İş gücü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
İş gücü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

16 Ekim 2024 Çarşamba

Küresel iş dünyasına göre ekonomideki en büyük sorun "nitelikli iş gücü eksikliği" ve "enflasyon

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



Küresel iş dünyası, işletmeler için en önemli sorunların "iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliği" ile "enflasyon" olduğunu belirtiyor. 



 Dünya Odalar Federasyonunun (WCF) "İklim Değişikliği İçin İşbirlikçi Yaklaşım" ana temasıyla İstanbul'da düzenlenen Avrupa ve Asya Zirvesi bugün sona eriyor. 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) ev sahipliğinde uluslararası iş dünyasının temsilcilerini bir araya getiren ve 62 ülkeden 800'den fazla iş insanının katılımıyla düzenlenen zirve kapsamında, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) ve WCF tarafından hazırlanan "ICC Dünya Odalar Federasyonu Küresel Ekonomik Görünüm Anketi" başlıklı raporun çıktıları katılımcılar ile paylaşıldı. 

Dünya genelinde global gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 90'ını temsil eden 96 ülkeden (47 yüksek gelirli, 49 gelişmekte olan ülke) 210 oda temsilcisi ile yapılan araştırma önemli sonuçlar ortaya koydu. İş hayatı iklimi, enflasyon, finansmana ulaşım, ekonomik görünüm, iklim ve sürdürülebilirlik gibi konulara odaklanan ve iş dünyasına küresel bir bakış açısı ortaya koyan rapora göre, iş dünyasının yüzde 71'i gelecek 12 ayda fiyatların ılımlı bir şekilde artmasını bekliyor. Yüzde 14'ü fiyatların daha hızlı artacağını öngörürken, yüzde 13'ü fiyatların aynı kalacağını, sadece yüzde 3'ü ılımlı bir şekilde gerileyeceğini düşünüyor. 

Bölgelere göre işletmelerin başlıca sorunları Ankete göre, işletmeler için en önemli sorunların başında "iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliği" geliyor. İkinci sırada "enflasyon" yer alırken, onu "jeopolitik gerginlikler", "vergilendirme" ve "finansal sorunlar" takip ediyor. Başlıca sorunlar bölgelere göre değerlendirildiğinde; Kuzey Amerika'da "enflasyon, iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliği, vergilendirme, finansal sorunlar, belirsizlik ve stabil olmayan iç politika", Latin Amerika ve Karayipler'de "güvensizlik, belirsizlik ve stabil olmayan iç politika, finansal sorunlar, vergilendirme, döviz kuru riski", Sahra Altı Afrika'da "vergilendirme, finansal problemler, rekabetçi ithalat, enflasyon ve döviz kuru riski" öne çıkıyor. 

Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki iş dünyası, "jeopolitik gerginlikler, finansal problemler, belirsiz ve stabil olmayan iç siyaset, enflasyon, iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliğini", Avrupa ve Orta Asya "iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliği, jeopolitik gerginlikler, enflasyon, vergilendirme, belirsiz veya istikrarsız iç politikayı", Doğu Asya ve Pasifik, "enflasyon, iş gücü veya nitelikli iş gücü eksikliği, finansal problemler, jeopolitik gerginlikler ve vergilendirmeyi" sorun olarak görüyor. Güney Asya iş dünyası ise "vergilendirme, finansal problemler, teknolojik gelişmelerin eksikliği, güvensizlik ile belirsiz ve stabil olmayan iç siyasetin" başlıca sorun olduğunu belirtiyor. İş dünyası, yapay zekanın dengeli yönetilmesi gerektiğine dikkati çekiyor İş dünyasının yüzde 66'sı yapay zekayı dengeli yönetilmesi gereken hem risk hem de fırsat olarak değerlendirirken, yüzde 23'ü büyüme ve inovasyon için bir fırsat olarak, yüzde 10'u yönetilmesi gereken önemli bir risk olarak görüyor. İşletmelerin yüzde 60'ı yapay zeka uygulamalarının yüksek inovasyon gerektiren sektörlerle sınırlı olduğunu bildiriyor.

Ülkenizde finansal katılımın önündeki en büyük engeller nelerdir?" sorusuna tüm bölgelerin birinci yanıtı "ekonomik belirsizlik" olurken, sadece az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için değil, gelişmiş ve kişi başı geliri çok yüksek ülkeler için de aynı problem öne çıkıyor. Küresel iş dünyası yüksek enflasyon nedeniyle krediye ulaşmada yaşanan problemlerden şikayetçi olurken, bu sorundan hemen hemen tüm bölgelerin şikayet etmesi enflasyonun yol açtığı sıkıntıları ortaya koyuyor. 

Satış gelirlerinin düşük de olsa artması bekleniyor Ankete katılan oda temsilcileri, görünümün olumlu olduğunu düşünse de bazı bölgeler kasvetli ve karamsar bir ekonomik tablo yaşanacağını belirtiyor. "Bir yıl içinde satış gelirlerinizin nasıl değişmesini bekliyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine, katılımcıların yüzde 50'si düşük seviyede de olsa artacağına, yüzde 30'u değişmeyeceğine dair görüş bildirdi.

Araştırma, enflasyonun maliyetleri hızla artırdığını ve tedarik zincirlerini bozduğunu, böylece tüm bölgelerde operasyon maliyetlerinin yükseldiğini, işçi ücretleri üzerindeki baskının arttığını ve tedarik zincirlerinin bozulmasına neden olduğunu gösteriyor. İklim politikalarına uyum sağlamak için işletmeler enerji kaynaklarını çeşitlendirip yeşil teknolojiyi benimserken, KOBİ'ler büyük oranda başarılı bir iklim geçişi için mali desteğe güveniyor. 

KOBİ'lerin yeşil ekonomiye geçişi için en önemli 3 destek KOBİ'lerin yeşil ekonomiye geçmesi noktasındaki en etkili 3 destek sorulduğunda "mali destekler", "dijital teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi" ile "raporlamanın standartlaştırılması ve basitleştirilmesi" öne çıkıyor. Kuzey Amerika ile Latin Amerika ve Karayipler'de "Mali destekler, dijital teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi ile raporlamanın standartlaştırılması ve basitleştirilmesi", 

Avrupa ve Orta Asya'da "dijital teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi, mali destekler, raporlamanın standartlaştırılması ve basitleştirilmesi", Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da "dijital teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi, ticaret engellerinin kaldırılması ile raporlamanın standartlaştırılması ve basitleştirilmesi" KOBİ'lerin yeşil ekonomiye geçişindeki en önemli 3 destek olarak belirtiliyor. Doğu Asya ve Pasifik'te "mali destekler, ticaret engellerinin kaldırılması ve dijital teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi", Güney Asya'da ise "Mali destekler, tedarik zinciri işbirliğinin geliştirilmesi ile raporlamanın standartlaştırılması ve basitleştirilmesi" şeklinde sıralanıyor.

Dünya Odalar Federasyonuİş dünyası

18 Şubat 2019 Pazartesi

İş Kurmak İçin İş Önerileri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Karlı İş Fikirleri platformu olarak iş dünyasına atılmak isteyenler için Türkiye ve dünyada son dönemde en çok gelir sağlayan iş fikirlerine yönelik incelemelerimiz sürüyor.


Sık sık platformumuz editörlerine “İş Kurmak İstiyorum, Ama Nereden Başlayacağımı Bilmiyorum” sorusu yöneltiliyor. Her insanın üstesinden gelebileceği iş fikirleri elbette farklıdır. Bu nedenle aşağıda ilginizi çekebilecek ve mutlaka sizlere kazanç sağlayabilecek bir iş fikri bulabileceğinize eminiz.



İş kurmak isteyen girişimcilere öneriler

FRANCHISE pazarı adeta altın yılını yaşıyor. 2016’da franchise veren şirketler adeta yatırımcıların hücumuna uğradı. Kendi işini kurmak isteyenlerin dışında inşaatçı, tekstilci, kuyumcu ve sanayiciler franchise veren markalara yatırım yaptı. Örneğin, bu yıl düzenlenen “Bayim Olur Musun Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı” katılımcı ve ziyaretçi açısından rekor kırdı. Öyle ki fuar kendi alanında dünya dördüncülüğüne yükseldi. Girişim uzmanlarına göre 2017’te franchise pazarı büyümesini sürdürecek.

Endüstriyel Kenevir Üretimine Yatırım Kazandıracak


“Kenevir” son günlerin en çok konuşulan tarımsal ürünlerinden oldu. Tohumu, lifleri, kökü ve yaprağından çok sayıda sanayi malı üretilebilen kenevirin endüstriyel boyutlarına yönelik farkındalık artarken, yerli ve milli kenevir tohumu çalışmalarında iki çeşit tescile sunuldu. İş dünyası ve girişimciler kenevir sanayisi ile ilgili çalışmalara ilgi göstermeye, destek vermeye başlarken, çiftçi ise şubat-mart döneminde başlayacak “kenevir ekim dönemi” öncesinde Hükümetten gelecek açıklamalara odaklandı.

