımları özendirmek,
Uluslararası doğrudan yatırımları artırmak,
Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak,
Kümelenme ve çevre korumaya yönelik yatırımları özendirmek,
amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.
Belirtilen hedeflere ulaşmak üzere, özel sektör temsilcisi kuruluşlar başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde hazırlanan Yatırım Teşvik Sistemi; Bölgesel Teşvik Uygulamaları, Öncelikli Yatırımların Teşviki, Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki, Stratejik Yatırımların Teşviki ve Genel Teşvik Uygulamaları olmak üzere beş ana bileşenden oluşmaktadır.
Bahsi geçen teşvik uygulamaları kapsamında yatırımcılara,
KDV İstisnası,
Gümrük Vergisi Muafiyeti,
Vergi İndirimi,
Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği,
Sigorta Primi İşçi Hissesi Desteği,
Gelir Vergisi Stopajı Desteği,
Faiz Desteği,
Yatırım Yeri Tahsisi,
KDV İadesi
destekleri sağlanmaktadır.
Söz konusu desteklerin tamamından veya bir bölümünden yatırımın büyüklüğüne, bölgesine ve konusuna bağlı olarak değişen oran ve sürelerde yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıntılı bilgi için yandaki menüde yer alan Yatırım Teşvik Sistemi İle İlgili Önemli Bilgiler sayfasını ziyaret ediniz.


NASIL BAŞVURABİLİRİM?

Yatırımcıların, Yatırım Teşvik Programı kapsamındaki uygulamalar çerçevesinde desteklerden yararlanabilmek için resmi bir başvuruda bulunması gerekmektedir. Belirli usul ve esaslara dayalı olarak yapılacak başvurudan önce yatırımcılar Ekonomi Bakanlığı, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nden projesinin hangi uygulama kapsamında desteklenebileceği konusunda bilgi alabilir veya teşvik kararını inceleyerek hangi uygulamaya dahil olduklarını tayin edebilirler. Yatırımcıların  projesi ile ilgili olarak aşağıda belirtilen konulara ilişkin bilgilere sahip olması, bu bilgi edinme sürecinin verimli bir şekilde yürütülebilmesine katkı sağlayacaktır:
Proje için belirlenen yatırım yeri veya alternatif yatırım yerleri
Yatırım projesinin sektörü
Yatırım projesinin konusu, kapasitesi ve yaklaşık tutarı
Stratejik yatırımlar için, üretilecek ürüne ilişkin yurt içi üretim kapasitesi ve ithalat verileri

MÜRACAAT MERCİİ

Yatırım Teşvik Programı’ndan faydalanmak üzere yatırımcılar başvurularını Ekonomi Bakanlığı, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne yaparlar. Başvurular, Ekonomi Bakanlığına şahsen veya posta yoluyla yapılabilir. Posta yoluyla yapılacak başvuruların aşağıda belirtilen adrese gönderilmesi gerekmektedir:
T.C. Ekonomi Bakanlığı
Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü
Söğütözü Mahallesi, 2176. Sok. No:63, 06510 Çankaya/Ankara
Ayrıca, firmanın tercihine bağlı olarak yetkilendirilen Yerel Birimlere de müracaat edilebilir.
Yatırımcıların teşvik belgesi almak üzere Yerel Birimlere müracaat edebilmesi için:
Yatırım projesinin Genel veya Bölgesel Teşvik Uygulaması kapsamında desteklenecek nitelikte olması,
Sabit yatırım tutarının 10 Milyon TL’yi aşmaması,
Yatırım konusunun aşağıdaki listede yer alan konulardan biri olması
gerekmektedir.
Yatırım Teşvik İşlemleri için Yetkilendirilen Yerel Birimlerin Listesi için tıklayınız.
Yerel Birimlerce Teşvik Belgesi Düzenlenebilecek Yatırım Konuları için tıklayınız.

MÜRACAT BELGELERİ

Yatırım teşvik belgesi düzenlenmesi aşamasında sunulacak belgelerin listesi için tıklayınız.
Yatırım konusuna göre talep edilen ilave belgelerin listesi için tıklayınız.

