perakende sektörü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
perakende sektörü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

18 Ağustos 2020 Salı

Korona krizi yeni iş fırsatları yarattı



SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Neredeyse tüm dünyada görülen koronavirüs pandemisine karşı yürütülen mücadele kapsamında insanlar evlerinde kalmaya çağrılırken, ekonomidünyası da salgından nasibini almaya devam ediyor. İspanya, İtalya ve iki günlüğüne de olsa Türkiye gibi ülkelerde uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle insanlar işlerine gidemez oldu. Bunun neticesinde birçok sektörde işler durma noktasına gelirken, bazı dallarda ise eleman dar boğazı had safhaya ulaştı. Bugünkü yazımızda, koronavirüs nedeniyle yaşadığımız bu krizi iş bağlamında nasıl fırsata dönüştürebileceğinizi anlatmaya çalışacağız.



ALMANYA’da özellikle gastronomi ve perakende sektörü, krizden en çok etkilenen iş alanları olurken, sistem açısından hayati önem taşıyan sektörler büyük bir telaşla eleman arayışı içinde bulunuyor. Koronavirüs pandemisi yüzünden iş yerleri geçici süreyle veya iflas nedeniyle sürekli kapandığı için kısa çalışmaya geçenler veya işsiz kalanlar için özellikle sağlık sektöründe, süpermarketlerde veya tarım alanında yeni iş fırsatları doğdu.

EK GELİR DİKKATE ALINMIYOR

Almanya’da kısa çalışma ödeneği alanlar, yani son aldıkları net aylığın yüzde 60’ı (çocuklularda ödenek oranı yüzde 67 oranında geliri olanlar, ek işte çalışarak aile bütçelerine katkıda bulunabilirler. Normal şartlar altında, kısa çalışma ödeneği alanların ek işten elde ettikleri gelirleri, ödeneklerinden kesiliyor. Ancak federal hükümet, koronavirüs pandemesi nedeniyle aldığı kararla, kısa çalışma ödeneği ek gelir nedeniyle azalmayacak.

HAYATİ ÖNEMDEKİ SEKTÖRLER NELER

Bu karar 31.10.2020 tarihine kadar toplumsal sistem için hayati önem taşıyan sektörlerde çalışanlar için geçerli olacak. Bu sektörler hangileri biliyor musunuz?

Almanya’da enerji, su ve atık işleme sektörlerin yanı sıra gıda alanındaki toptan ve perakende branşı, sağlık ve bakım sektörü, ilaç tedarik branşı ve nakliye ulaşım sektörleri, basın ve medya branşı, idari birimler, okullar, çocuk ve genclik yardım birimleri ve engelliler için çalışmalar sistem açısından hayati önem taşıyan iş branşları olarak tanımlanıyor.

SÜPERMARKETLER ELEMAN ARIYOR

Örneğin gıda sektörü koronavirüs krizi nedeniyle lojistik, depo ve satış alanlarında acilen eleman arıyor. Almanya’nın önde gelen süpermarket zincirlerinden ALDI Süd ve LIDL son haftalarda çok sayıda yeni eleman işe aldı bile. 

REWE adlı süpermarket zinciri özellikle harçlığını artırmak isteyen üniversite öğrencileri yardımcı eleman statüsünde işe almak için kolları sıvadı. Bu amaçla REWE yöneticileri, özellikle gastronomi, turizm veya tekstil sektörlerinde kısa çalışma dönemine geçen şirketlerle eleman transferi için görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor.

SEZONLUK İŞÇİLERE BÜYÜK İHTİYAÇ VAR

Almanya’da her yıl yaz döneminde, başta Polonya, Romanya ve Bulgaristan olmak üzere komşu ülkelerden gelen sezonluk işçilere özel izin ve uçakla gelme şartıyla, ülkeye giriş izni verilse de, tarım alanında sezonluk işçi ihtiyacının tümüyle karşılandığı söylenemez. 

Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Tarım Bakanı Ursula Heinen-Esser, “Tarım sektöründe çalışmak üzere gönüllü işçi ihtiyacımız hâlâ var. Koronovirüs krizine rağmen bölgesel tarım ürünlerinin mutfaklarımıza girmesine destek vermek isteyen herkese kapımız açık” diyerek, kısa çalışmaya geçenlere ve gönüllü çalışmak isteyenlere tarım işlerinde çalışmaya davet etti. 

Tarım alanında sezonluk işçi olarak görev almak isteyenler, internette tarım odalarına, Alman Çiftçiler Birliği’ne (Bauernverband) veya Alman Tarım ve Orman İşleri İşverenler Birliği’ne ait web sitelerinde yer alan eleman ilanlarından kendilerine uygun iş bulabilirler. 

Hastanelerde zaten, pandemi öncesi de kronik bir şekilde eleman açığı herkes tarafından biliniyor. Eskiden doktor veya bakıcı olarak çalışanlar, korono krizi nedeniyle hastanelerde had safhaya çıkan eleman açığını fırsat olarak değerlendirip, bu sektörde tekrar istihdam imkânı bulabilirler.

KRİZ DOLANDIRICILARINA DİKKAT!

Koronovirüsü salgını nedeniyle hepimiz zor günler yaşarken, bunu fırsat bilen dolandırıcılar iş başında olduklarını söyleyebiliriz. Alman Emeklilik Sigortası’ndan (DRV) edinilen bilgiye göre, son günlerde kimliği belirsiz kişiler tarafından telefon yoluyla sigortalılardan kişisel bilgi alma ve para dolandırma olaylarının arttığı uyarısında bulundu. 

Sigorta yetkilileri, insanların zaten kriz döneminde çok tedirgin olduğunu belirterek, dolandırıcılar herkesin hassasiyet ve tedirginliğinin arttığı bu dönemde hareket geçtiklerine işaret ediyorlar. DRV yetkilileri, “Her ne olursa olsun, Alman Emeklilik Sigortası’ndan hiç kimse, sigortalılara telefon yoluyla herhangi bir banka hesabına para havale etmelerini veya doğum tarihi, sigorta sicil numarası gibi kişiye ait şahsi bilgileri verme talebinde bulunmuyor” diye uyarıda bulundular.