Seracılık Destekleri İle Seracılık Yapmak

“Seracılık” kârlı bir iş fikri olsada doğal afetler sektörü olumsuz etkiliyor. Seracılık destekleri ile bu alana yatırım yapmak isteyenler bu desteklerden nasıl faydalanır? Seracılık yapmak isteyen girişimciler Tarım ve Orman Bakanlığının seracılık desteklerinden, Ziraat Bankasının cazip kredilerinden faydalanabir.

Gelecek Vadeden Şahane İş Fikirleri

Geleceğe yönelik iş kurmak ve 2020’de büyük ihtimalle popüler olacak iş fikirlerinden haberdar olmak istiyorsanız doğru yerdesiniz!
Zira bu yazımızda önümüzdeki 5-10 yıl içinde trend olacak iş fikirlerinden bahsediyor olacağız…


Az Sermaye ile Yapılabilecek 30 Karlı Yeni İş Fikri

Kendi işinizin patronu olmak istiyor ama ne iş yapacağınızı bilmiyorsunuz. O zaman aşağıdaki listeyi inceleyebilir ve size uygun olan iş fikri konusunda bir karara varabilirsiniz. Karşınızda az sermaye ile yapılabilecek iş fikirleri
Hayalleriniz ne kadar büyük? Halihazırdaki işinizle istediğiniz hayata hiçbir zaman kavuşamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Hedeflerinize ulaşmanın tek yolunun kendi işinizi kurmak olduğuna mı inanıyorsunuz? Peki, o zaman neden bunun için bir şey yapmıyorsunuz? Sermayeniz olmadığı için mi? Yoksa bir iş kurmaya cesaret edemediğiniz için mi?

İş Kurma Kredisi Nasıl Alınır?


Kredi alma şartları zorlayıcı olsa da olay nakit bulmaya geldiğinde iş kurmak isteyenlerin birçok seçeneği vardır.
Yeni bir iş kurmak isteyenlerin en çok sıkıntı yaşadığı konuların başında sermaye gelmektedir. Sermaye bir işin başarılı olmasında basamak görevi üstlenmektedir. Başarı için alacağınız risk ile sahip olduğunuz sermaye arasında ters orantı bulmaktadır. O sebeple büyük sermayeli işlerde başarı kazanmanız çok daha kolay olmaktadır.
Küçük işletmeler için gökten para yağmıyor ve iş kurma kredisi almak için belli akıntısı bol suların aşılması gerekiyor. Bankaların kredi politikaları oldukça sıkı  ve bu durum kredi almak isteyen girişimcileri oldukça zorluyor. İş kurmak isteyenlerin sermayeleri için kaynak ararken yaratıcı olmaları da gerekiyor.

Sermayesiz yapılabilecek iş fikirleri

Bir iş kurmak ister misiniz, paranız veya uzmanlaşmış bir becerin yok mu o halde bu iş fikirleri listesine göz atmanızı tavsiye edeceğiz.
Bu iş fikirlerinden Her biri ucuzca başlayabileceğiniz bir işlerdendir; Zaten donanıma sahipseniz bazıları için hiçbir şey yapmanıza gerek dahi kalmayacaktır.. Bu önerilerin her biri hızlı bir şekilde hayata geçirilecek kadar kolay olmakla beraber gündelik yaşantında ihtiyaçlarını karşılama yardımcı olacaktır.

Çalıştığınız İşten İstifa Etmeden Kendi İşinizi Kurmak

Karşılaştığım birçok insan bana kendi işini kurmayı hayal ettiğini söylüyor. Ben de onlara, ʺNeden kurmuyorsunuz o halde?ʺ diye soruyorum.
Genelde çok fazla maddi ve kişisel sorumlulukları olduğunu, bu nedenle işlerinden istifa edemeyeceklerini söylüyorlar.

İş Kurarken Dikkat Edilmesi Gereken 5 Detay


İş kurmak üzere olan herkesin aklında hep aynı endişeler vuku bulur. Çoğu zaman girişimciler işlerinde başarılı olup, olamayacağı konusunda tereddütte düşer. Bu konuda sizi cesaretlendirecek ve aynı zamanda işinizi kurarken doğru adımlar atmanızı sağlayacak bazı detaylardan bahsetmek istiyorum.

Bahsedeceğim detaylar eminim ki, sizlere fikir vereceği gibi patron olmanız içinde etkin ve faydalı bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır.
İş Kurarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
İşinizi kurarken hatta kurma aşamasında dikkat etmeniz gereken detayları 5 başlık altında sıraladım.

1. Emin Misiniz, Son Kararınız Mı?

Kuracağınız iş hayallerinizi süslüyorsa ve hayalinizdeki işse; “tamam budur, eminim ve son kararım” diyorsanız, harika! Hemen vakit kaybetmeden diğer başlığa geçin. Eğer, hayalinizdeki işi yapmayacaksanız, durup bir kere daha düşünün.

Çoğu insan hayalindeki işi yapmadığı için işinde mutsuz. Yaşadığı mutsuzluk ise işine doğal olarak da performansına yansıyor. Kimse mutlu olmadığı bir işte verimli olamaz. Bu sebeple hayalinizdeki işi yapın. Bu madde diğer tüm yazacaklarımdan çok daha önemli.

2. Fizibilite Çalışması Yaptınız Mı? Yapın.

İşinizi kuracağınız pazarı önceden araştırarak daha isabetli adımlar atabilmeniz mümkündür. Türkçede yapılabilirlik olarak bilinen fizibilite çoğu zaman iş kurarken yanlış kararlar almanıza engel olur. Basit bir fizibilite çalışması yapmak için profesyonel yetkinliklere sahip olmanız gerekmiyor.

Örneğin, bir Pet Shop işi kuracağınızı düşünelim. İş kuracağınız bölgede başka Pet Shop var mı, varsa; ürünlerinde çeşitlilik sunuyor mu, ürünleri ne kadara satıyor, bölgede evcil hayvan sahibi kaç kişi yaşıyor ya da satacağınız ürünlere talep olacak mı, işinizi kuracağınız bölgedeki genel sosyal ve ekonomik sınıf nasıl gibi basit sorulara cevap bularak etkili pazar araştırması yapmanız mümkün. Daha sonra işinize göre; iş gücü, ulaşım imkanları, bölgenin gelişme potansiyeli, tedarikçi yakınlığı gibi faktörleri de araştırmanıza katabilirsiniz.

Mesela, manav açmayı düşünüyorsanız sebze meyve haline yakın olmanız, müşterilerinize taze ürünler sunmanız açısından faydalı olacaktır. Veya iş gücü ağırlıklı bir iş kuracaksanız iş gücü potansiyeli yüksek olan bölgelerde işinizi kurmanız daha mantıklı olacaktır. Pazar araştırmanızı detaylı fizibilite örneklerine göre yapabileceğiniz gibi iş planı bazında da yapabilirsiniz.

3. Öz sermayenizle Başlayın

İşinizi kurabilecek kadar sermayeniz varsa bu iş sandığınızdan daha teferruatsız olacak demektir. Öz sermayeyle işe başlamak borçlanarak başlamaktan daha kolay ve stressizdir.

Neden mi? Bir alt başlığa bakın.

4. Yatırımınızın Geri Dönüş Süresini Hesaplayın

İş kurmak da bir çeşit yatırımdır. Peki, yatırımınızın geri dönüş süresini hesapladınız mı? Eğer, hesaplama yapmadıysanız, hesaplayın. Çünkü, işinizi para kazanmak için kuruyorsunuz, işinizi kurarken birçok masrafınız olacak bu masrafları en kısa sürede çıkarmanız gerekecektir. Hatta üst başlıkta belirttiğim gibi öz sermaye değil de borçlanma yoluyla işinizi kurduysanız, borçlarınızın vadesi yaklaşırken büyük stres altına girebilirsiniz. Yaşayacağınız stres durumu da işinize pek olumlu yansımayacaktır.

Bu nedenle yatırımınızın yani işinizin geri dönüş süresini iyi hesaplayın.

Sermaye sıkıntısı çekiyorsanız KOSGEB gibi kuruluşların verdiği hibe veya faizsiz kredi desteklerini araştırmanızı tavsiye edebilirim.

5. Sermaye ve Kâr Oranını İyi Karşılaştırın

Sermaye ve kâr oranlarının karşılaştırmanız, işinizin geri dönüşünün olumlu veya olumsuz olacağını ortaya koyacaktır. İşinizde başarılı olabilmeniz için ilk etapta elde edeceğiniz kârların sermayenizi karşılaması, eşitlemesi ve daha yüksek kâr potansiyeline sahip olması gerekir. Bu sebeple kurulum sermayenize belirli dönem giderlerinizi de ekleyerek, elde edeceğiniz kâr oranını hesaplamanız ve gelecek süreçlerde bunu göz önünde bulundurmanız önemlidir.