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER



Yatırım Teşvik Sistemi,
Genel Teşvik Uygulamaları
Bölgesel Teşvik Uygulamaları
Öncelikli Yatırımların Teşviki
Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki
Stratejik Yatırımların Teşviki
olmak üzere beş ana bileşenden oluşmaktadır.
Bahsi geçen teşvik uygulamaları kapsamında yatırımcılara,
KDV İstisnası,
Gümrük Vergisi Muafiyeti,
Vergi İndirimi,
Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği,
Sigorta Primi İşçi Hissesi Desteği,
Gelir Vergisi Stopajı Desteği,
Faiz Desteği,
Yatırım Yeri Tahsisi,
KDV İadesi
destekleri sağlanmaktadır.
Yatırım Teşvik Uygulamaları ve Destek Unsurlarına ilişkin detaylı bilgiler ile Yatırım Teşvik Sisteminin tanıtımına yönelik özet bilgi ve sunumlara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Yatırım Teşvik Programı, yatırımların konusuna, büyüklüklerine ve bölgesine göre farklı uygulamalar çerçevesinde destek vermek üzere kurgulanmıştır. Bu çerçevede, sistem beş farklı uygulamadan oluşmaktadır:

Genel Teşvik Uygulaması
Bölgesel Teşvik Uygulaması
Öncelikli Yatırımların Teşviki Uygulaması
Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki Uygulaması
Stratejik Yatırımların Teşviki Uygulaması
Genel Teşvik Uygulaması: Teşvik edilmeyecek veya teşviki için aranan şartları sağlayamayan yatırım konuları hariç olmak üzere, asgari sabit yatırım tutarı ve kapasiteler üzerindeki yatırımlar bölge ayrımı yapılmaksızın Genel Teşvik Uygulamaları kapsamında desteklenmektedir.
Bölgesel Teşvik Uygulaması: Bölgesel Teşvik Uygulamalarında her ilde desteklenecek sektörler, illerin potansiyelleri ve ekonomik ölçek büyüklükleri dikkate alınarak tespit edilmiş olup, bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre yardım yoğunlukları farklılaştırılmıştır.
Öncelikli Yatırımların Teşviki Uygulaması: Ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda, tespit edilen alanlarda yapılacak olan yatırımlar, öncelikli yatırımlar olarak belirlenmiş ve bu yatırımlara 1. 2. 3. ve 4. Bölgelerde gerçekleştirilmiş olsalar dahi 5. Bölgede uygulanan destekler sağlanmıştır. Bu yatırımlara, 5. ve 6. Bölgede gerçekleştirilmeleri halinde ise kendi bölgelerinde uygulanan destekler sağlanmaktadır.
Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki Uygulaması: Asgari sabit yatırım tutarları 50 Milyon TL ve 1 Milyar TL arasında olmak üzere belirlenen 12 yatırım konusu, büyük ölçekli yatırımların teşviki çerçevesinde desteklenmektedir. Bu yatırımlar kapsamında Vergi İndirimi desteğinin yatırıma katkı oranı her bölge için bölgesel teşvik sistemi kapsamında uygulanan oranın %10 üzerinde uygulanmaktadır.
Stratejik Yatırımların Teşviki Uygulaması: Asgari sabit yatırım tutarının 50 milyon TL olması, yatırım konusu ürünle ilgili yurt içi toplam üretim kapasitesinin ithalattan az olması, yatırımla sağlanan katma değerin asgari %40 olması ve üretilecek ürünle ilgili toplam ithalat değerinin son 1 yıl itibarıyla en az 50 milyon $ olması kriterlerini sağlayan, ithalat bağımlılığı yüksek olan ara malı veya ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar stratejik yatırımların teşviki uygulamaları kapsamında desteklenmektedir. Ayrıca, asgari sabit yatırım tutarı üçmilyar Türk Lirasının üzerinde olan öncelikli yatırımlar stratejik yatırım olarak kabul edilir.