TALEPLER YAZILI İLETİLİYOR

Herhangi bir emeklilik işlemi için ek bilgi gerektiği takdirde, bunun yazılı yoldan talep edildiğine işaret eden yetkililer, dolandırıcıların hatta “Bilgi vermezseniz, eksik primleri ödemezseniz emekli aylığınız kesilir veya aylığınıza el konulur” şeklinde tehditte bulunduklarını belirterek, “Bu durumda yapılması gereken, bu kişilerin yüzüne telefonu kapatmaktır” dediler. Dolandırıcıların, emeklilerin banka bilgilerine ulaşmak için, “Size geçen ay eksik ödeme yaptık. 

Aradaki farkı bu ay size havale edeceğiz” bahanesi uydurduklarını vurgulayan yetkililer, böyle bir durumda DRV’nin emeklilerden yazılı bilgi talebinde bulunduklarını hatırlattılar. DRV yetkililerinin, sadece istisnai durumlarda, telefon numarasını bildiren emeklileri aradıkları ve yürüyen bir işlem için temasa geçtikleri kaydedildi. Bazı dolandırıcıların, sadece telefonla değil mektup yoluyla veya ev adresini tespit ettikleri emeklilerin evine bizzat uğrayarak kirli emellerinin peşine düşüyorlar.

Siz siz olun, şüphe duyduğunuz durumlarda, telefonunuz ekranında gördüğünü numarayı lütfen geri aramayın. Çünkü bu numara çoğu kez gerçek gibi görünse de teknik yoldan taklit edilen çakma bir numara olduğunu unutmayınız. Emin olmak için DRV’nın 0800 1000 4800 numaralı ücretsiz danışma telefonunu arayıp, karşılaştığınız durumu izah edip bilgi alabilirsiniz.

‘İyi İşler’ sahibi kadın girişimciler pandemi dönemi deneyimlerini paylaştı

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, "Eski ya da yeni 'normal' ayırt etmeksizin, biliyoruz ki kadınlar güçlendikçe ekonomi iyileşecek, kadın girişimciliği yaygınlaştıkça ve kadın istihdamı arttıkça ekonomik ve sosyal olarak güçleneceğiz"dedi

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Kurucu Üyesi Ümit Boyner, "Değerlerimiz ya da bugüne kadar ki doğrularımız kriz, pandemi ya da ekonomik daralma dönemlerinde 'ilk vazgeçilecek' değil 'ilk sahiplenilecek' kavramlar. Eski ya da yeni 'normal' ayırt etmeksizin, biliyoruz ki kadınlar güçlendikçe ekonomi iyileşecek, kadın girişimciliği yaygınlaştıkça ve kadın istihdamı arttıkça ekonomik ve sosyal olarak güçleneceğiz." ifadelerini kullandı.

Boyner'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Boyner Grup iş birliği ile gerçekleştirilen, Bank of America Merrill Lynch'in finansal destek sağladığı "İyi İşler: Tedarik Zincirlerinde Yer Alan Kadın Girişimcileri Güçlendirme Programı"nın katılımcısı kadın girişimciler video konferansta bir araya geldi.

Programın 2018 ve 2019 yılı katılımcısı kadın girişimciler, etkinlik çerçevesinde pandemi dönemindeki deneyimlerini paylaştılar.

Buluşmaya KAGİDER Başkanı Emine Erdem, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Kurucu Üyesi Ümit Boyner ile Morhipo ve boyner.com.tr Genel Müdürü Barış Akyürek de katılarak görüşlerini paylaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Kurucu Üyesi Ümit Boyner, toplumsal cinsiyet eşitliğini bir eşitlik ve demokratik haklar meselesi olarak gördüklerini belirterek, "Değerlerimiz ya da bugüne kadar ki doğrularımız kriz, pandemi ya da ekonomik daralma dönemlerinde 'ilk vazgeçilecek' değil 'ilk sahiplenilecek' kavramlar. Eski ya da yeni 'normal' ayırt etmeksizin, biliyoruz ki kadınlar güçlendikçe ekonomi iyileşecek, kadın girişimciliği yaygınlaştıkça ve kadın istihdamı arttıkça ekonomik ve sosyal olarak güçleneceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

KAGİDER Başkanı Emine Erdem, teknolojinin fırsat eşitsizliğine karşı dengeleyici katkısına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Kadınların yeniden toparlanma sürecine yapacağı katkı ve ortaya çıkacak yeni dünyada oynayacakları rol vazgeçilmez bir öneme sahip olacak. Kadınların ekonomideki varlığını ve gücünü artırabildiğimiz ölçüde, gelecekteki benzer krizlere karşı ekonominin direnci de güçlenecektir. Sadece Türkiye'nin değil bütün ülkelerin Kovid-19 krizini atlatmaları ve yeniden kalkınma yoluna girmeleri, bu sürece herkesi eşit şekilde dahil etmekle mümkün olacak.

Başarının anahtarı ise artık teknolojinin elinde. Üstelik teknolojinin iş dünyasındaki fırsat eşitsizliğine karşı dengeleyici, koşulları biraz daha eşitleyici bir katkısı da olacak. Bu sebeple önümüzdeki dönemde girişimci kadınların teknolojiden çok daha fazla yararlanmalarının önemi çok büyük."

Pandemi Sürecinde İş Arayanlar için 5 Öneri


Koronavirüs salgını gündemi ile birlikte sadece çalışanlar için değil, iş arayanlar için de süreçlerde çeşitli değişiklikler yaşandı. Bu dönemdeki iş arama sürecinizi daha verimli hale getirmenize yardımcı olacak 5 öneriyi sizler için kaleme aldık.

Ağınızı güçlendirin


Evde kaldığınız sürece networkünüzü geliştirmek için online seminerlere, etkinliklere, eğitimlere katılabilirsiniz. Katıldığınız bu etkinliklerde yeni insanlarla tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz. Bu insanlarla güçlü ve etkili bir iletişim kurmaya özen gösterin.