6. Kelle Avcısı Olmaya Hazır Mısınız?
İş dünyasında hep tartışılan bir konudur: “Patron mu işletmeyi sırtında taşımalı yoksa çalışanlar mı?” bana göre her ikisi de. Patron kadar çalışanlarda bir işletmenin geleceği ve sürdürebilirliği için önemlidir. İşinizi kurmadan önce görev vereceğiniz çalışanların hangi yeterliliklere sahip olması gerektiğini belirleyin ve bu noktalara göre adaylar bulun. Çalışanlar ne kadar istekli ve yetkin olursa işletme performansınızda aynı ölçüde yüksek olacaktır. Çalışan seçiminizi bu nedenle iyi yapın.


Bu yazıda iş kurarken dikkat edilmesi gereken bazı önemli detaylardan bahsettim. Sizlerde bir şeyler eklemek isterseniz, yorumlar bölümünü kullanabilirsiniz.

27 Temmuz 2017 Perşembe

KISKANÇ İŞ ARKADAŞLARI

Etrafınızda kıskanç bir iş arkadaşı olmasından bıktınız mı? Yüzünüze gülen ama yaptığınız işi gizliden gizliye kıskanan, o bakışlarıyla çok şey anlatan iş arkadaşından maalesef hemen hemen her iş yerinde bir tane var. İş yerinde kıskançlık nasıl alt edilir? Ne tür cevaplar kıskanç iş arkadaşını geriletir, Liderlik ve Takım Koçu Kate Nasser anlatıyor…
Hiç iş yerinde kıskanç bir takım arkadaşıyla mücadele etmek zorunda kaldınız mı? Eğer kaldıysanız durumun ne kadar sinir ve huzur bozucu olduğu hakkında fikir sahibisinizdir. Çoğu kez verimliliği ve çalışma temposunu olumsuz etkileyebilecek düzeyde olabilen kıskançlıktan o kişinin tuzağına düşmeden kurtulmak her zaman kolay olmayabilir. Liderlik ve Takım Koçu Kate Nasser, bazı özel cümlelerin kıskançlığın olumsuz etkisini azalttığını, bu şekilde takım ruhunun da zarar görmekten kurtulduğunu belirtiyor. Üstelik bu cümleler kıskançlık kelimesini asla içermiyor.
İşte o akıllı cevaplar:
Sıkıntı yok
Nasser, çok satan “The Secret” kitabında da geçen bu cümleyi hatırlatıyor. Başarıya giden yolda gerçekten verilen çaba yeterli ve sıkıntıların her birinin çözümü mümkün. Kişi bu cümleyi sürekli olumsuz geri bildirimde bulunan, yapılan işi kıskandığı için sürekli eleştiren kıskanç iş arkadaşına olduğu kadar kendisine de söylemeli: “Sıkıntı yok, çözeriz…”
Birbirimizden çok şey öğrenebileceğimizi düşünüyorum
“Bugüne kadar insanlardan çok şey öğrendim. İş ortamında herkesten bir şey öğrenilebileceğini düşünüyorum. Eminim seninle de pek çok paylaşımımız olacaktır.” Bu tür bir cümlenin; işi ya da kişiyi kıskanan, hırsından iş öğretmeyen, kafasından sürekli sinsice planlar geçen takım arkadaşına söylenebilecek son derece bir yapıcı cümle olduğunu ifade ediyor Nasser. Başarıyı paylaşmak takım ruhunu canlandıran, motivasyon gücü en yüksek eylem. Paylaşmayı bilmeyen birine bu şekilde yaklaşmak ters köşe etkisi yaratabilir.
Başarı hepimizin!
İş yerinde üretilen her işte pek çok kişinin parmağı vardır. Nasser, sıkıntılı zamanları takım olarak göğüslemek kadar üretilen işi ve başarıyı kutlamanın da önemine değiniyor. Eğer takımdaki kıskanç iş arkadaşı, sıkıntıyı başkasına, başarıyı ise tamamen kendine yüklüyorsa ona başarının ortak olduğunu, kimsenin katkısının atlanmaması gerektiğini hatırlatmakta fayda var.
Fiziksel görünümün bir önemi yok, hepimiz yaptığımız işle varız
“Eğer kıskançlığın nedeni fiziksel bir durum ya da özellikse, dikkati takım olabilmek üzerine çekmek, bu kısma odaklanmak gerekir” diyor Nasser. Bu durum kıskançlığın durmasını sağlamayabilir, kişi hala aynı anlamsız kıskançlığı sürdürebilir. Kıyafetinizi, fiziğinizi, tavır ve karakterinizi kıskanan birini alttan almak zorlaşabilir. Özellikle buna bir de iş stresi eklendiğinde çoğu kez bu tür kişilerle genelde ucu bir yere varmayan polemiklere girerek keyiflerin tamamen kaçabileceğini ifade eden Nasser, zor olsa da polemiğe girmemenin önemini vurguluyor: “İş yerinde herkes ürettiği işle fark yaratır, fiziksel takıntıların anlamsızlığı kıskanç arkadaşa hatırlatılmalıdır.”
Seninle çalışmakla ilgili bir sorunum yok, ama şu konuda çok rahatsızım
Kıskanç iş arkadaşına yönelik pek çok farklı senaryoda sıkıntı yaşanabilir. Nasser, bu durumda yüz yüze yapıcı bir konuşmanın mutlaka olumlu sonuç vereceğini söylüyor. Bu konuşmada kişiye onunla kişisel bir problem yaşanmasa da davranışlarının rahatsız edici olduğu mutlaka söylenmelidir. Nasser, “Biri size iltifat ettiğinde teşekkür ederim demek genellikle yeterlidir. Eğer kıskanç iş arkadaşınız size çok da masum olmayan iltifatlar ediyorsa bu durumda da sadece teşekkür edin ve geçin. Eğer davranışları pasif agresifse, rahatsız olduğunuzu mutlaka yapıcı bir dille ifade edin. Tartışmadan bildireceğimiz farkında olma hali memnuniyetsizlik, hararetli bir tartışmadan çok daha etkili bir sonuç elde etmemizi sağlayacaktır.
Peki siz olsaydınız kıskanç iş arkadaşına neyi hatırlatırdınız? Ona söylemek istediğiniz akıllı cümle ne olurdu?

9 Mayıs 2019 Perşembe

Üreten Türkiye İçin Üretim Odaklı İş Fikirleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



Türkiye’nin ekonomik sorunlarını kalıcı olarak geride bırakması için yapısal reformlar bu günlerde sıklıkla gündeme taşınıyor. 

Tüketen bir toplumdan üreten bir topluma dönüş yapılması için zorlu ancak bir o kadar da aydınlık bir süreç yakında görünüyor. 

Herkesin üreten bir toplum fikrine odaklanabilmesi için üretim odaklı iş fikirlerini içeren bir liste de biz hazırladık. “Ne üretebilirim?” diye düşünen herkese uygun bir ürün bulunan, hali hazırda piyasası bulunan üretilebilir ürünleri geleceğin üreticilerine sunuyoruz.



Üretim yapmak Türkiye dahil tüm dünya ülkelerinin güçlü olmasının ardındaki en önemli unsurlardan biridir. Ekonomik anlamda refah seviyesinin arttırılması ve toplumsal huzurun sağlanması için üretim odaklı iş fikirleri her zamankinden önemli hale geliyor. 

Ülkemizin hem bugünü hem de geleceği için bu günün girişimci ruhlarına geleceği parlak iş fikirleri ekmek

Tarımsal üretim ve sanayi üretimi özelinde yapılan çalışmalarla içerisinde bulunan zorluklar aşılabilir, ülkemizin siyasi arenada gücü artabilir ve belki de en önemlisi halkımızın hayat kalitesi yükseltilebilir.

Ekonomik kalkınma sağlanması ve üretim toplumuna geçilebilmesi için yalnızca hükumet yetkililerin atacakları adımlardan medet ummak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. 

Girişimciler üretim odaklı iş fikirlerine yönelerek hem kendi bütçelerini hem de ülke ekonomisini rahatlatabilirler. Bu yazımızda üretim odaklı iş fikirleri önerilerini bulabilirsiniz.

Binlerce Yıllık Meslek: Tarımsal Üretim Planlayanlar İçin İş Fikirleri


Üretimin atası tarım! Dünya ne kadar teknoloji üretirse, teknolojiden uzak olan ürünler de o kadar değerleniyor. 

Siz son teknolojinin imkanlarını kullanarak domates üretirseniz, geleneksel yöntemler ile üretilen domatesin değeri de artacaktır. “Ben topraktan uzaklaşmam” diyenler için, tarım odaklı iş fikirlerine göz atalım.