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları



Müzakereleri Ekonomi Bakanlığı tarafından yürütülen ve Türkiye'nin bugüne kadar 94 ülkeyle imzalamış olduğu Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları, yabancı bir ülkede yatırım yapan yatırımcılar için büyük önem taşıyan; yatırımcıya ev sahibi ülke tarafından uygulanacak muamelenin sınırlarının belirlenmesi,  yatırım yaptıkları ülkelerdeki temel hak ve menfaatlerinin uluslararası hukuk temelinde korunması, kar transferlerinin güvence altına alınması, ev sahibi devletçe yapılması muhtemel kamulaştırma işlemlerinin şartlarının belirlenmesi ve uyuşmazlık halinde uluslararası tahkime başvurulması gibi "olmazsa olmaz" hükümler içeren temel nitelikte bir anlaşmadır. Bu çerçevede, ülkemizce imzalanmış ve yürürlüğe konmuş olan  YKTK Anlaşmalarının tarafı olan yabancı bir ülkede yatırım yapan Türk yatırımcılarının yatırımlarının korunması açısından da YKTK Anlaşmaları  önemli hükümler içermektedirler.

Türkiye Hibe Ve Teşvik Desteği Veren Kurum Ve Kuruluşlar

KOSGEB DESTEKLERİ
Girişimcilik Destek Programı
Programın Amacı
Girişimciliğin desteklenmesi
Girişimciliğin yaygınlaştırılması
Başarılı işletmelerin kurulması
Programdan Kimler Yararlanabilir
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler,
Girişimciler
İşletici Kuruluşlar (İş Geliştirme Merkezi’ni yönetmek üzere kurulan tüzel kişilik)
Programın Kapsamı
Bu program,
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi,
Yeni Girişimci Desteği,
İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Desteği
İş Planı Ödülünden oluşur.
A)Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi, kendi işini kurmak isteyen girişimcilerin bir iş planına dayalı olarak kuracağı işletmelerin başarı düzeylerini artırmak amacıyla düzenlenir.
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri;
KOSGEB birimleri tarafından düzenlenen,
Ulusal veya uluslararası projeler kapsamında, KOSGEB tarafından yürütülen,
KOSGEB ile işbirliği içerisinde çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen eğitimler,
Üniversiteler tarafından örgün eğitim kapsamında verilen girişimcilik dersleri’dir.
Bu eğitimler, 24 saati atölye çalışmalarından oluşan toplam 70 saatlik eğitimler olup; genel katılıma açık ve ücretsizeğitimlerdir.
B) Yeni Girişimci Desteği
Destekten Kimler Yararlanabilir
Bu destekten;
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ni,
KOSGEB Genç Girişimci Geliştirme Programı’nı,
Küçük Ölçekli İşletme Kurma Danışmanlığı Desteği (KÖİDD) Programı’nı tamamlayarak eğitime veya programa katıldığını belgeleyen ve işletmesini kurangirişimciler,
İŞGEM’de yer alan işletmeler yararlanabilir.