Görüntülü mülakatlar için uygun ortam yaratın


Katıldığınız online değerlendirme süreçlerinin sonucunda bir görüntülü görüşme davetiyesi almaya hazırlıklı olmanız gerekiyor. Bu görüşmeleri planlarken internet bağlantınızın iyi olduğundan, arka planın düzeninden, evin sessizliğine kadar birçok detayı düşünmelisiniz

Kendinizi iyi ve enerjik tutmaya önem verin


Birçoğumuzun daha önce tecrübe etmediği bir dönemden geçiyoruz. Moraliniz yüksek olması amacıyla kendinizi iyi hissettirecek aktiviteler ile gününüzü planlayın. Karamsar olmayın, iş bulma konusundaki motivasyonunuzu kaybetmemeye özen gösterin. 

Kişisel gelişiminizi sürdürün


İş başvurularınıza devam ederken kişisel gelişim basamağını atlamamalısınız. Evde geçirdiğimiz süre zarfında kişisel gelişiminizi sürdürmek için birçok online seminere, etkinliğe, eğitme katılabilirsiniz.

İş başvurusu yapmayı bırakmayın


İş aramaya sürekli olarak devam etmelisiniz. Şirketlerin bir kısmı işe alımı geçici olarak durdurmuş olsa da boş kalan pozisyonlar için normalleşme süreci başladığında başvurular değerlendirilmeye alınacaktır. Dolayısıyla süreç içerisinde başvuru yapmayı bırakmayın. Ayrıca büyük krizlerin büyük fırsatlar yaratacağını da aklınızdan çıkarmayın.

18 Kasım 2018 Pazar

Geleceğin yükselen meslekleri!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Geleceğin sektörleri ve meslekleri çalışmasını nasıl yaptınız, ne kadar sürdü?


Bu çalışma üç ay sürdü. Amaç, Türkiye’deki geleceğin sektörlerinin ve buna bağlı olarak mesleklerinin belirlenmesiydi. Yaklaşımımız piyasa odaklı oldu. Hangi sektörlerin ekonomi içinde ağırlık kazanacağı, sektörlerin kendi içinde nasıl bir dinamik değişimi göstereceğini irdeledik. İşletmelerin ne tip insan gücüne ihtiyacı olacağına odaklandık. Dünyadaki ve Avrupa Birliği’ndeki eğilimleri tespit ettik. Kendi kurumlarımızın kurumsal bilgi kapasitesinden yararlandık. Bu konuda Türkiye’de yapılmış hiçbir çalışma olmadığı için 15 yıllık tecrübemizden, bilgi birikiminden faydalandık.


İş dünyasının, üniversitelerin fikrini aldınız mı?


Bu raporun hazırlanması aşamasına bu tip temasımız olmadı. Kurum olarak Türkiye’deki hemen hemen tüm iş örgütlerine danışmanlık yapıyoruz. Bütün sektörlerle 15 yıldır ilişki içindeyiz. Bu kurumların önceliklerini biliyoruz. Büyük ölçüde bu bilgiden yararlandık.


Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde en çok ihtiyacı olan sektör ve meslek grubu nedir?


Türkiye hizmetler sektörü ağırlıklı bir ekonomiye dönüşmeye başladı. Ekonomisi küreselleşmenin etkisiyle giderek dış dünyayla entegre oluyor. Önümüzdeki dönemde insan kaynağına sadece Türk şirketleri değil, Türkiye’deki yabancı şirketler de ihtiyaç duyacak, bu yeni ve önemli bir trend. Türkiye’de şirketler giderek yabancılaşıyor. Yabancı ortak alıyor, yabancılar tarafından satın alınıyor. Önümüzdeki 15 yılda her alanda yabancı şirketlerin ağırlıkta olduğunu göreceğiz.


Üretim nasıl değişecek?


Batıda bir firma için üretimin payı yüzde 10-15. Geri kalan yüzde 80-85 değeri yaratan farklı unsurlar; tasarım, yaratıcılık, tüketicinin rahatlık ve güvenliğini artıran teknoloji, marka değeri, imaj değeri gibi. Konsept denilen unsur, ürünün içinde daha fazla pay alıyor. Oysa Türkiye henüz başka ülkelerin fason üreticisi niteliğinde. Bizim üretime değil, ürünün o genel prosesi içinde diğer alanlarda daha çok katma değer yaratacak insan gücüne ihtiyacımız var. Bir de özellikle finans, perakende, iletişim, sağlık gibi sektörlerde çevre ülke ve müşterilerin taleplerini karşılar noktaya gelmemiz lazım. İş gücü ihtiyacı da sadece yurtiçi talebe yönelik değil, yurtdışı talebe yönelik de olmaya başlayacak. Sanayide iş gücü ve mesleklere bakınca katma değer yaratacak insanlara ihtiyaç var, üretimde çalışacak insanlara değil. Ar-ge ve teknolojide çalışacak, yaratıcılık ve konsept tasarımı yapacak, dünyada pazarlama yapacak, markalaşmayı taşıyacak insanlara ihtiyaç var.


Bu eğitimleri insanlar nereden alacak?


Üniversitelerin, meslek liselerinin, fakültelerin isimleri, yapıları ve eğitim verilecek alt başlıklarda önemli değişiklikler olmalı. Geleceğin eğitiminde en önemli unsur, özel sektör ve iş dünyası ile işbirliği. Artık üniversiteler dört sene eğitip, mezun ettikten sonra öğrenci ne yaparsa yapsın, zihniyetinden kurtulmalı. İşyerinde staj anlamında değil yalnızca, eğitim kurumları ve işletmeler arasında ciddi sinerji sağlayacak işbirliklerine ihtiyaç var.


Meslekler mi değişiyor, içerikleri mi? Yani artık, inşaat mühendisine ihtiyaç kalmıyor mu?