Akdeniz Ülkelerinin İmzası: Zeytin Yetiştiriciliği ve Zeytinyağı Üretimi


Etrafında zeytinler bulunan bir kaseye zeytin yağı doluyor. Yakın çekim.
Ülkemizde dört mevsim yaşanıyor ve verimli topraklarımız birçok şifalı bitkiye kucak açıyor. Son yıllarda üretimi azalan ancak faydaları saymakla bitmeyen zeytin en karlı tarımsal üretim iş fikirleri arasında yer alıyor. 

Zeytin yetiştiriciliği girişimciye yüksek karlılık bırakabiliyor ve zeytinin ticari olarak değerli bir ürün olması girişimcilerin avantajlarını arttırıyor. 

Sofralık zeytin üretiminin yanı sıra zeytinyağı üretimi imkanının da bulunması zeytin yetiştiriciliği iş fikrinin tercih edilebilirliğini arttırıyor. 

Zeytin yetiştiriciliğinin tüm faydasını sağlamak isteyen girişimcilerin ise markalaşma sürecine odaklanmaları gerekiyor. Zeytinyağı ihracatı usulüne uygun tanındık bir marka ile gerçekleştirildiği takdirde bölgesel kalkınmaya katkı sunulmuş oluyor.

Uzak Doğudan Gelen Bir Üretim Fikri: Bambu Yetiştiriciliği


Çok iyi nem çekmesinin yanı sıra iç ve dış giyim ürünlerinin, banyo takımlarının, havluların, yazlık giysilerin, mutfak gereçlerinin ve hatta yalıtım malzemelerinin üretiminde kullanılan bambu bitkisinin yetiştiriciliği tarımsal üretim odaklı iş fikirleri arasında yer alır. 

Verim alınabilmesi için sabırlı olmayı gerektiren bu iş fikri yüksek kazanç getirebilir.

Bir Tekstil Ülkesinin Vazgeçilmezi: Pamuk Yetiştiriciliği


Tekstil sektörünün sürekli ihtiyaç duyduğu pamuk hammaddesi yetiştiriciliği ülkemizde son dönemde dramatik bir düşüş yaşıyor. Halbuki ülkemizde yetişen pamuklar kalitesi ile tekstil sektörünün gelişmesini sağlıyor. 

Tarımsal üretim odaklı bu iş fikrini hayata geçirenler tekstil sektörüne ürünlerini satarak aynı anda birçok sektörün hareketlenmesini de tetikliyor.

Son Yıllarda Popüler Olan Bir Üretim: Kinoa Yetiştiriciliği


Besleyici ve bir o kadar da lezzetli olan kinoa bitkisi uygun şartlar sağlandığında ve doğru teknikler uygulandığında ülkemizde de yetişebiliyor. 

Yüksek oranda protein barındıran bu bitkinin beslenme programlarına sokulması uzmanlar tarafından ısrarla tavsiye ediliyor. 

Kinoanın hem yerel ihtiyacı karşılaması hem de ihraç edilebilme potansiyelinin yüksekliği kinoa yetiştiriciliğini karlı iş fikirleri arasına sokuyor.

En Güzel Kokulu Üretim Fikri: Lavanta Yetiştiriciliği


Mor renkli mis kokulu lavantalar tarımsal üretim odaklı iş fikirleri arayışında olanlara göz kırpıyor. Lavantanın yağı, yaprakları ve çiçek olarak kendisi satışa sunulabiliyor. 

Lavantayı işleyen girişimcilerin kazançları artıyor ve lavanta üretimi iş fikri karlılığını sürdürüyor.

Sanayi Üretimi Hayal Eden Girişimciler İçin İş Fikirleri


Sanayi üretimine odaklanmak isteyen yeni nesil girişimciler için de fikirlerimiz var. Hali hazırda yurt içinde ve yurt dışında satılabilir piyasası olan ürünler için bir liste hazırladık. Her fikri gerçeğe çevirmenin şartları farklı. 

Bazı ürünler için nispeten daha mütevazi sermayelere ihtiyacınız olabilecekken, diğerleri sizden büyük miktarlarda yatırım bekleyecektir. Size düşense, şartlarınıza en uygun fikri bulup üretime odaklanmanız.

Otomotiv Üretimi İle Meşhur Bir Ülke İçin: Lastik İmalatı


Bisikletler, motosikletler, binek araçlar, uçaklar, kamyonlar ve tırlar… Araçların olmazsa olmaz parçaları arasında yer alan lastiklerin imalatı sanayi üretimi odaklı karlı iş fikirleri arasında yer alıyor. 

Sanayi üretimi yapılması hedefleniyorsa gerektiğinde teşviklerden de yararlanılabiliyor. Kauçuk sanayindeki gelişmeler diğer birçok ürün kaleminin ithalat edilme gereksinimini de azaltıyor.

İtalyanlara Rakip Olabileceğimiz Bir Sektör; Mobilya Üretimi


Koltuklar, sandalyeler, masalar, mutfak dolapları, banyo takımları, yatak odaları, bahçeler ve işletmeler için özel olarak üretilen mobilyalar girişimcilerin kazançlarını arttırabilir. Kaliteli ham madde kullanılması ve markalaşma ile mobilya sektörünün tüm karlılığı yaşanabilir. 

Ancak mobilya üretimi söz konusu olduğunda tasarımın öneminin de göz ardı edilmemesi gerekir. Mobilya üretimi yapmayı düşünenlerin markalaşmak için tüm fırsatları değerlendirmeleri önerilir.

Gelenekten Geleceğe Bir İş Fikri; Deri Ürünleri İmalatı


Tekstil sektörünün bir alt dalı olarak ifade edilen deri ürün imalatı, dört mevsim turistin ağırlandığı ülkemize döviz girdisini arttırabilir. 

Sahil kesimlerinde özellikle Ege Bölgesi’nde sıklıkla karşımıza çıkan deri ürün satışı dükkanları yeniden canlanabilir ve yaz ayları başta olmak üzere tüm yıl boyunca gelir elde edilebilir. 

Üstelik ihracat olanakları da takip edilirse deri ürünleri imalatı karlılığı arttırılabilir.

Geleceğin Sektörü Kozmetik: Makyaj Ürünleri İmalatı


Kozmetik ürünleri imalatı giderek daha karlı hale geliyor. Makyaj yapma yaşının düşmesi ve kadınların iş hayatına daha fazla entegre olup dış görünüşlerine önem vermek zorunda olmaları kozmetik firmalarının cirolarını arttırıyor. 

Üretim odaklı iş fikirleri arayışında olanlar ve kozmetik sektörüne giriş yapmak isteyenler özel bir marka çalışması yaptıkları takdirde bu iş fikrinin karlılığını yaşayabiliyor.

Geleceğe Odaklanan Üretim Fikri: Teknolojik Cihazlar


Ülke ekonomimizin gelişmesi ve girişimcilerin yüksek karlılık elde etmesi için büyük bir fırsat sunan teknolojik cihazlar, maalesef ki genellikle ithal ediliyor. En basit düzeneklere sahip olan cihazların dahi ithal edilmesi yerli imalatçılar için hem fırsat hem de handikap barındırıyor. 

Teknolojik cihaz üretimi yapılmaya başlandığında, kaliteli ürünler üretildiğinde ve marka bilinirliği arttırıldığında bu sektörde para kazanma hayali gerçekleşebiliyor.

İnşaat Sektörüne Üretici Bakışı; Yalıtım Malzemesi İmalatı


İnşaat sektörünün genişlemesi yalnızca projeyi hayata geçirenlerin değil inşaat malzemeleri üretenlerin de yüzünü güldürüyor. Yalıtım malzemeleri imalatı sanayi üretimi odaklı iş fikirleri arasında yer alıyor. Sürümden kazandıran bu iş fikri markalaştırıldığı takdirde büyük projelere satış yapma imkanını da beraberinde getiriyor.