1 Mart 2018 Perşembe

2018 yılı ekonomik beklenti


Prof. Dr. Emre Alkin'in 2018 yılı ekonomik beklentisi:Temkinli iyimser
Prof. Dr. Emre Alkin
2017 yılında Kredi Garanti Fonu'nun ekonomi için önemli bir milat olduğunu aktaran Prof. Dr. Emre Alkin, "2018'de sorunlar devam edecek ama Türkiye inşaatla kalkınamaz o yüzden yeni yılda marka, inovasyon ve Ar-Ge yatırımı yapmalıyız. Büyüme modelini değiştirmezsek döviz kurları her an atak yapabilir. İş insanlarımız 'yarını nasıl çıkaracağım' diye düşünmekten yatırım yapamıyor, devletin iş insanlarımızı rahatlatması şart. Bu
insanların sürekli günü kurtarmayı düşünmekten, geleceği düşünecek vakitleri kalmıyor " dedi.
Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, 2017 Türkiye ekonomisini değerlendirerek 2018 yılı ekonomisine ilişkin tahminlerini aktardı. 2017 yılının referandumla başlayıp kötümser yorumların yapıldığını fakat Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığı ile piyasaya sunulan 200 milyar TL'lik kefalet desteğinin sektörleri canlandırıp, bir milat yarattığını söyledi.
"DÖVİZ KURLARI HER AN ATAK YAPMAYA HAZIR"
2018 yılında da  2017’de yaşanan bazı sorunların devam edeceğini söyleyen Prof. Dr. Alkin, şöyle konuştu:
 "Özellikle başımızdaki en önemli dertlerden bir tanesi Trump ve Amerikan dış politikası. Bunun haricinde Ortadoğu’daki sorunların orada haritalar değişene kadar uzun süre devam edeceğini tahmin ediyorum. Burada Türkiye’nin rolü çok önemli, Türkiye bu rolünü kavramış durumda ve gereğini yapıyor. Büyüme modelinin seçimlere kadar değişeceğini zannetmiyorum. Ancak döviz kurlarının her an atak yapma riski var. Dolayısıyla borcu ve döviz ödemesi olanların mutlak surette döviz kurlarının düştüğü yerlerde kendilerini garantiye almaları bence doğru bir davranış olur."
"2017 YILININ MİLADI KREDİ GARANTİ FONU OLDU"
KGF'nin ekonomi için önemli bir milat olduğunun altını çizen Alkin, "Ekonomi için en önemli milat bence KGF oldu. Kredi garanti fonu bir şekilde,hem bankacılıktaki hem de iş dünyasındaki bilançoları düzeltti, akışkanlığı sağladı ve işlerin hareketlenmesi sonucunu doğurdu. Busebeple“2017’nin en önemli olayı ne denirse” Türkiye ekonomisi için hiç kuşkusuz KGF derim. Büyüme rakamını KGF’nin bir sonucu olduğunun da altını çizmek istiyorum" dedi.
"2018 YILINDA DEVASA BÜYÜME GÖRMEYECEĞİZ"
2017 yılının rakamlarının çok iyi olduğu için 2018 yılında devasa büyümeler görülmeyeceğini aktaran Prof. Dr. Alkin, "Mümkün değil, çünkü bu senenin rakamları çok iyi, bir sonraki sene o kadar iyi çıkmaz. Ancak ben yüzde 4.5’ten daha düşük bir büyüme olacağını düşünmüyorum. Yüzde 4.5’tan daha düşük bir büyüme olması için de uluslararası çapta olumsuz gelişmelerin olması lazım. Yani dünyanın tamamının olduğu yerde sayıyor olması gerek. Şu an itibariyle böyle bir ihtimal yok. 2018’de yüzde 4,5’in altına inmesi benim için sürpriz olur" ifadelerini kullandı.