Mühendislik kavramı değişiyor. Klasik anlamda mühendisler ürünün sadece üretim bölümüyle ilgileniyorlar. Halbuki bundan sonra işin öbür tarafıyla, ar-ge, teknoloji, yaratıcılık, tasarımla da ilgilenmeli. Endüstri mühendisliği ve onun alt ayrımlarıyla ilgili mühendislikler önemli. Müşteri taleplerini, işin takvimini, pazarlamayı iyi bilen, bütün bunları içinde barındıran mühendisliklere ihtiyaç var. Makina mühendisi yaratıcılık, tasarımcılık, finansman, pazarlama bölümünlerinin kendisi ile nasıl çalışması gerektiğini anlamalı.


İletişimi geleceğin sektörlerinden biri olarak görüyorsunuz. Teknik elemanlar mı önem kazanıyor?


Bilgi işlem bütün sektörlerde yatay olarak tabanı güçlendiriyor. Onsuz olmuyor. İletişim ve lojistik her meslekte önem kazanıyor. Klasik iletişim fakülteleri, gazetecilik, reklamcılık bölümleri değil, bilgi yönetimi çok önemli hale geliyor. Dünya bilgi ekonomisi üzerine kurulmaya başlandı.


Ama artık bilgiye kolaylıkla ulaşılıyor, yaratıcılık daha önemli deniyor.


Doğru. Dünyada böyle trend var. Bilgiye ulaşmalı, onu kullanıp sonra da yaratıcılıkla birlikte yeni bilgiler üretmeli, yeni mal ve hizmetlere katmalısınız. Bunun için iletişim kurmak lazım. İşletme için bilgi üreten, bilginin nerede olduğunu bilen, bilgiyi toparlayan, kullanan ve yeni bilgi yaratan insanlara ihtiyaç var. Bunlar için bilgi mühendisi yetişmesi lazım. Mühendislik böyle farklılaşıyor. İletişim mühendisliği ortaya çıkarıyor. Sosyal bilimler giderek mühendisleşiyor.


Bilişim eğitiminde neler oluyor?


Bilişim eğitiminde sıkıntı var. Bilişim denince bilgi işlemci akla geliyor. Bilgisayar mühendisine artık ülkemizde ihtiyaç yok. Bilgisayarı iyi kullanan ara elemana ihtiyaç var. Sektörlerde hemen her kademedeki insanın bilişim sektöründe faydalanabilir, kullanıyor olması lazım. Bunun için de herkesin bilgisayar mühendisi olmasına gerek yok.


HASTANE VE EĞİTİM YÖNETİCİLİĞİ


Tıp geleceğin mesleklerinde nerede yer alıyor?

Tıp ve sağlık sektöründe Türkiye avantajlı. Kendi içimizden çok dışarıya hizmet vereceğiz. Avrupa nüfusu yaşlanıyor. Sağlık- sosyal güvenlik harcamaları artıyor. Türkiye sınır ötesi bu tip müşteri taleplerine daha ucuza cevap verebilmeli. Önümüzdeki yirmi yılda hem Avrupalı, hem Amerikalı bütün sağlık kurumları burada olacak. Birkaç sene sonra dış müşterilere hizmet vermek üzere hazır olmalıyız. Bizde 10 bin dolara sağlık bakımı, Batı’da 70 bin dolara yapılıyor. Bu fiyat farkından faydalanmalıyız. Sağlık yöneticilerine ihtiyaç var. Bizde iyi cerrah, doktor var. Ama bir özel hastaneyi etkin yönetip, onun rekabet gücünü artıracak, onu finansal anlamda düşünecek yöneticilere ihtiyaç var.


Sosyal bilimler geleceğin mesleklerinde nerede?


İnsanla ilgili her alan, sosyoloji, psikoloji hepsi önem kazanacak. Örneğin bizde tarihçi sadece kendi çevresi içinde ihtiyaç duyulan ve iş yapan kişidir. Oysa yeni dönemde ekonomik gelişme olunca bütün kurumların sosyal sorumluluğundan, insanların öğrenme ihtiyacından kaynaklanan ihtiyaçlar olacak. Tarihçiler artık o küçük dünyalarında kalmayacak. Çok daha geniş alan içinde çalışmaya başlayacak.


Şu anda liseye giden öğrencilere, hangi meslekleri önerirsiniz?


Perakende sektörü, finans, turizm yöneticiliği, iletişim, bilgi-işlem, sağlık yöneticilik, lojistik ve ulaştırma, enerji ve gayrimenkul sektöründe çok gelecek var. Gayrimenkul dünyada devasa bir şekilde gelişiyor. Burada çalışanların ancak yüzde 2-5’i inşaat mühendisi. İnşaat mühendisi ve şehir plancısını yetiştiriyoruz. Ancak, örneğin bir alışveriş merkezi yapılacaksa nereye kurulmalı, kentsel yaşama etkisini, ekonomik fizibilitesini araştıracak kişiler yetiştirmiyoruz.


Türkiye’de geleceğin meslekleri


İletişim Elektronik mühendisleri, enformasyon mühendisleri, yazılım mühendisleri, Ar-ge mühendisleri, ürün geliştirme yöneticileri ve uzmanları, uygulama geliştirme yönetici ve uzmanları, pazar ve iş geliştirme yöneticileri, satış ve pazarlama yöneticileri, satış sonrası hizmet yöneticileri

Perakende Perakende yöneticileri, zincir yöneticileri, mağaza yöneticileri, store yöneticileri, dağıtım kanalları yöneticileri, departman, kategori, stok yöneticileri, mağaza satış danışmanları ve uzmanları

Turizm Otel yöneticileri, işletme yöneticileri, yiyecek-içecek işletme yöneticileri, pazar ve ürün geliştirme yöneticileri

Bilişim ve bilgi teknolojileri Bilgi teknolojileri koordinatörü, veri taban ve bilgi yöneticileri, network ve sistem mühendisleri, network ve sistem güvenlik yöneticileri, yazılım mühendisleri, yazılım geliştirme uzmanları, sistem programcıları ve analistleri, web yöneticileri, web tasarım ve içerik uzmanları.