25 Mart 2018 Pazar

İş bulmada 'mühendisler' daha şanslı


Türkiye'de üniversite mezunlarının istihdamında en yüksek oran yüzde 79 ile mühendislik alanında görülürken, bunu yüzde 78 ile veterinerlik, yüzde 75,9 ile sağlık hizmetleri takip etti.
Türkiye'de üniversite mezunlarının istihdamında en yüksek oran yüzde 79 ile mühendislik alanında görüldü.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye'de geçen yıl istidam edilenlerin sayısı, bir önceki yıla kıyasla 984 bin kişi artarak 28 milyon 188 bin kişi oldu. Bu dönemde istihdam oranı ise 0,8 puanlık artışla 47,1 olarak gerçekleşti.
İstihdam edilenlerin 8 milyon 647 binini ilkokul mezunları, 6 milyon 420 binini yüksekokul veya fakülte mezunları, 5 milyon 411 binini ilköğretim ve ortaokul mezunları, 2 milyon 970 binini meslek lisesi mezunları, 2 milyon 777 binini genel lise mezunları oluşturdu.
İstihdam edilenlerde okuma yazma bilmeyenlerin sayısı 1 milyon 13 bini, okuma yazma bilen fakat bir okulu bitirmeyenlerin sayısı da 950 bini buldu.
Yaklaşık 6,5 milyonluk üniversite mezununun 1,9 milyonu iş ve yönetim, 920 bini eğitim, 743 bini mühendislik ve işleri alanından diploma aldı.
En yüksek istihdam oranı mühendislikte
Yüksekokul veya üniversite mezunları arasında her 10 mühendisten 8'inin Türkiye'de iş gücü piyasasında değerlendirildiği ve iş sahibi olduğu belirlendi. İstihdam oranında mühendislik ve mühendislik işleri yüzde 79,4 ile ilk sırayı alırken, bunu yüzde 78 ile veterinerlik, yüzde 75,9 ile sağlık hizmetleri izledi.
İstihdam oranları güvenlik hizmetlerinde yüzde 74,1, hukuk alanında 72,4, mimarlık ve inşaat sektöründe yüzde 70,7, fiziki bilimlerde yüzde 70,2 olarak kayıtlara geçti. Söz konusu oranın en düşük olduğu alanlar ise yüzde 53,1 ile sosyal hizmetler, yüzde 54,6 ile gazetecilik ve enformasyon alanları oldu.
İş gücüne katılımda veterinerlik ilk sırada
Öte yandan Türkiye genelinde iş gücü geçen yıl bir önceki yıla göre 1 milyon 108 bin kişi artarak 31 milyon 643 bin kişi olarak hesaplanırken, iş gücüne katılma oranı 0,8 puan artışla yüzde 52,8 olarak gerçekleşti.
Yüksekokul veya fakülte mezunlarından iş gücüne katılım oranının en yüksek olduğu alan yüzde 87,3 ile veterinerlik olarak kayıtlara geçerken, bu oranın en düşük olduğu alan yüzde 67,5 ile gazetecilik ve enformasyon oldu.

18 Temmuz 2019 Perşembe

Yeni mezunları iş hayatına hazırlayan program: İlk Fırsat

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




İş hayatına geçiş yaparken eğitim ve yetkinlikler oldukça ön plana çıkabiliyor. Özellikle devlet üniversitelerinden yeni mezun olan gençleri iş hayatına hazırlamayı amaçlayan “İlk Fırsat” programı, gençler arasında fırsat eşitliği yaratmayı hedefliyor. Programın çıkış noktasını ve merak edilen diğer detayları, Esas Sosyal Kurucu Direktörü Filiz Bikmen’den dinledik…

İlk Fırsat Programı nedir? Biraz anlatabilir misiniz?

İlk Fırsat Programı, Şevket Sabancı ve ailesinin sosyal yatırımlarının kapsamını, hayırseverlik geleneğinin üzerine inşa ederek genişletmek amacıyla kurdukları Esas Sosyal’in ilk sosyal yatırımı. 
2016’da başlayan program, devlet üniversitelerinden yeni mezun olan gençlerin, ilk iş deneyimlerini Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarında 12 ay tam zamanlı ve maaşlı yaşamalarını sağlıyor. 
Katılımcıların maaşları Esas Sosyal ve kurumsal destekçiler tarafından karşılanıyor. Gençlere faydasının yanı sıra iş gücü maliyetinin olmaması ve STK bilinci gelişen bir neslin iş dünyasına kazandırılması, STK’lar için de önemli bir fayda…

Programın hedef kitlesi tam olarak kimler?

Hedef kitlemiz, herhangi bir devlet üniversitesinden yeni mezun olan ve daha önce tam zamanlı iş deneyimi olmayan gençler. Bu gençleri zorlu kariyer yolunda desteklemeyi ve onları iş hayatına hazırlamayı amaçlıyoruz.

Programı oluşturma süreci nasıl gelişti? Nasıl bir düşünceyle yola çıktınız?

Gençlik ve istihdam programının stratejisini oluşturmak için yapılan Gençlik ve İstihdam Odak Grup Araştırması’nın sonuçlarını incelediğimizde, üniversiteden yeni mezun olan kişiler arasında işsizliğinin daha yüksek olduğunu gördük. Araştırmaya göre genç işsizliğinin en önemli nedenleri; fırsat eşitsizliği, mezun olunan üniversite, deneyimsizlik ve referans eksikliği. 

Gençler mezun olduktan sonra ortalama 13 ay işsiz kalıyor ve maalesef bu süreçte özgüvenlerini de kaybediyor. 
Anadolu’daki üniversitelerden yeni mezun olan gençleri ise fırsat eşitliği açısından kariyerlerine başlama noktasında biraz daha fazla desteklemek gerekebiliyor. 
Bu nedenle biz de Esas Sosyal olarak bu sorunun çözümüne katkı sağlamak adına bir program stratejisi geliştirdik. Yeni mezunlar için kapsamlı bir üniversiteden işe geçiş programı sunmayı hedefledik.

Sistem nasıl işliyor?

Yeni mezun kişilerin okudukları okul yerine, gelecek potansiyellerinin değerlendirildiği bir sistem temelinde çalışıyoruz. 

Sürece katılacak kişileri, Esas Sosyal ve STK yöneticilerinin de yer aldığı bir görüşmeyle seçiyoruz. 
Online ve yüz yüze mülakatlara ek olarak, adayları işe uyum ve kişilik envanteriyle değerlendiriyoruz.
Programa seçilen katılımcılar, ilk işlerini deneyimlerken, aynı zamanda 21. yüzyıl becerileri alanında eğitimler alıyorlar, mülakat etkinlikleriyle iş arama süreçlerine hazırlanıyorlar ve mentorlardan (%75 özel sektör) destek alıyorlar.


Mülakatlar nasıl geçiyor, nelere dikkat ediyorsunuz?

Ben örgütsel psikoloğum. Ayrıca yaklaşık 20 yıldır STK’lar ve vakıflarla çalışıyorum. 

Bu nedenle İlk Fırsat’ın tasarım aşamasından beri içinde olmaktan çok mutluyum. 
Programın gençlere ve STK’lara ne kadar faydalı olduğunu görüyoruz. Gençlerin birçoğunun ilk mülakatı oluyor, doğal olarak heyecanlılar. 
Bunu gidermek için “Sizi elemek için değil, kazanmak için buradayız” diyorum. Bu onları rahatlatıyor, rahat olunca da kendilerini daha iyi ifade edebiliyorlar. 

Bu süreçte adayları tanıyıp, başvurduğu kurum ve işe uyumluluğunu değerlendiriyoruz. Detaycı mı? Yaratıcı mı? Takipçi mi? Aynı anda birçok şeyi yapabiliyor mu? 
Kriz durumlarında ilişkileri nasıl yönetiyor? Bunlara dikkat ediyoruz. 
İş hayatındaki potansiyel başarısı hangi okulda okuduğundan daha önemli bir faktör. Bu nedenle çok kapsamlı ve gençlerin dostu olan bir mülakat süreci tasarladık.

Peki sonuçlar nasıl? Bugüne kadar neleri değiştirdiniz?

Kısa sürede büyük başarı yakalayan programımızı yaygınlaştırmak, özel sektör kurumlarıyla görüşme yaparak işe alım süreçlerinde yeni mezunlara eşit fırsat sunma konusunda farkındalık yaratmak ve ekosistemi genişletmek üzere çalışmalarımız olumlu sonuçlar verdi. 

İlk Fırsat Programı’ndan mezun olan gençler, bugün itibarıyla 47 kurum tarafından istihdam ediliyor. (%40’ı özel sektör) Bugüne kadar yapılan 13 bin başvuru arasından 95 genç 22 STK’da tam zamanlı çalıştı. 250 saat eğitim ve mentorluk desteği aldı. 
Katılımcıların program bitmeden iş teklifi alma oranı %80 iken, programı tamamlayanların %94’ü yeni işine hızla geçiş yaptı. 

İş dünyasında “gençlik istihdamı” alanında düşünce lideri olmak yönünde adımlar atmaya devam ediyoruz.

İş arayan gençlere neler tavsiye edersiniz?

Kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri çok önemli. Konferans, seminer gibi etkinliklere katılarak mümkün olduğunca çok kişiyle tanışıp iletişim içinde olsunlar. 

Okul sonrası part-time iş, staj, okulda gönüllü çalışmalarda yer alsınlar, hayat ve iş deneyimlerini arttırsınlar, aynı anda birden fazla işi yönetme gibi beceriler kazansınlar.

İnsan kaynakları profesyonellerinin işe alım sürecinde çok önemli bir rolü var. Son olarak İK’cılara neler söylemek istersiniz?

İK profesyonellerinin işe alım süreçlerinde gençlerin potansiyelini değerlendirerek fırsatlar yaratması çok değerli. 
Bu nedenle, hangi üniversiteden mezun olduğunu ön planda tutmadan gençleri “yetenekleri ve yetkinlikleri” ile değerlendirmelerini öneriyoruz. Bu değerlendirme gençler arasında fırsat eşitliğini sağlamak açısından oldukça önemli.