"EKONOMİK MODEL DOĞRU DEĞİL"
Türkiye’nin değişmeyen gerçeğinin Türk lirasının değer kaybetmesi olarak gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Alkin, bunun da ekonomik modelin doğru şekilde oluşturulmadığını gösterdiğini aktardı.
Prof. Dr. Alkin, şunları söyledi:
"Çok kaliteli malı ucuza satan bir Türkiye’yi arzu etmiyoruz. Biz ekonomistler olarak inşaatla kalkınmayı da arzu etmiyoruz. İnşaatla kalkınma olmaz zaten. İnşaatla büyümek Türkiye'yi 21'inci yüzyılda üst düzeylere taşıyacak bir mekanizma değil. Geleceğin sektörlerinde öne çıkmalıyız, yani marka, tasarım, inovasyon, AR-GE ve teknolojiden bahsediyorum."
"BEŞERİ SERMAYENİN KALİTESİ ARTMADIKÇA, FİZİKİ SERMAYENİN ARTSA DA VERİM DÜŞER”
Verimin, büyümenin ve teknolojinin artması için hem devlete ve hem de iş insanlarına çeşitli görevler düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Alkin şöyle konuştu:
"Burada devletin vazifesi, mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürmek için alt yapı yatırımı yapmaktır. İş Dünyasının vazifesi de, beşeri sermayenin kalitesini artırmaktır. Beşeri sermayenin kalitesi artmadıkça fiziki sermayeyi ne kadar artırırsan artır, verim düşer. Eğer siz beraber çalıştığınız insanların eğitimine önem vermezseniz, istediğiniz kadar makineleri artırın, istediğiniz kadar fabrikayı büyütün, sonunda senin verimin düşecektir.
"İş insanının görevi, ne kadar yüksek bina diktim, ne kadar büyük fabrika yaptım demek değil,  insanların eğitiminin kalitesini artırmaya yatırım yapmasıdır. Türkiye’nin ihracatının kilogram değeri çok düşük. Demek ki öyle milyonlarca ürünü ucuza satarak kalkınma olmuyormuş."
"İŞ İNSANLARINI 'YARINI NASIL ÇIKARACAĞIM' DÜŞÜNCESİNDEN UZAKLAŞTIRMALIYIZ"
Bugün iş insanlarının'yarını nasıl çıkaracağım' diye düşünmekten veya günü kurtarmaya çalışmaktan çok yorgun düştüklerini kaydeden Prof. Dr. Alkin, "İş insanlarımız o kadar çok yorgun düşmüş ki; inovasyonla alakalı işlere, ileri teknoloji kullanımına veya daha değerli işler yapacak konularda yatırım yapacak cesaretli adımları atmaya çekiniyorlar. Sabahtan akşama kadar işle alakalı derdi tasayı düşünen insanların verimli işler yapacağını düşünmüyorum. Devletin asli görevi iş adamından sporcuya, sanatçıdan bilim insanına ve öğretmene kadar insanları sürekli dert tasa düşündürmeden, inovatif düşünmeyi sağlayacak bir ortamı yaratmaktır. Bu insanlar sürekli günü kurtarmayı düşünürlerse, geleceği zaten düşünecek vakitleri kalmıyor" diye konuştu.
"TAŞERON İŞÇİLERE KADRO DÜZENLENMESİNİN KHK İLE ÇIKMASI NORMAL"
Olağanüstü hal ile yönetildiğimiz için Taşeron işçilere kadro düzenlemesinin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çıkmasının normal bulduğunu kaydeden Prof. Dr. Alkin, "Biz olağanüstü halle devam ediyoruz. Düzenlemenin Kanunla değil de KHK ile çıkması bana iki tane şey söylüyor; birincisi olağanüstü haldeyiz KHK normal, ikincisi taşeron düzenlemesi eğer kanunla yapılsaydı kalıcı olacaktı. Sanıyorum bir süre süreç takip edilecek, tatmin edici sonuçlara ulaşılıyor mu diye. Eğer ulaşılmıyorsa bir KHK ile de kararın değişebileceğini tahmin ediyorum" dedi.

"YÜZDE 11'LİK BÜYÜME RAKAMININ TARTIŞMA YARATMASINI ABESLE İŞTİGAL GÖRÜYORUM"
Yüzde 11'lik büyüme rakamının tartışma yaratmasını abesle iştigal olarak nitelendirdiğini dile getiren Prof. Dr. Alkin, "Büyüme ile katma değer üretimini birbirine karıştırmamak lazım. 2016 üçüncü çeyrek rakamları bayağı kötüydü. O kötü rakamların üzerine bir sonraki yıl daha iyi bir performans ortaya çıkmasını yadırgamamak lazım, bunda bir anormallik yok. O yüzden altını çizmek istediğim konu şu. Büyüme rakamları her zaman bir yıl öncenin aynı dönemine göre hesaplanır. Bu sonucu abartmanın veya 'rakamlar gerçek değil' demenin de akılcı bir davranış olduğunu düşünmüyorum. En çok gelişmenin hizmetler ve inşaatta alanında olduğunu görüyoruz. Sanayi tarafında o kadar ciddi bir büyüme yok. Özetle yüksek büyüme var ama katma değer üretimi açısından parlak bir çeyrek olmamış" diye konuştu.