Bankacılık Şube yöneticileri, bireysel kredi yöneticileri, gayrimenkul ve konut finansman ve kredi yöneticileri, risk ağırlıklı aktif yöneticiler, internet bankacılığı yöneticileri, uluslararası bankacılık yöneticileri

Sağlık Sağlık kurumları yöneticiliği, bakım ve yaşam evleri yöneticiliği, medikal-sağlık ve hasta hizmetleri yöneticiliği, tıbbi direktörlük, hemşire direktörlüğü

Enerji Enerji mühendisleri, elektrik mühendisleri, petrol ve doğalgaz mühendisleri, nükleer enerji mühendisliği,

Otomotiv Elektronik mühendisleri, endüstri tasarım mühendisleri, enerji mühendisleri, çevre mühendisleri

İnşaat müteahhitlik İnşaat mühendisleri ve mimarlar, elektrik mühendisleri, malzeme mühendisleri, tasarım mühendisleri, saha ve şantiye mühendisleri, planlama mühendisleri, iş güvenliği mühendisleri,

Gayrimenkul Proje yöneticileri, gayrimenkul değerleme uzmanları, gayrimenkul yatırım uzmanları, gayrimenkul pazarlama ve satış yöneticileri, proje ve iş geliştirme yöneticileri, konut tüketici finansmanı uzmanları

Eğitim Eğitim kurumları yöneticileri, eğitim ve gelişim yöneticileri, eğitim ve kariyer danışmanları, rehberlik ve öğrenci işleri yöneticiliği, eğitim sistemleri ve teknikleri geliştirme yöneticileri, e-eğitim yöneticileri, özel eğitim yöneticileri, yaşam boyu eğitim yöneticileri, erken çocukluk eğitimi yöneticileri, dershane yöneticileri.

Yazar: Nuran Çakmakçı 
Kaynak: http://www.yenibiris.com

21 Temmuz 2017 Cuma

Türkiye'de "En Güçlü 30 Yabancı"