Yeni mezunlara özel mülakat tavsiyeleri




İş hayatındaki hemen herkes için mülakat süreci biraz heyecan verici biraz da streslidir. Üniversiteden yeni mezun olan kişiler içinse bu süreç biraz daha bilinmeyenlerle dolu. 

İnsan kaynakları danışmanı Ümmühan Ballı, yeni mezunlara özel mülakat tavsiyeleriyle Kariyer Rehberin’de!

Mezun oldun ve elinde diplomanla kafanda müthiş bir soru var: “Ben şimdi ne yapacağım?” İş hayatına atılacağın bu dönemde önünde uzun bir kariyer yolu olduğunu söylemeliyim. 
Bu kariyer yolunda yürüyebilmen için de mülakatlar olmazsa olmaz! Senin için oldukça yeni bir deneyim olan mülakat süreçlerini en iyi şekilde atlatabilmen için yapman ve yapmaman gerekenler hakkında işte sana küçük birkaç not:

Seçici olmakla zor beğenen olma ayrımını yap

İş seçimi ya da kurum seçimi yaparken ince eleyip sık dokuman önemli bir beceri, ama lütfen bunu tecrübenin olmadığı ve iş hayatına sıfırdan başladığın bu dönemde yapma. 

Elbette ki ilk bulduğun işte çalış demek istemiyorum; ama hiç tecrüben yoksa çok fazla seçici olman da sana sadece zaman kaybettirecektir.

Kişisel portfolyonu oluştur

Diploman, sahip olduğun sertifikalar, katıldığın eğitimler ve varsa referans yazılarını içeren güzel bir dosya hazırlaman, mülakat sürecine ne kadar önem verdiğini gösterir. 
Hatta bu dosyaya üniversite sürecinde yaptığın ve başvurduğun pozisyona da uygun olan bir çalışmanı eklemen, seni daha da öne çıkaracaktır.

Kurum ve sektör hakkında bilgi edin

Görüşmeye gittiğin pozisyonun, ilgili sektörde hangi görev ve sorumlulukları aldığını ve o sektörün o pozisyondan beklentilerinin neler olduğunu mülakat öncesinde bilmen iyi olacaktır. 

Örneğin; iplik üretimi yapan bir işletmede kalite mühendisliği pozisyonuna başvuruyorsan, iplik sektöründe kalite yönetiminde nelere dikkat edildiğini bilmen, iş için ne kadar istekli olduğun konusunda görüşmecinin fikir edinmesini sağlayacaktır.

Dış görünüşüne özen göster

Giyim tarzına ve kişisel bakımına dikkat ederek mülakata gitmen oldukça önemlidir. 
Biz İK’cılar bunu bir ilk izlenim olarak yorumlarız. Bu nedenle temiz, düzgün ve sade bir şıklıkta mülakata gitmelisin.

Zamanlamaya dikkat et

Mülakata vaktinde gitmek, her zaman artı puan kazandıran bir davranıştır. 
Hatta zamanında gitmek yerine 15 dk daha erken mülakat yerinde olmanda fayda var; çünkü bazı kurumlar manuel iş başvuru formu doldurmanı isteyebilir. 
Böyle bir durumla karşılaştığında form doldururken harcayacağın zaman, mülakat sürecinden çalacağından kalan zamanda kendini yeterince ifade edemeyebilirsin.

Doğru kariyeri seçmene yardımcı olacak 5 soru




Kariyer seçimi söz konusu olduğunda önümüzde bir sürü seçenek varmış gibi görünür, ancak seçeneklerin çokluğu işimizi kolaylaştırmaktan çok zorlaştıran bir faktör. Hangi yolun doğru olduğuna, hangi mesleğin daha çok verimli olmamızı sağlayacağına karar vermek oldukça güç. Bu noktada şu soruları sormak işine yarayabilir…
Hangi kariyer planının peşinden koşacağına karar vermeden önce düşünmen gereken pek çok faktör var. Bu faktörleri detaylıca düşünmek, yolunun aydınlanmasını sağlayacaktır. İşte bu amaçla senin için kariyer seçimine yardımcı olacak bazı önemli soruları derledik.

Ne yapmaktan zevk alıyorsun ya da hangi işlerde iyisin?

Doğduğun günden beri “tutkunu takip et” lafını birçok kez duymuşsundur. Birçok insanın kafasında net tutkuları varken, birçoğu kendini tutkulardan ve ilgi alanlarından oluşmuş bir labirentte kaybolmuş halde bulabilir.
Asıl konu sevdiğin ya da yapmakta iyi olduğun işin peşinden koşmakta değil. Asıl problem onlar üzerinde harekete geçebilmek ve arzunu ateşleyebilmek. Tutkulu ya da ilgili olduğun şeyleri birer başlangıç noktası olarak gör. Eğer bir sonraki Stephen King olmayı istiyorsan kendini yazmaya ver. Diğerlerine tavsiye vermede ya da koçluk yapmakta mı iyisin? O zaman eğitmenlik ya da özel öğretmenlik senin için doğru seçenek olabilir.

Terfi odaklı mısın?

Motive olmak iş memnuniyeti açısından önemli bir etken. Motivasyonun sebepleri insandan insana değişebilir ama genel olarak iki ana motivasyon türü vardır: Terfi odaklı ve çalışmayı koruma odaklı motivasyon.
Terfi odaklı profesyoneller, her zaman yaratıcı ve girişimcilerdir. Onlar hızlı çalışır, yeni fırsatları kaçırmaz ve soyut düşünürler. Bunun negatif yönü ise aşırı iyimser olmaları ve büyük hatalar yapmaya açık olmalarıdır.
Çalışmayı koruma odaklı profesyoneller ise duruma tam ters yönden bakar. Elde ettikleri pozisyonu korumak ve bütün çalışmalarını ve kazanımlarını muhafaza etmeye odaklanırlar. Bu profesyoneller planlamayı, güvenilirliği, titizliliği ve analitik düşünmeyi tercih ederler. Öte yandan bunların ikisinden birini seçmek zorunda değilsin. İkisinin de iyi yönlerini alıp bir sentez yapabilirsin.

Kişiliğin için en iyi ortam hangisi?

Önemli olan içe dönük veya dışa dönük olup olmadığını belirlemek, çünkü bu iki kişilik türü ihtiyaçları bakımından çok farklıdır. İçe dönük bir insan, belki de sessiz bir araştırmacı rolünde olmak isterken, dışa dönük insan meşgul, sesli bir satış ofisini tercih eder.

Nasıl bir yaşam tarzı istiyorsun?

Kariyer hayatında önemli olan şey seçtiğin kariyerin sunduğu hayat tarzının sana uygun olup olmadığı. Bu konuda düşünmen gereken pek çok faktör var. 9-5 çalışmak mı istiyorsun, yoksa 7-24 seyahat edebileceğin aktif bir pozisyon mu? Elbette maaş beklentin de çok önemli. Her sektör ve her pozisyon çalışanlara istediği oranda ücret ödemeyebiliyor. Kimi sektörde manevi tatmin daha yüksekken kimi sektörde maddi kazanım manevi tatminin önüne geçebiliyor.
“Yılda 150 bin dolar kazanmak ya da istifa etmek” gibi iki net ayrımdan söz edemeyiz. Senin için kabul edilebilir olanın son derece bireysel olduğunu ve seni en rahat ettirecek şeyi yapmanın önemini belirtmekte fayda var.

Nerede yaşamayı istiyorsun?

Her kariyer için bu gerekli değil, fakat nerede yaşayacağına karar vermek kariyer arayışında önemli bir nokta olabilir. Gideceğin yerlerde sunulan yaşam tarzı hakkında tekrar düşün. Her köşesinde restoranlar ve kültürel cazibe merkezleri olan metropol yaşam tarzını mı arıyorsun yoksa kırsal ortamın güzelliğine ve sessizliğine mi ihtiyacın var?
Hangi kariyerin senin için doğru olduğuna karar vermek zor bir süreç olabilir. Doğrudan bir yol bulmaya odaklanmak yerine, önce kendi ihtiyaçlarını ve hedeflerini belirle ve ardından bunları elindeki seçeneklerle sentezlemeyi unutma.

16 Mart 2018 Cuma

Girişimcilik Ne Değildir?

Girişimcilik Ne Değildir? Masallardan Sıkıldık. Gerçekleri Konuşalım

Tamer Ashraf
Özellikle profesyonel iş dünyası ile henüz tanışmamış genç kardeşlerimin neredeyse tamamı aynaya baktığında kendini girişimci olarak görüyor/görmek istiyor. Bunu söylerken asla küçümsemek veya alay konusu yapmak niyetinde değilim. Biliyorum; katıldığınız seminerler, okuduğunuz kitaplar, tanıştığınız liderler(!) nefsinizi körükleyerek girişimciliği sizler için hedef haline dönüştürüyor ve girişimci olmanın kariyerinizde ulaşabileceğiniz en iyi nokta olacağını düşündürtüyor. Evet, iyi bir tercih ancak bu sizin için doğru bir tercih midir? Asıl cevaplanması gereken soru da bu zaten!
Bir zamanlar girişimcilik hayalleri kurmuş biriyim. Şimdilerde düşünüyorum da kesinlikle girişimci biri değilim! Neden girişimci olmadığımı, girişimciliğin ne olduğunu ve ne olmadığını açıklayacağım. Keyifli bir makale okuyacağınızı umuyorum. Hadi başlayalım…

Girişimcilik Nedir?