26 Mart 2018 Pazartesi

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek;dövizle borçlanma açıklaması

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, TRT Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Önümüzdeki günlerde önemli bir tedbiri hayata geçireceklerine dikkati çeken Şimşek, 2008'de vatandaşların dövizle borçlanmasını yasakladıklarını hatırlattı. KOBİ düzeyindeki firmalara "İhracatınız varsa dövizle borçlanın" dediklerini dile getiren Şimşek, "Şimdi büyük şirketlere ilişkin de bir çalışmamız devam ediyor. Bu da aslında ekonomi literatüründe makroihtiyati bir tedbirdir. Biz ihtiyatlı gidiyoruz. Bu da önemli riskleri azaltacak." diye konuştu.
Türkiye'nin hem reform yaptığını hem reel ekonomide güçlü bir performansı bulunduğunu hem de tedbiri elden bırakmadığını ifade eden Şimşek, bu şekilde devam edilirse eskiden olduğu gibi bundan sonra da her türlü şoka karşı yüksek direnç gösterileceğini belirtti.
Şimşek, şirketlerin döviz borçlu olmalarının zaman zaman dışarıdaki en ufak haberi bile Türkiye piyasa fiyatlamalarına çok olumsuz yansıttığını belirterek, "Firmalarımız zamanında döviz borcu biriktirmişler, döviz geliri olmayınca panikliyorlar. Biz bu sistemi köklü bir şekilde çözüme kavuşturuyoruz. Bu düzenlemeye ciddi itirazlar da var. Çünkü herkes kendi ölçeğinde düşünüyor, 'dövizle borçlanmak daha ucuz' diyorlar, doğru değil. Türk lirası ile borçlanmak 2013'ten beri daha avantajlı. Reel sektörün işi üretmek, yatırım yapmak. Onlara söylüyorum, 'Sizin işiniz döviz piyasalarında oynamak, ona ilişkin tahminlerde bulunmak değil ki sizin geliriniz hangi para cinsindense borçlanmanız da aynı para cinsinden olsun' bu kadar basit." ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar büyük şirketler için risklerini yönetebileceklerini düşündüklerini ancak başaramadıklarını gördüklerini dile getiren Şimşek, bunun için devreye girdiklerini söyledi.

"Şu anda 2 bin 118 büyük şirkete ilişkin veriler toplanıyor"

Şimşek, özel sektörün tabii ki borçlanacağını, yatırım yapacağını ancak bunu kendi kaynağıyla ya da sermaye piyasalarına, borsaya açılarak yapabiliyorsa ideal olduğunu dile getirdi.
Borçlanmanın şirketin geliri hangi para cinsindense o para cinsiyle ve mümkünse uzun vadeli ve sabit faizli yapılması gerektiğinin altını çizen Şimşek, "Biz bunları söyleyince, sanki Türkiye büyük bir fırtına ile karşı karşıya gibi anlatılıyor. Dünyada sorunlar var, Türkiye'nin de kırılganlıkları var. Ama biz şimdi bunları nasıl yönetebiliriz, bilmiyoruz gelip gelmeyeceğini ama potansiyel gelebilecek şoklara karşı nasıl hazırlanıyoruz önemli olan odur." değerlendirmelerinde bulundu.
Şimşek, şirketlerin dövizle borçlanmasına sınırlama tedbirine ilişkin "Yasal altyapıyı biz hazırladık. Şu anda Merkez Bankasının yetkisi var. Dolayısıyla Merkez Bankası ve Hazine ekip olarak hazırlanıyoruz. Şu anda 2 bin 118 büyük şirkete ilişkin veriler toplanıyor. Bunlar toplam döviz borcunun yüzde 84'üne tekabül ediyor. Bunlara ilişkin analiz ve değerlendirme devam ediyor. " şeklinde konuştu.