Allain Gabillet, Bert Bender, Norbert Klein, Steve Bideshi, Till Becker, Dirk Wülfing, Diego Avesani ve diğerleri… İş dünyası bu isimlere hiçte yabancı değil. Onların her biri Türkiye’nin önde gelen şirketlerini yönetiyor. Milyonlarca dolarlık yatırımlara ve büyük cirolara hükmediyor. Bir yandan yabancı sermayenin temsilciliğini yaparken, diğer yandan Türkiye’nin gönüllü elçisi olarak çalışıyorlar. Capital, geniş kapsamlı bir araştırmanın sonunda, Türkiye’nin “en güçlü” 30 yabancı yöneticisini bir araya getirdi. İşte Türkiye’nin güçlü yabancıları…
Hep Türkiye’deki yabancı sermaye yatırımlarının miktarının yetersizliğinden yakınıyoruz. Oysa bu koşullar altında bile pek çok büyük sektörde, yabancı sermayeli firmaların ağırlığı hissediliyor. Otomotivden petrol dağıtımına, çimentodan ilaca, sigortadan reklamcılığa kadar çok sayıda sektörde yabancı sermayenin ağırlığı hissediliyor. Meşrubat, bitkisel yağ gibi gıdanın alt alanlarında da onların etkinliği artıyor. Bu sektörlerde yabancı şirketlerin sayısı ve pazardan aldıkları pay ciddi boyutlarda. Bu durum onların başındaki yöneticileri de güçlü ve önemli kılıyor.
Yabancı sermaye Türkiye’ye genellikle pazar lideri olmak için geliyor. Gerçekten de pek çok sektörde ipi onlar göğüslüyor. Çokuluslu yabancı şirketler, Türkiye’de operasyonlarının başına da genellikle yabancı yöneticileri getiriyorlar. Çok azı Türk yöneticileri tercih ediyor. İş başına gelen bu yabancı yöneticiler, şirketlerinin etkinliğine paralel olarak sektörlerinin en güçlü isimleri haline geliyor.
Türkiye’deki yabancı yöneticiler ya çokuluslu şirketin bir başka ülke operasyonun başından geliyor, ya da merkezden atanıyor. Hangi şekilde olursa olsun, genel izlenim bu yöneticilerin Türkiye’ye gelmekten mutlu oldukları yönünde. Hatta birçoğu Türkiye’ye atanmanın büyük bir şans olduğunu söylüyor. Burada edindikleri tecrübelerin, kariyerlerine büyük katkı sağladığını düşünüyorlar.
Bugün Türkiye’deki yabancı yöneticilerin her biri, kendi kulvarlarında belirli bir etkinliğe sahip. Ancak bunlardan bazıları yönettikleri yüksek cirolar, etkiledikleri alan ve liderlik vasıfları nedeniyle “güçlü yabancılar” olarak öne çıkıyorlar.
Capital olarak işte bu güçlü yabancıları bir araya getirdik. Türkiye’nin büyük şirketleri sıralamalarına, sektör göstergelerine ve danışmanların görüşlerine dayanarak 30 isimlik bir liste hazırladık. Güçlü yabancı yöneticilerin Türkiye’ye yönelik düşüncelerini aldık. İşte Türkiye’nin en güçlü 30 yabancı yöneticisi…
Otomotivin yabancıları
Türkiye’de otomotiv sektörü yabancı sermayenin kendini en çok hissettirdiği alanların başında geliyor. Sektörde yabancı sermaye yatırımları çok olunca, yabancı yöneticilerin de sayısı yüksek oluyor. Üstelik bu yöneticiler pazarın önemli bir bölümünü elinde tutan şirketlerin zirvesinde bulunuyorlar. Oyak Renault Genel Müdürü Allain Gabilet, Tofaş’ın CEO’su Diego Avesani, Toyota Türkiye CEO’su Kazuhiro Kobayashi, Mercedes-Benz Türk Yönetim Kurulu Başkanı Till Becker ve Man Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dirk Wülfing, Türk otomotiv sektöründeki güçlü yabancı yöneticilerden bazıları.
Temmuz 2002’den beri Türkiye’de bulunan Wülfing, “Almanya’da Türkiye ve Türkler hakkında çok yanlış bir izleniminiz oluyor. Almanya’da insanlar Türklerin ne kadar yardımsever ve misafirperver olduklarını hiç bilmiyor” diyerek Türkiye’nin onu şaşırtan bir ülke olduğunu açıklıyor.
Türkiye’de çalışmanın kendisine kattıklarını ise şöyle sıralıyor:
Özellikle çalışanların yönetimi konusunda değişik tecrübeler edindim. Burada, çalışanlar, Almanya’ya kıyasla daha az inisiyatif aldıklarından daha çok yönlendirilmeleri gerekiyor.
Üniversite mezunu Türk gençlerin kalitesi, beni burada hayretler içerisinde bırakan olaylardan bir tanesidir. Çok iyi eğitim almış ve öğrenim görmüş bu gençler, her alanda Avrupalılarla boy ölçüşecek durumdalar.
Diğer yandan her alanda varolan yüzde 100 sınırsız hizmet, benim için burada yaşadığım en değişik tecrübelerden biri. Almanya’da olmayan bu hizmetlerin değerini burada çok iyi biliyor ve olabildiğince faydalanmaya çalışıyorum.”
Genç ve güçlü liderler
Türkiye’deki yabancı yöneticilerin büyük bölümü genç isimlerden oluşuyor. Dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi Nokia’nın Türkiye Ülke Müdürü Alessandro Fiorentino, bu genç ve güçlü isimlerden biri.
41 yaşındaki Fiorentino 2 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de bulunuyor. BT sektöründe 10 yıllık bir tecrübesi var. Bunun 7 yılında İtalya’da görev yapan Fiorentino, son iki yıldır da Nokia Türkiye Ülke Müdürü olarak çalışıyor. Türkiye’deki çalışma döneminin hem Nokia hem de kendi kariyeri açısından çok olumlu geçtiğini söyleyen Fiorentino, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Türkiye, halen gelişmekte olan bir ülke. Nüfusun büyük bölümünün hayat şartlarının daha iyi bir konuma getirilmesi gerekiyor. Diğer yandan bazı coğrafi bölgelerde ekonomik ve endüstriyel alanlarda Avrupa’nın diğer ülkelerine göre ileride. Altyapı ve pazar açısından GSM, Türkiye ekonomisinin en gelişmiş ve ileri sektörü konumunda.”
Mart 2004’te Türk Pirelli’nin başına getirilen Carlo Costa da bir diğer genç ve güçlü yabancı yönetici. Fiorentino gibi daha önce İtalya’da bulunan Costa, Pirelli’nin merkez operasyonunun da güçlü isimlerinden biri olarak biliniyor.
Türkiye’nin üçüncü büyük beyaz eşya üreticilerinden biri olan Merloni Türkiye’nin başında bulunan Stefano Pasini, “güçlüler” arasına giren genç yöneticilerden biri… Ocak 2003’ten bu yana Merloni Elettrodomestici Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Pasini, 1998 yılından bu yana Merloni Grubu’nda çalışıyor.
Finansta öne çıkanlar