Maddi kazanç sağlamak adına akıllıca fakat riskli yatırımlar yapabilen kişilere girişimci denir. Bu genel tanımı biraz daha açacak olursak: Sektörel fırsatları görebilen, fırsatları değerlendirme amacıyla risk alabilen, emek ve kaynaklarını odaklandığı işe kanalize edebilen, yaptığı işte yenilikçi yaklaşımlarla ufak-büyük farklar yaratabilen kişiler girişimcilik mesleğini icra ederler.
Yukarıdaki tanıma göre girişimci kişilerde olması gereken özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz:
  • İş dünyası ve piyasalar konusunda tecrübeli olmalıdır
  • Fırsatları görebilmeli, sonuçları önceden tahmin edebilmelidir (öngörülü).
  • Başkalarına ait değerlerle değil; kendi ürettiği değerlerle işletme (iş) kurabilmelidir.
  • Yatırım yapan kişidir. Kendisine ait maddi varlıklar ile yatırım yapamıyorsa, sorumluluğu kendisine ait kredi veya varlıklarla ya da melek yatırımcılar aracılığı ile yatırım yapabilmelidir. Doğan sonuçlar melek yatırımcıdan çok girişimcinin kar-zarar hanesini etkilemelidir. Aksi halde girişimcilikten değil yöneticilikten bahsetmiş oluruz.
  • Cesaretli olup gerektiğinde cesur kararlar verebilmelidir.
  • Yeniliklere açık olmalı ve hatta yenilikçi fikirler üretebiliyor olmalıdır.
Bu özelliklere baktığımız zaman girişimci için “iş adamının inovasyonel versiyonu” diyebilir miyiz? Bence çok yerinde bir tanım olur. Peki hepimiz birer iş adamı mıyız? Bakın yavaş yavaş düğüm çözülüyor. Kendinize girişimci diyebiliyorsunuz ama iş adamı diyemiyorsanız muhtemelen girişimci de değilsiniz çünkü girişimcilik şu demek değildir: Kendisine güvenen, akıllı, mantıklı, yeni iş fikirleri bulan… Bu kesinlikle girişimciliğin tanımı değildir. Girişimcilerde olması gereken özelliklerden sadece birkaçıdır. İş deneyimi nerede? En önemlisi yatırım gücü nerede? Toplumsal değerler yaratmak nerede? Daha çok eksiklerimiz olabilir. Bakın;

1- Kuantumcu olmak girişimcilik değildir.
Pozitif düşüncelere sahip olabilirsiniz. Hayat enerjiniz yüksek olabilir. İyi şeyler olacağına inanıyor olabilirsiniz ama tüm bunlar girişimci olduğunuzu göstermez. Girişimcilik bir vasıf değil fiildir. Çeşitli vasıflar gerektiren bir fiildir. -ama neticede fiildir- Dolayısıyla kendinizi nasıl hissettiğinizden ziyade neler yaptığınızı düşünmeniz, kendinize karşı dürüst olmanızı da sağlayacaktır. Tüm bunları yazarken karamsarlığa düşmenizi istemem. Amacım hevesinizi kaçırmak değil. Tam aksine, girişimciliği doğru anlayıp doğru işler yapabilmenizi sağlamak istiyorum.
2- Network marketing işiyle uğraşmak girişimcilik değildir.
En çok da bu network marketingcilerin kendilerini girişimci olarak isimlendirmelerine gülüyorum. Kahkahalar atıyorum! Network marketing sistemini bulup iş dünyasına uyarlayan kişi girişimcidir (etik veya değil) ancak onun fikrini icra eden her networkera girişimci demek, girişimcilik tanımını da ayaklar altına almak demektir.
Özellikle network marketing distribütörleri alt üye edinme ve ekibi büyütme çalışmalarında bu işi bir girişimcilik olarak adlandırarak insanların hevesini artırmaya çalışıyor. Makalenin başında belirttiğim gibi birçoğumuz girişimciliği kariyerimizde ulaşabileceğimiz en iyi noktalardan biri olarak gördüğümüz için bu masal hoşumuza gidebiliyor. Göğsümüz kabarıyor ve pelerinli bir girişimciye dönüşüveriyoruz. Oysa ki iş modelini bulan bir başkası, üretimi yapan başkası, markayı yaratan başkası, insanları marka altında toplayıp işin gerçekleşmesini sağlayan başkası fakat kendini girişimci olarak gören bizler… Bu komik bir durum. Maalesef trajikomik bir durum. Networkerlar sadece birer satıcıdan fazlası değildir. Üyelik veya ürün satarlar. Bir süre sonra belirli sayıda insandan sorumlu olarak yöneticilik de yapabilirler ama maalesef yöneticilik de girişimcilik değildir.
3- Garantörlük girişimcilik değildir.
Bir işe veya nesneye yatırım yaptığında kesin ve kesin kâr edeceğini bilen bir iş adamına girişimci diyemeyiz. Örnek: Şehir merkezinde 1 daire maliyetine 10 dairelik bir apartman yaptırmak ve daireleri satışa çıkarıp kar elde etmek girişimcilik değildir. Bu kişilere iş adamı demek daha doğru olur. Henüz arsa değeri yükselmemiş, talep görmeyen ve yerleşim yeri olarak insanların ilgisini çekmeyen ancak ilerleyen zamanda değerleneceği öngörülen bir alanda apartman yapıp dairelerin satışını gerçekleştirmek ise girişimciliğe daha yakın bir iştir. Biraz tartışmalı olsa da buna girişimcilik diyebiliriz çünkü ileride değerleneceği öngörülen bölgenin tam aksine değer kaybedip yatırımın çöp olma riski de vardır. Tartışılan kısmı ise bu tür işlerin yıllardır yapılıyor olması ve neredeyse garanti sonuçlar doğurmasıdır. Risk ve yenilik anlamında çok fazla değer ifade etmediği düşünülebilir.
Buna karşılık “evet bu tam girişimciliktir” dedirten bir örnek isterseniz: Yemeksepeti.com iyi bir girişimcilik örneği; Nevzat Aydın ise iyi bir girişimcidir.
4- Girişimcilik eğitimi almak, seminerlere katılmak, çok kitap okumak girişimcilik değildir.
Henüz bir icraat gerçekleştirmeden sırf girişimcilik hakkında bilgi sahibi olmak bizleri girişimci yapmaz. Dikkat edin: Eğitim veya kitaplar işe yaramaz demiyorum. Tüm bu birikimleri kar amacıyla bir işe kanalize etmeden kendimizi girişimci ilan etmemizin doğru olmadığından söz ediyorum. Henüz hiç bir aksiyon almadıysak sadece girişimci adayı olduğumuz söylenebilir.
Bunları söylerken, ben de bir girişimci değilim! Bu bloğu yazmak, bu bilgileri vermek ve markalara danışmanlık yapmak beni girişimci yapmaz. Bunların hiç biri benim bulduğum iş fikirleri değil ve ufak masrafları saymazsak hiçbir yatırımım yok. Benim yaptığım: Başkalarının keşfettiği iş fikirlerini geliştirmek ve en iyisini yapmaya çalışmak. 
Geliştirdiğim bir iş modeli için yatırım yapar ve risk alırsam o zaman girişimci olup olmadığımı tekrar düşünebiliriz.

18 Temmuz 2019 Perşembe

Karakter rengini öğren, iş hayatında daha başarılı ol!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




İş hayatındaki başarına etki edecek birçok şeyi araştırmış olabilirsin. Peki, renklerin başarıya etkileri hakkında neler biliyorsun? Kariyerinin ilk adımında ya da kariyer değişikliği yapmak istediğinde bundan sonra renklerden de yardım alabilirsin.

Yapılan araştırmalar, bir insanın karakterini ortaya koyan en önemli göstergeler arasında “renklerin” de olduğunu ortaya koyuyor. 

Renkler, bu özelliğiyle insanın karakterine dair ipuçları verebiliyor ya da belli dönemlerde seçilen renkler, kişinin psikolojisini yansıtabiliyor. Renk ve karakter ilişkisi oldukça geniş bir konu. 

Bu nedenle biz bugün, renklerin kariyerimize etkileri konusunda yoğunlaşacağız. İş hayatındaki karakterinin hangi renk olduğunu merak ediyorsan, bu yazımız tam da sana göre!