"Enflasyonun yüksek seyrettiği yerde büyüme olmaz"

Şimşek, enflasyonun kontrol altına alınması, fiyat istikrarının sağlanmasının Türkiye'nin olmazsa olmazları arasında yer aldığına dikkati çekerek, enflasyonun yüksek seyrettiği yerde büyümenin olmayacağını vurguladı.
Gerek Gıda Komitesi gerek Merkez Bankası olarak yakın döneme kadar birçok adım attıklarının altını çizen Şimşek, enflasyonun sabit gelirliyi vurduğunu dolayısıyla öncelikle tek haneye arkasından da ideal olarak kalıcı bir şekilde yüzde 5'in altına çekilmesi gerektiğini vurguladı.

"Türkiye 2010-2017 döneminde ortalama yüzde 6,7 büyüdü"

Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin şoklara karşı büyük bir dayanaklılık gösterdiğini anlatan Şimşek, Türkiye'nin başına gelen bütün felaketlere rağmen 2010-2017 döneminde ortalama yüzde 6,7 büyüdüğünü, bunun, Çin ve Hindistan'dan sonra dünyada en iyi büyüme oranı olduğunu kaydetti.
Şimşek, sıkıntıların en çok yansıdığı alanın liradaki değer kaybı ve kur olduğunu ifade ederek, gelişmelerin kalıcı, uzun vadeli kaynak akışını olumsuz etkilediğini, bunun kura yansıdığını kaydetti. Jeopolitik gelişmelere değinen Şimşek, şöyle devam etti:
"Türkiye için en kötüsü inşallah geride kaldı, Suriye'de (Afrin) kontrolü elimize aldık. Türkiye'ye karşı, yaşamsal tehditlere karşı çok güçlü bir mücadele ortaya koyduk. Davamız meşru ve haklı, dünya bunu görüyor, görmek zorunda. Suriye'de göreceli bir istikrar Türkiye'yi gerçekten olumlu etkiler. Irak'ta şu anda göreceli bir istikrar var. Irak'tan tehdit, terör anlamında artık oldukça düşük düzeyde. Bütün bunlar, jeopolitik risklerde azalma Türkiye'ye olumlu yansıyacaktır. İkincisi lirada uzun bir süredir devam eden değer kaybı Türkiye'yi rekabetçi kılmıştır. Türkiye daha rekabetçidir. Üçüncüsü biz şimdi reform yapıyoruz. Tehditler azaldıkça, Türkiye hızla normalleşmeyi tamamlayacaktır. Türkiye'de büyüme, istihdam, dinamizm var. Bütün bunlar eninde sonunda, reel ekonomideki bu başarı, tabii ki finansal sektörde de takdir edilecektir."
Kısa vadede iniş çıkışların önemli ölçüde dışarıdaki gelişmelere ilişkin tedirginliği yansıttığına dikkati çeken Şimşek, örneğin Fed'in faiz artıracağı zaman bütün gelişmekte olan ülkelere de olumsuz yansıdığını ifade etti.

Türkiye büyümede ve istihdam oluşturmada başarılı

Arjantin'de düzenlenen G20 toplantısında küresel ekonomiyi değerlendirdiklerini anlatan Şimşek, küresel ekonominin kısa vadede iyi gittiğini, orta uzun vadede dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu bazı sorunlar bulunduğundan bahsettiğini söyledi.
Bu sorunların en önemlilerinden birinin dünyada aşırı borçluluk olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:
"Küresel ekonomi kısa vadede şu anda iyi, ekonomi iyi gidiyor, ticaret, büyüme, istihdam artıyor fakat bu ilanihaye devam etmeyebilir. 'Biz her zaman şoklara, strese karşı hazırlıklı olmalıyız' dedim. Benim maksadım Türkiye'ye özgü bir sorun geliyor, ona hazırlanın anlamında değil. Dünya ekonomisini tartıştık, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu sorunlar var. Bunları küresel düzeyde yönetmek için G20 çabalıyor. Türkiye olarak biz bünyemizi nasıl daha sağlam tutarız, şoklara karşı nasıl daha dayanıklı oluruz, türünden bir genel çerçeve çizdim. Bu çerçevede de özellikle sermaye piyasalarının gelişmesinin önemli olduğunu, bundan sonraki dönemde borç yerine eğer mümkünse daha çok ortak alınması, halka açılınmasını, sermaye piyasalarına daha yoğun bir şekilde gidilmesini önerdim. Bunu belli kesimler cımbızlayarak, sanki Türkiye'ye büyük bir fırtına geliyor, bir sorun varmış gibi sunmaya çalıştılar. Bu klasik zaten, her zaman karşılaştığımız durumlar."
Türkiye'nin yaşadığı şokların ister istemez fiyatlara, faizlere, risk primine, kura yansıdığını belirten Şimşek, ülkenin bünyesinin sağlam olduğunu vurguladı. Şimşek, "Evet dönem dönem dışarıdan veya içeriden birtakım stresler, şoklar yaşanabiliyor. Bu şoklara en iyi cevap zamanında yapılacak reformlardır, şoklara karşı dayanıklılığı artırmaktır. Bunu önermek, bunu söylemek, Türkiye, büyük bir sorunla karşı karşıya anlamına gelmez." dedi.
Türkiye'nin ekonomide çok iyi giden tarafları kadar sıkıntılı, kırılgan olduğu tarafları da bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin büyümede, istihdam oluşturmada çok başarılı olduğunu söyledi.