Türkiye’nin en büyük yabancı sermayeli bankalarından biri olan Citibank’ın genel müdürü Steve Bideshi, sektörün güçlü yabancı yöneticilerinden biri. Ağustos 2004’te bu göreve atandı. Bir geçiş döneminden sonra şu anki pozisyonu olan Citigroup Türkiye’ningenel müdürlüğü ve ülke yöneticiliğini devraldı. Böylece 25 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de faaliyet gösteren ve 2003 bilanço büyüklüğü 1,3 katrilyon TL’ye ulaşan büyük bir organizasyonun başına geçti.
Türkiye’nin dünyadaki en dinamik ülkelerden biri ve Citigroup için önemli bir pazar olduğunu söyleyen Bideshi, “Gerek iş yaşantım gerekse sosyal hayatım açısından Türkiye’de olduğum için mutluyum. Türkiye gelecek vaat eden bir pazar olması nedeniyle bir çok sektörde yabancı yatırımcılar için fırsatlar sunuyor” değerlendirmesini yapıyor. Bideshi, Türkiye’de bankacılık sektörünün geleceğine ilişkin olumlu beklentilerini ise şöyle ifade ediyor:
“Türkiye ekonomisinin açıklığı, Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılabilir düzeyde. Bu da ülkenin rekabet gücünün bir kanıtı. Türkiye’nin gerçekleştirdiği bankacılık sektörü reformları yabancı yatırımcıların ilgisini ve güvenini artırdı. Önümüzdeki dönem bankacılık sektörünün varlık ve kaynak yapısının değişeceğine inanıyorum. Böylece, finansal araç ve enstrümanların çeşitliliğinde artış mümkün olacak.”
Türkiye, yöneticileri geliştiriyor
Sigortacılık sektöründe de öne çıkan yabancı yöneticiler var. Son dönemde bireysel emeklilik alanındaki gelişmelerle birlikte sektördeki yabancıların etkinliği daha da artmaya başladı. Aviva Grubu, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sigortacılık konusunda lider şirketleri bünyesinde barındırıyor. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin açıkladığı 2004 yılı ilk 6 aylık raporlarına göre şirket, hayat branşında 85,7 trilyon TL’lik hayat prim üretimi ile sektörde ikinci konumda. Emeklilik branşında ise üçüncü konumda. Albert W. Paterson, işte bu büyük operasyonun başında bulunuyor. Aviva Türkiye Direktörü ve Aviva Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü olarak görev yapan Paterson, iki yıldır Türkiye’de yaşıyor. Evli ve üç çocuk babası olan güçlü yönetici, Türkiye macerasını şöyle anlatıyor:
“Şirketimiz için çok önemli bir zamanda Türkiye’ye geldim. Bir yandan ‘Bireysel Emeklilik Sistemi’nin hayata geçirilmesi için çalışırken diğer yandan ismimizin Commercial Union’dan Aviva’ya dönüşümüne hazırlanıyorduk. Bu iki süreç, bana Aviva Hayat ve Emeklilik ile Aviva Sigorta’nın gelişimine katkıda bulunma fırsatı sağladı.
Ayrıca, kendi kişisel gelişimim için çok önemli bir dönem oldu. Türkiye’de geçirdiğim zamanın kişisel becerilerimi geliştirdiğini ve beni daha iyi bir yönetici yaptığını düşünüyorum. Türkiye’yi ve insanlarını çok seviyorum ve sanırım bu durum benim Türkiye hakkındaki görüşlerimi oldukça etkiliyor. Burada bulunduğum sürede pek çok değişiklik gözlemledim. Bu değişiklikler hep daha iyiye yönelikti. Türkiye’nin geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyorum.”
Perakendenin yıldızları
Son dönemde perakende sektöründeki yabancıların sayısında artış dikkati çekiyor. Özellikle yapı marketleri tarafında yabancıların ağırlığı yüksek. Bauhaus, Praktiker ve Koçtaş gibi yapı marketlerin başında genellikle yabancı yöneticiler bulunuyor. Gıda perakendeciliği tarafında ise Carrefour örneği var. Dünya perakende pazarının lider şirketlerden biri olan Carrefour, Türkiye’de de pazarın güçlü oyuncularından biri. Carrefour’un Türkiye operasyonlarının başında Luc de Noirmont bulunuyor. Güçlü yönetici hali hazırda 4 bin kişiye iş olanağı sağlayan dev bir organizasyonu yönetiyor. Fransız perakende devinin deneyimli yöneticisi, geçen yılın Temmuz ayından bu yana Türkiye’de bulunuyor.
Perakendenin bir başka güçlü yabancı yöneticisi ise Metro Cash&Carry Türkiye’nin yönetim kurulu üyesi Bert Bender. O ise Alman perakende devi Metro Group’un lokomotif şirketi olan Cash&Carry’nin Türkiye operasyonlarından sorumlu. Grubun aynı zamanda Türkiye’deki en etkin yöneticisi olan Bender’in Türkiye macerası burada görev yaptığı iki ayrı dönemden oluşuyor. İlk kez 1997-2000 yılları arasında Türkiye’de görev yapan Bender, 2000 yılında Rusya’ya atanmış. 2002’de ise yeniden Türkiye’ye dönmüş.
Bender, Türkiye’ye yeniden gelişini fırsat olarak değerlendiriyor. Çünkü, eşi bir Türk vatandaşı. 1999 yılında İstanbul’da tanışıp evlenmişler. “Türkiye’nin özel hayatıma kattığı zenginliğin yanı sıra, burada yöneticilik vasıflarımın da çok geliştiğini düşünüyorum” diyen Bender, ülkenin dinamizminin bir yöneticiye çok büyük değer kattığını düşünüyor.
Çimentonun üçüncü büyüğü
Lafarge, 4 çimento fabrikası ve 4 öğütme tesisi ile Türkiye’nin çimentoda üçüncü büyük grubu. Bu büyük grubun başında ise Pierre Damnon bulunuyor. Fransız yönetici 2 yıldır Lafarge Türkiye Başkanı olarak görev yapıyor. Daha önce de Lafarge Türkiye Çimento Grubu’nda 2,5 yıl teknik bir görevde bulunan Damnon, çokuluslu bir grup olan Lafarge’da ülkelerarası dolaşımın insan kaynakları politikasının önemli bir parçası olduğunu söylüyor.
“Yurtdışı görevlerde bulunmak ve deneyimlerin paylaşılması, ortak bir anlayış yaratılarak, performansın geliştirilmesi açısından büyük öneme sahip” diyen Fransız yönetici, Lafarge Türkiye’nin önceki başkanı Erdoğan Pekenç’in de şu anda Lafarge Filipinler’in başkanı olduğuna dikkat çekiyor. Damnon “Türkiye’nin, pek çok sektördeki yabancı yönetici için eğitim ve deneyim edinmek açısından mükemmel bir yer” diyor ve ekliyor:
“Yalnızca ekonomik ve sektörel dinamizmiyle değil, iki kıta ve kültürler arası köprü olarak sunduğu sosyal ve kültürel zenginlik açısından da bu böyle.”
Türkiye’de, çalıştığı ekibin sadece yüksek mesleki becerileri ile değil, insani nitelikleri ve aralarındaki dayanışma ile de onu etkilediğini söylüyor. O da diğer yabancı yöneticiler gibi, Türkiye’nin eğitim düzeyi yüksek genç nüfusunun ülkeye dinamizm kazandıran önemli bir unsur olduğunu belirtiyor ve devam ediyor:
“Ayrıca eğitimli genç nüfus, bu ülkeyi yabancı yatırımlar açısından cazip hale getiren önemli faktörlerden biri. Umuyorum ki, yeni yıl beklentilerimizi karşılayacak ve Türk ekonomisindeki büyüme devam edecek. Zor dönemlerde faaliyetlerini sürdüren Lafarge, iyi zamanlarda da Türkiye’ye katkılarda bulunmaya devam edecek.”
KENDİMİ YABANCI HİSSETMİYORUM BEŞ YILDIR BURADAYIM
Buraya uzun yıllar Almanya dışında çalıştıktan sonra geldim. Daha önce Portekiz ve Hindistan’da Mercedes-Benz şirketlerinin başkanlığını yapmıştım. Geniş kapsamlı bir yurtdışı deneyimim vardı. Hem bu deneyimim sayesinde, hem de Türkiye’de ve Mercedes-Benz Türk’te karşılaştığım olağanüstü iyi yaşam ve çalışma ortamı sayesinde buraya çok kısa sürede uyum sağladım. Kendimi kesinlikle yabancı hissetmiyorum.
TÜRKİYE ÇOK DİNAMİK BİR ÜLKE
Türk insanının sıcaklığı, nezaketi ve konukseverliği işimi çok kolaylaştırdı. Şirketimiz bugüne kadar başka hiçbir şirkette görmediğim çok özel bir şirket kültürüne sahip. Çok iyi eğitimli, konusunun uzmanı, disiplinli ve kendini işine adayan çalışanlarımız var. Onların oluşturdukları uyumlu çalışma ortamı şirket başarılarımızın temelini oluşturuyor. Türkiye, olağanüstü dinamik ve gelişme potansiyeli çok yüksek bir ülke. Bu dinamizm özellikle nüfusun genç olmasından kaynaklanıyor. Ancak, gençlerin geleceğe iyi hazırlanması, iyi eğitilmesi de şart.
TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞIYORUM
Ekonomik açıdan Türkiye, buraya geldiğim 2000 yılından bu yana önemli bir yapısal değişim geçirdi. Hukuki altyapıda gerekli yenilikler yapıldı ve yapılıyor. Tüm bunlar ülkenin ihtiyacı olan yabancı sermayeyi çekebilmek için büyük önem taşıyor. Yabancı sermayenin ülke ekonomisinin geleceği için çok önemli olduğuna kesinlikle inanıyorum. Bu nedenle de hem şirket olarak yurtdışındaki yan sanayicilerimizin Türkiye’deki yan sanayi şirketleriyle işbirliğini destekliyoruz, hem de ben şahsen çeşitli platformlarda bu konuda çalışmalar yapıyorum.
TÜRK İNSANININ DİNAMİZMİ BENİ CESARETLENDİRİYOR POZİTİF TECRÜBELER EDİNDİM
Türkiye’ye ilk gelişim Robert Bosch’daki görevim nedeniyle 1995 yılında oldu. Türkiye oldukça önemli bir pazar. Burada çok pozitif tecrübeler edindim. Robert Bosch Türkiye’de 3 yıl kadar kaldıktan sonra Almanya merkeze geri döndüm. İkinci gelişim, BSH ile oldu. 2002 yılından beri BSH Profilo Elektrikli Gereçler Sanayi AŞ’de CEO (İcra Kurulu Başkanı) olarak görev yapıyorum. Genç ve dinamik bir nüfusuTürkiye’yi cazip bir ülke haline getiriyor.
TÜRK İNSANI ÇOK AZİMLİ VE ÇALIŞKAN 
Türkiye’ye gelmeden önce Almanya, Norveç ve İsveç ‘de yine Robert Bosch Grubu içerisinde üst düzey yönetim kademelerinde bulundum. Uluslararası alanlarda iş yapmanın ve farklı ülkelerde yaşamanın bireylerin gelişmesine çok büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Bunu girdiğim her ortamda da teşvik ediyorum. Türkiye’de çok motive bir iş gücüyle karşılaştım. Türk insanı azimli, çalışkan, hızlı düşünebilen ve hızlı üreten bir yapıya sahip.
BURADA KATILIMCILIK YÜKSEK
Her ülkenin kendine özgü avantajları var. Örneğin, Batı Avrupa’da, bir work shop’ta katılımcılardan bir konu üzerinde çalışmaları istenirse, genelde ilk önce oturup işin kurallarını koyarlar. Neyin nasıl yapılması gerektiğine, yani prosedürlere karar verirler. Ondan sonra konu üzerinde düşünerek, prosedürlere uygun bir şekilde fikir üretirler. Türkiye’de ise fikirler inanılmaz bir hızda ve tempoda üretiliyor. Yüksek katılımcılığı görüyorsunuz. Bireyler bu fikirleri üretirlerken heyecanlı ve tutkulular. Enerjiyi ve dinamizmi anında görebiliyorsunuz. İşte bu beni cesaretlendiriyor.
ELÇİ ROLÜ ÜSTLENİYORLAR DAHA DENEYİMLİ YÖNETİCİLER GELİYOR Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda özellikle genç yöneticilerin atandığını gözlemliyorduk. Son 10 yılda ise Türkiye’nin gelişmekte olan pazar haline gelmesi ve uluslararası şirketlerin de bu stratejiyi izlemesi ile beraber deneyimi ve yaşı daha yüksek yöneticilerin atandığını görüyoruz. Uluslararası şirketler daha önceki yıllarda yaptıkları hatalardan ders aldılar. Kaynak açısından artılarıyla öne çıkan ve gelişmekte olan ülkemizin, AB süreçlerinde de ilerliyor olması Türkiye'ye bakış açısında değişikliğe yol açtı.
FAHRİ ELÇİLİK YAPIYORLAR
Diğer yandan uluslararası şirketlerin Türkiye’ye yabancı yönetici atarken kariyerlerinde elçi rolü üstlenen yöneticileri seçtiğini görüyoruz. Örneğin, Mercedes Benz Türk A.Ş CEO’su Till Becker gibi yöneticiler, Avrupa’da elçi gibi hareket ediyorlar. Kendi kariyerlerine daha farklı bir kapsam ve boyutta derinlik kazandırdıklarını görüyoruz.
ORTAK ÖZELLİKLERİ VAR
Türkiye’deki yabancı yöneticilerin hepsinin derinlik kazandıklarını, değişken ortamda gelişimlerinin ivme kazandığını söyleyebiliriz. AIG, Renault ve Mercedes gibi çokuluslu şirketlerin, AB sürecinde Türkiye’ye entegre olmak konusunda bir fikir birliği yaptıklarını görüyoruz. Stratejik yaklaşım, pazarı anlamaya çalışmak bu yöneticilerde ortak özellik olarak öne çıkıyor.
CAZİP İMKANLAR SUNULUYOR
Yabancı yöneticilere Türkiye’de ev, aşçı, şoför, çocuklarının okul giderleri, yüksek emeklilik ve hayat sigortaları gibi imkanlar sağlanıyor. Evlerinden uzak oldukları için de farklı cazip ve tatmin edici imkanlar sunuluyor. Bugün İstanbul’u, Frankfurt ya da New York’la karşılaştırmak mümkün. Yönettikleri ciro bakımından Türkiye’deki 1 milyon dolarlık bütçe ile Amerika’daki 1 milyon dolarlık ciro çok fark etmiyor. Verilen örnekler de genellikle ihracata dönük üretim yapan şirketler olduğundan, bu bakış açısıyla yönettikleri pazarlarda genellikle tatmin edici ve cazip koşullarda çalışıyorlar.