Renklerin, insanların psikolojik ve fiziksel özelliklerini ortaya çıkarma gibi bir gücü olduğunu daha önce duymuş ya da test etmiş miydin? 

Günümüzde insan kaynakları birimlerinde kullanılan çoğu kişilik envanteri, renk uyumlarını ortaya çıkararak adayların başvurduğu pozisyona uygunluğunu kontrol etmek için kullanılıyor.
Kullanılan bu testlerde karakter renkleri dört ana renk üzerinde toplanıyor:

Kırmızı

  • Sosyal,
  • Zorlukların üstesinden pratik çözümlerle gelebilen,
  • Rekabetçi,
  • Zaman yönetiminde başarılı,
  • Eleştirilere açık olmayan, ama eleştirmeyi seven,
  • Hırslı, aynı zamanda akıcı konuşmalarıyla ün salan,
  • Kontrol mekanizmasını elinde tutabilen,
  • Öz güveni yüksek,
  • Çok yönlü olup aynı anda birçok işe konsantre olabilen kişiler.
Kırmızı karaktere sahip kişiler; dominant ve lider sınıf kadrosunun içinde yer alır. 

Zorlayıcı ortamlarda konuya egemen olma davranışını benimser. ”Zorluklara rağmen” başarmayı sever ve motivasyonunu başarma duygusunun verdiği hazdan alır. 

İletişim sırasında, durum ve olaylar kendi standartlarına uymadığı taktirde, eleştirme özelliklerini devreye sokmaktan çekinmezler. Bu yapıya sahip biri olduğunu düşünüyorsan, liderlik vasfını kullanabileceğin alanlara yönelmen başarıya daha kolay ulaşmanı sağlar.

Sarı Renk

  • Hareketli,
  • Çalışma düzeni genellikle dağınık,
  • Sevecen,
  • Çalışan bireylerle iyi ilişkiler kurabilen,
  • Dış görünüşüne önem veren,
  • Duygusal yapıda olup hayal kurmayı seven,
  • Mutlu, uyumlu, takım çalışmalarına yatkın,
  • Stratejik düşüncelerde ön plana çıkan, kişiler bu renkte tarif edilir.
Sarı bir karaktere sahip bireyler; yaratıcılıklarını kullanacakları eğlence sektöründe yer alabilir, iletişim alanında insanlarla kolayca bağ kurabilir, sezgilerini ve deneyimlerini iş dünyasındaki adaptasyon süreçlerinde kullanabilirler. Sarı rengi temsil edenler; etkileyici konuşmalarıyla, eğlenceli tavırlarıyla birlikte iş arkadaşları tarafından dikkat çeken bireyler olarak da tanımlanabilirler.

Eğer sarıyı temsil ettiğini düşünüyorsan, çalıştığın birimlerin, dinamik bir yapıya sahip olması motivasyonunun sürekliliğini sağlayacaktır. İnsan kaynakları, turizm ve otelcilik, tercümanlık, psikoloji vb. gibi alanlarda çalışman seni daha başarılı kılabilir.

Yeşil

  • İşine ve yaptığı göreve sadık,
  • Zor anlaşılan,
  • İçe dönük,
  • Hayır diyemeyen,
  • Başladığı işi yarıda bırakmayan, uzun saatler mesai yapabilen,
  • Bilinçli, heyecanlı, güvenilir,
  • Aile yapısına ve takım uyumuna değer veren kişiler bu renkte tarif edilir.
Yeşil karaktere sahip olanlar; barışçıl, planlamacı ve organizasyonel bir yapının içinde yer alabilir. Olumlu ortamlarda statülerini ve devamlılıklarını sağlamak için barışçıl bir davranış içinde olurlar.

Takımlarına uyumlu bir çalışma biçimi benimserler, dağınıklıktan hiç hoşlanmazlar ve çalışma ortamlarının düzenliliğini kendileri sağlarlar. 

Kendi işlerini kendileri yapar, başkalarına bu konuda güvenmezler. Çalışma disiplini konusunda çok titizdirler.
Bu karaktere sahip olduğunu düşünüyorsan, bir takım içerisinde dinamik olabilecek biri olduğun söylenebilir. Takım içi çalışmaların yoğun olduğu, senin liderliğinle yönetilebilecek alanlarda çalışman sana daha fazla başarı getirecektir.

Mavi

  • Mükemmeliyetçi,
  • Mantıksal yanları baskın,
  • Özenli, düzenli ve dağınıklığı sevmeyen,
  • Analitik ve profesyonel,
  • Kolay kolay birine güvenmeyi tercih etmeyen,
  • Hayatını planlı ve programlı yaşayan,
  • Yetenekli, aynı zamanda titiz çalışmayı seven,
  • Hatalarını çabuk fark eden ve anında çözüme kavuşturabilen kişiler de bu renkte tarif edilir.
Mavi karaktere sahip kişiler; kurallara bağlı, disiplinli, mantıklı ve uyumlu bir yapının içinde yer alır. 

Kurallara ve düzene uyumlu, aynı zamanda yanlış yapmaktan kaçan bir davranışı benimseyerek, çatışmayı sevmeyen bir yapının içinde olmayı tercih ederler. Çalışırken kuralların, yetkilerin kesin olarak belirlenmesi ve işleyişin bir düzen içinde ilerlemesi mavi karaktere sahip kişiler için oldukça önemlidir.

Bu karaktere sahip biri olduğunu düşünüyorsan, disiplinize olmuş bir yapının içinde kurallara bağlı olarak çalışan ve ciddiyeti hiçbir zaman kaybetmeyen bir yapın olduğu söylenebilir. Finans, hukuk, ihracat ve ithalat alanlarında çalışmak seni mutlu edebilir.

İşe alım süreçlerinde insan kaynakları birimleri bu ve buna benzer birçok kişilik envanteri testlerini uygulayarak, adayları kategorize ediyor ve ilgili pozisyona uygunluğunu ölçmeye çalışıyor. Sen de kendi karakter analizini yaparak, iş görüşmelerine gitmeden önce dahil olduğun grubu öğrenebilirsin. Böylece karakterinde hangi renklerin baskın hangi renklerin çekinik olduğunu ayırt edebilir, iş hayatında da daha sağlam adımlarla ilerleyebilirsin.


D.I.S.C kişilik testine dair bilmen gerekenler




İşe alımda mülakatlar dışında kuruma ve pozisyona bağlı olarak değişen bazı testler de adaylara uygulanıyor. Bu testlerden en sık yapılanlardan biri D.I.S.C kişilik envanteri. D.I.S.C kişilik testine dair tüm detaylar, bugün Kariyer Rehberi’nde!

Son yıllarda yaygın olarak kullanılan D.I.S.C kişilik envanterin ortaya çıkışı Dr. W. M. Marston tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu envanter bireyin kişilik özelliklerinde öne çıkan; Dominance, Interaction, Steadiness, Cautiousness (Dominant, İz Bırakan, Sadık, Ciddi) kelimelerinin baş harfleriyle adlandırılıyor.

Dominant : Sonuç odaklı, öncü, cesur ve kararlıdır. Gücü elinde tutmak ister.

İz bırakan : Motive edici, iletişimci, eğlenceli, hayat doludur. 
İnsanlarla başarılı iletişimler kurmak ister.

Sadık : Sabırlı, tutarlı, planlamacı, yardımseverdir. Barış içinde yaşamak ister.

Ciddi : Analitik, hesapçı, detaycı ve sistematiktir. Kurallara uyulmasını ister.

Doğru ve yanlış cevap bulunmayan bu teste amaç, bireyin normal ve iş hayatındaki davranış önceliklerini, kendini ifade şeklini, hangi tür iş ortamında ve çevrede rahat olabildiğini, hangi iş türünde başarı sağlayabileceğini ve verimli olabileceğini, kimlerle anlaşabileceğini ölçmektedir. 

Aynı zamanda personel seçiminde, bireyin meslek eğiliminde, bireylerin kariyer planlamasında ve liderlik niteliği tespitinde kullanılmaktadır.

Envanter, 28 soru ve 106 seçenekten oluşmakta ve toplam 70 adet iş tanımını içermektedir. Envanter sonuçlarına göre bireyler, bu 70 iş tanımıyla ya da işletmenin belirlemiş olduğu iş/görev tanımlarıyla karşılaştırılmaktadır.

D.I.S.C envanterinde özel bir soru şekli kullanıldığından test hızlıca yapılmaktadır. 

Böylece bireyden alınması istenen verilere direkt ve güvenilir bir şekilde ulaşılmaktadır. 
 Envanter sonuçlarında kişinin genel karakter özellikleri, motivasyon şekli, iletişim ve genel yetenekleri, bireyin 12 temel karakteri (kararlılık, verimlilik vb.) ve bunları dış ortamda nasıl şekillendirdiği ölçülmektedir.

Kaynak: Emel Erdoğdu, İ.K. Yönetiminde Personel Seçimi ve Psikoteknik Testlerin Önemi