"Dijital ekonominin vergilendirilmesi ve istihdamın geleceği tartışıldı

Şimşek, reel ekonominin çok iyi gittiğini belirterek, kur şokları nedeniyle kısmen enflasyonda, kısmen de cari açıkta sorunların bulunduğunu, bunları çözmek için de yoğun bir çaba içerisinde olduklarını vurguladı.
Küresel ekonominin önündeki orta uzun vadeli "korumacılık, artan borçluluk ve yaşlanan nüfus" gibi riskler bulunduğunu anlatan Şimşek, dünya liderlerinin bir araya gelip, doğru bir şekilde, doğru politikaları iş birliğiyle uygulamaya koyması halinde sorunların atlatılacağını söyledi.
Şimşek, "Ama aksine şu anda ABD yönetiminin yaptığı gibi korumacılıkta birtakım piyasa mekanizmasını, kurala dayalı küresel ticaret sistemini tıkamaya başlarsanız, o zaman sorunlar büyür." dedi.
Dijital ekonomik faaliyetlerde yeni bir vergilendirme sistemine ihtiyaç olduğunu anlatan Şimşek, G20'de bunun ve istihdamın geleceğinin tartışıldığını söyledi.

"Reel sektör için dijital yol haritası hazırladık"

Yapay zeka ve 4. Sanayi Devrimi'ne nasıl hazırlanılacağının önemli olduğunu dile getiren Şimşek, burada eğitimin, becerilerin ön plana çıktığını ifade etti.
Şimşek, "Biz 4. Sanayi Devrimi'nden bırakın olumsuz etkilenmeyi, bunu fırsata dönüştürürüz. Türkiye olarak bunun çalışmasını yapıyoruz. Reel sektör için bir dijital yol haritası hazırladık, yakında açıklayacağız. Eğitim sistemini köklü bir şekilde gözden geçiriyoruz. bunların hepsi 4. Sanayi Devrimi'ne hazırlık anlamında. Ar-Ge'ye yoğunlaşıyoruz. G20'de biz bunu da tartıştık." diye konuştu.

Altın tahvilinde ikinci tur başlıyor

Bankacılık sektörünün sermaye yapısının güçlü, aktif kalitesinin yüksek olduğunu anlatan Şimşek, "Sırtımızı sadece bankacılık sistemine dayayarak gidemeyiz. O nedenle dikkat ederseniz son 2 yıldır sigortacılık sistemini, bireysel emeklilik sistemini nasıl geliştiririz diye çalışmalar yapıyoruz. Altın tahvil ihracına başlıyoruz, arkasında Hazine var. Devletin bankası alıyor, topluyor. Altınlar evde atıl duracağına devlet, 'getir bana emanet et, istediğin zaman sana emanetini geri veririm ama bu arada da nemalansın altın cinsinden bir getiri, bir kar elde et' diyor."